
Sign up to save your podcasts
Or


Eski zamanlarda, Keşmir ülkesi şahı Cihangir'in şahın güzeller güzeli kızı Şahinaz Sultan varmış. Şahinaz Sultan o kadar güzelmiş ki, saraydan yüz cariye arasında çıkar, onların etrafını da askerler sararmış. Halk Şahinaz Sultan'ı görmek için o kadar gayret gösterirmiş ki, bu hengame sırasında yaralananlar hatta ölenler olurmuş. Sonunda Cihangir Şah hem halkını hem de kızını korumak için Şahinaz Sultan'ın saraydan çıkmasını yasaklamış. Bu haber başka ülkelerde de duyulmaya başlamış. Şehzadeler daha Şahinaz Sultan'ı görmeden ona aşık olmaya başlamışlar ve bunu belli etmek için Keşmir'e elçi yollamaya başlamışlar. Bir gün Şahinaz Sultan rüyasında bir erkek geyiğin tuzağa düştüğünü ve dişi geyiğin onu kurtardığını, ancak sonra erkek geyiğin tuzağa yakalanan dişi geyiği bırakıp kaçtığını görmüş...
Nasreddin Hoca masallarında eşek neden sıkça geçer? Peki Hoca'nın bir oğlu ve bir kızı olduğunu biliyor muydunuz? Dinleyin!
Istanbul'da Taksim Meydanı'nda, Kazancılar Yokuşu'ndan aşağıya inerken karşınıza Timsah Sokağı çıkar. Peki İstanbul'da, hatta Anadolu'nun hiçbir yerinde Timsah yaşamamışken bu sokağın ismi nereden geliyor? Dinleyin.
Eski zamanlarda büyük bir ülkenin mala mülke, ve lükse düşkün bir padişahı varmış. Padişah malı mülkü ne kadar kadar seviyorsa biricik şehzadesini de en az o kadar seviyormuş. Şehzade ise hiç padişah gibi değilmiş. Malı mülkü ve lüksü hiç önemsemiyormuş. Şehzade böyle yaptıkça Padişah O'nu daha da şımartmak istiyor ama ne yapıyorsa Şehzade yine de mala mülke ilgisiz kalıyormuş. Bir gün Padişah bu durumu vezirine danışmış. Vezir Padişah'a, Şehzade'yi güvendikleri bir köylünün evinde bir hafta kalması için yollamasını tavsiye etmiş. Böylece Şehzade'nin elindekilerin kıymetini anlayacağını düşünmüş. Padişah bu öneriye önce karşı çıksa da sonradan kabul etmiş ve Şehzade'yi saraydan yollamış...
Bugün erkeklerin aksesuar olarak kullandıkları kravatın hikayesini biliyor musunuz? Dinleyin.
Kestane ağacının Avrupa'nın en ünlü şehirlerinden birine İstanbul'dan götürüldüğünü biliyor muydunuz? Peki ya hangisine? Dinleyin.
Osmanlı zamanında berberler ve hikayeleri...
Uzak bir diyarda mutlu bir ülke varmış. Bu ülkenin insanları çalışır, kazanır ve kazandıklarını paylaşarak keyif içinde yaşarlarmış. Sisler Dağı'nda ise bu mutluluğa dayanamayan bir cadı yaşarmış. Mutlu insanların huzurunu bozmak için bir plan yapmış ve planını hemen uygulamaya başlamış. Cadı kazanını kurmuş. Kazanın içine büyü malzemelerini atıp karıştırmış. Kazanın içerisine bir vazo daldırmış ve sihirli sözleri söylemiş. Vazo kazandan çıktığında altın rengindeymiş. Gece karanlığında bir tarlaya inip vazoyu oraya gömmüş. Haince gülmüş ve şöyle demiş: "Bundan sonra kimse mutlu olmayacak!".
Ahmet Usta, mesleğine aşık bir bakır ustaymış. Yanına aldığı çırakları yetiştirir ve meslek sahibi yaparmış. Ahmet Usta'nın son çırağı, Selim, pek eski çıraklar gibi değilmiş. Bakırcılığı hiç sevmiyor, işini zorla yapıyormuş. Her şeyden şikayet ediyormuş. Ahmet Usta, Selim'in gönlünü kazanabilmek için O'na sevdiği yemeklerden bile getirtiyormuş öğlenleri, ama nafile. Sonunda Ahmet Usta, Selim'e bir ders vermeye karar vermiş ve Selim'i tuz alması için çarşıya yollamış...
Tarihte ilk Aşk Şiiri'ni kim yazmış? Dinleyin.
From the publisher's feed