"Hepiniz diktatör tarafından kandırılıyorsunuz. Eh, aslında hepiniz değil! Başkanınızın ve ülkeyi yöneten öteki insanların gerçekleri bildiğinden eminim. Ne de olsa onların uzmanlığı da bu. Kandırma… Liderleriniz emperyalizme olan bağlılıklarını sizden saklıyor. Hiç değilse saklamaya çalışıyor. Toparladıkları parayı, insanları yozlaştırmak, yolsuzluğa sevk etmek için neler yaptıklarını sizden saklıyorlar.”
İran’la İsrail-ABD arasındaki gerilim ve çatışma süreci devam ederken, devrik Şah Muhammed Rıza Pehlevî’nin oğlu Rıza Pehlevî de çeşitli platformlarda sahne alarak Amerikan yönetimine yaltaklanmayı sürdürüyor. Son olarak, Teksas’ta düzenlenen bir etkinlikte konuşan Rıza Pehlevî, Başkan Donald Trump’a İran’la anlaşmak yerine rejim değişikliğini zorlaması çağrısında bulundu.
Deniz Baykal, 2010 yılında CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa ederken “Bu bir kaset olayı değildir. Bir komplodur” demişti.
O gün için anlaşılmasa da sonraki yıllarda siyaseti, bürokrasiyi ele geçirmeye çalışan ve nihayetinde kanlı darbe girişiminde bulunan FETÖ’nün kumpaslarından biri olduğu mahkeme kararlarıyla belirlenen bu hadise, özel hayatın nasıl bir anda politik sonuçlar ürettiğini gösterdi.
Bazı kitaplar vardır; onları okurken yalnızca bir hayat hikayesine değil, aynı zamanda bir coğrafyanın hafızasına temas ettiğinizi hissedersiniz. Sharjah’da bulunan The Africa Institute ve Skira’nın ortak yayını olan At Home in the World: A Memoir tam da böyle bir kitap. Yazarı İbrahim El-Salahi ise yalnızca bir sanatçı değil; modern Afrika sanatının kurucu figürlerinden biri, aynı zamanda sürgünün, parçalanmış aidiyetlerin ve yeniden kurulan benliğin tanığı.
Soykırım suçlusu olması dolayısıyla başbakanı ve birçok görevlisi şu anda Uluslararası Adalet karşısında hesap vermesi gereken İsrail işgal parlamentosundan geçtiğimiz pazartesi akşamı kan donduran bir yasa çıktı. Aslında yasa demek her türlü yasal faaliyete büyük ayıp ve hakaret olur. Zaten işgalci konumundan dolayı hiçbir meşruiyeti, hiçbir hukuki temeli olmayan bir haydut yapının cinayet talimatı daha ziyade. Talimat metninin dili soğuk, teknik ve düzenli.
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim sadece savaş gemileriyle açıklanabilecek bir tablo değil. Perde arkasında çok daha büyük, çok daha sessiz bir mücadele yürütülüyor. Bu mücadele, petrolü kimin taşıdığı değil, o petrolün geçişinden doğan parayı kimin yönettiğiyle ilgili.
Son zamanlarda eskiye nazaran daha sıklıkla gördüğüm ve beni ziyadesiyle huzursuz eden, muhtemelen sizin de benzerlerini hayretle yaşadığınızı ve rahatsız olduğunuzu tahmin ettiğim bir husus var. Ne zaman böylesi bir durumla karşılaşsam aklıma Abdullah bin Selam’ın Müslüman oluşunu anlatırken kurduğu bir cümle geliyor ve ben çok mahçup oluyorum. O cümleye ve o hususa elbette geleceğim ama mesele daha iyi anlaşılsın için önce Medine Yahudilerinin ulularından ve alimlerinden olan Abdullah bin Selam’ın ihtida sürecini gelin bizzat kendisinden dinleyelim:
Milattan Önce 431’de Atina ile Sparta arasında başlayan “Peloponez Savaşları” 421’de kırılgan bir ateşkes anlaşmasıyla “mola” vermişti. 416’da Atina’lı Neoconlar bu savaşlarda “tarafsızlığı” seçen Meloslular’ı “Koşulsuz Teslim yahut Ölüm” arasında tercihe zorlamıştı. Teslim olmayan Meloslular “ibret olsun” diye boğazlandı. Ardından Atinalılar Sicilya’daki Siraküza’yı işgal için bir donanma seferi daha başlattılar. Önceki yazıda “Atina İmparatorluğu” ve müttefiklerinin Sicilya’yı işgal girişimlerinin hezimetle sonuçlandığını anlatmış idim.
Savaşa ilişkin gelişmeler baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Açık kaynaklar çelişkili bilgilerle dolu. Tarafların net hedeflerinin olmaması sağlıklı analizi zorlaştırıyor. Kaynaklar, kapalı kapılar ardındaki konuşmalarla ilgili bir hayli ketum.
7 min
About Yeni Şafak Yazarlar
From the publisher's feed
Sosyal medyanın en güçlü haber mecrası Yeni Şafak.
Yeni Şafak Gazetesi olarak yayın hayatına başladığımız ilk günden itibaren ülkemizde demokrasinin tüm kurumları ile yerleşmesi, milli irade ve değerlerimizin hâkim olması için tüm gücümüzle çalıştık. Bu ülkenin geleceğinin derin sularda boğulup gitmemesi için çaba sarf ettik. Fırtınalı günlerde sığınılacak bir liman olduk. Bugüne kadar ülkemize yapmış olduğumuz katkıyı bundan sonra da okurlarımızın desteği ile sürdürmeye devam edeceğiz. Her gün Yeni Şafak’la yeni bir umut olacak.