Milli Eğitim Bakanlığının öğretmen alımı sırasında adaylarla yapılan mülakatta sorulan 'Reis deyince aklına kim geliyor?' sorusu aslında bugünümüzün özeti. Hem Bakanın ağzından duyduğumuz 'Ne var canım bunda? Piri Reis olur, Temel Reis olur...' yaklaşımındaki 'bilmek ama umursamamak' felsefesiyle, hem de eğer kamuda bir yere geleceksen hangi görüşten olman gerektiğini net şekilde anlatmasıyla...
Evrensel adalet ilkeleri uygulanarak yapılan yargılamalara kimsenin itirazı olamaz. Suçsuzun suçludan ayrılmasına gerek görülmediği, üstelik suçlu yaratmak için ekstra güç harcandığı dönemlerdeyse bugün çok kullanılan 'at izi it izine karıştı' sözüne rastlarız. Bu nedenle; 6 yıl önce yaratılan ve bazılarının ancak bugün 'kumpas' diyebildiği davalardaki gibi haysiyet cellatlığı yapıldığında, kime ve neden yapıldığına bakmadan karşı çıkmak zorundayız.
Dün kapatılan 11 radyo ve 12 TV kanalıyla, zaten ağır aksak yürümeye çalışan demokrasimiz biraz daha darbe aldı. Ne yazık ki en çok 'Bana ne ya, zaten hiçbirini izlemiyordum' diye düşünenler sorumlu bu yaşananlardan. Çünkü o 'izlemediği' kanallara sahip çıkmadığı, herkes için düşünce özgürlüğünü savunamadığı için, yarın sabahtan akşama kadar önünde oturup ağzı açık izlediği kanallar da birer birer kapatılırken sadece büyük bir sessizlik olacak tek duyabildiği...
Bakanlar Kurulu dün OHAL uygulamasının 3 ay daha uzaması yönünde karar aldı. TBMM'nin anayasal takvim gereği çalışmalarına başladığı günlerde 'yasama yetkisinin fiilen (KHK'lar eliyle) Bakanlar Kuruluna devredilmesi' anlamına gelen OHAL'in devamına neden gerek duyulur? Eğer gerekçe 'devam eden asayiş ve FETÖ'cüleri temizleme operasyonları' ise, o zaman 'İyi de siyasetteki operasyon ne zaman yapılacak' diye sormamız gerekmiyor mu?
15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL kapsamında, ülkenin yazar- çizer- akademisyen- gazetecilerinin gözaltına alınması/ tutuklanması artık korkunç bir boyuta geldi. Belki de son olarak -üstelik bir sabaha karşı evinden- gözaltına alınan Murat Özyaşar'ın dediği gibi 'Sarı Kahkaha'lar atılıyor ülkede:
"Herkes ölüsünün ardından kahkaha atar, işte bu krizin, işte bu kahkahanın adıymış sarı kahkaha."