Önce bir uyarı: Bu yayın Başbakan Yıldırım 'Tasarıyı komisyona çekiyoruz' açıklaması yapman önce gerçekleşti ve evet içinde 'Hayır, bu öneri geçmeyecek' öngörüsü içeriyor ama bunun dışında 'Yaşananlar unutturmasın, 2016 yılında ortaçağ zihniyetini tartıştık biz. Hem de 4 koca gün boyunca!' sözü de var...
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Varsa yoksa AB demeyelim, Şanghay 5'lisi bizi rahatlatır." sözü neyi hedefliyor? 53 yıldır Türkiye'yi bir ileri iki geri hareket ettiren AB'ye yönelik sözlerinde kuşkusuz haklı ama bizim önümüzdeki tercih bu kadar basit değil. Modern dünyada yer almak için ısrar mı edeceğiz yoksa her bir üyesi ayrı ayrı, hukukun üstünlüğü sıralamasında yerlerde sürünen Şanghay 5'lisi ya da başka birlikteliklere mi yöneleceğiz? Gelin konuşalım.
Çocuklara yönelik cinsel suçlar bu kadar artmışken, dün akşam TBMM'de ortaya çıkan ve 'Çocuğa tecavüz suçlusunun mağdurla evlenmesi durumunda cezadan kurtulması' önergesi, her şeyi bir kenara bırakıp konuşmamız gereken tek konu. Gelin konuşalım.
Başkanlık sistemi tartışmaları Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Adı Cumhurbaşkanlığı olmuş Başkanlık olmuş benim için sıkıntı değil ama partiyle ilişiğinin kesilmesini istemiyorum' çıkışıyla başka bir noktaya geldi. Peki neden Erdoğan partili olmakta bu kadar ısrarlı? Gelin geçmişte yaşadığımız örneklerle konuşalım.
Türkiye asıl konuşması gereken gündeminden yani koşar adım gelen ekonomik krizden konuşmak yerine, Başkanlık tartışmalarına kilitlenmiş durumda. Oysa devletin resmi rakamlarıyla işsizlik %11.3. Gelin biz konuşalım...