BÖLÜM HAKKINDA
Bu hafta sizlerle, "Sosyal Medya"yı bir kavram olarak inceledik. Latince "socialis" (bir araya gelmek)ten, "medium"a (orta) sosyal medyanın, "içerik yaratmak ve paylaşmak için bir araya gelinen mecra" tanımlandığını söyledikten sonra meselenin içyüzünü daldık. İtibari ve gerçek değer sistemlerinde, sosyal medyanın da aslında popülist bir yönü olduğunu ; içerikten bağımsız sayıya yönelik değerlendirildiğinizi altın-banknot örneğiyle konuştuk. Ardından, bu mecrayla alakalı 3 grubu inceledik : kullandırıcılar, içerik üreticiler ve kullanıcılar.
Geçmişte kitle yönlendirmek için kullanılan medyanın, eskiden bilgi saklayarak, artık bilgi yığarak yaptığı çeşitli manipülasyonları konuştuk. Buradaki amacın, birine güvenmenizi sağlamak olduğunu ve hikayenin oradan şekillendiğini fark ettik. Ayrıca, sadece iki firma türünün müşterilerine kullanıcı (user) dediğini gördük : madde ve sosyal medya.
Üreticiler kısmında, hangi tip içeriklerin ön plana çıktığına bakıp reels'lerin tehlikesini konuştuk : beynin dopamin mekanizmasını hedef alan bu video tipinin, yol açtığı sorunları özellikle de odaklanma ve hayattan keyif alamama problemini konuştuk.
Son grup olan kullanıcılar'da, filtre kullanımıyla bozulan algılarımızı, body dismorphia ve yeme bozuklukları gibi sıkıntıların artışına bağladık. Oranın sanal bir dünya oluşunun unutturulduğunu, biz unutmamak adına vurguladık. Deneyimlerin içinin boşaldığını, acaba birileri görsün diye mi yaşadığımız anıları düşünmek için biraz bekledik. Konuya dair kısa bir anı, ayrıca kendim de bu mecrada yayın yapan birisi olarak gözlemlerimle bitirdim.
Not : Bu bölümde, sosyal medyayla ilişkilendirilmiş birkaç bağımlığın, davranış eğiliminin ve sağlık durumlarının ismi, bilgi amaçlı kullanılmıştır.
GENEL Ben Eylül Sunar, nam-ı diğer Vapur Filozofu, kimlikte 21, görüntüde 17, ruhunda 57, Kadıköy-Beşiktaş Hattı’nın, hiç de çatlak olduğunu göstermeyen, gözlüklü, sempatik, biraz da tombik müdavimi.