
Sign up to save your podcasts
Or


Vaktiyle bir çamaşırcı kadınla üç kızı yaşarlarmış. Kadın çamaşır yıkayarak ailesini geçindirirmiş. Günlerden bir gün, ailenin büyük kızı kısmetini bulmak için evden ayrılmış. Az gitmiş, uz gitmiş. Dere tepe dün gitmiş... Bir falcının evine varmış...
… Bizim terzi, kervanla birlikte yola çıkmış eskiden yaşadığı şehre gitmek üzere. 40 gün, 40 gece yolculuk etmişler. Bu sürede kervancıyla arkadaş olmuşlar. Terzi, başından geçenleri kervancıya anlatmış. Kervancı terzinin haline üzülmüş. 40 gün sonra, güneş batarken terzinin eskiden yaşadığı şehre çok yaklaşmışlar. Kervancı bu gece konaklayacaklarını ve sabahleyin yolculuğa devam edeceklerini söylemiş. Fakat terzi çok heyecanlıymış. Yola tek başına devam edeceğini söylemiş kervancıya. Kervancının uyarılarına aldırmadan terzi yola koyulmuş…
Zamanlardan birinde bir terzi varmış. Çok güzel şapkalar dikermiş. Öyle özenirmiş ki, haftada ancak birkaç şapka dikebilirmiş.
Diktiği şapkaları satmak için haftada bir kez kurulan pazara gider ve orada halkın büyük ilgisiyle karşılaşırmış. Terzi şapkaları satmak için yüksek bir yere çıkarmış. Satışa başladıktan bir süre sonra gözü kalabalıkta bir yere takılır ve oraya doğru koşmaya başlarmış. Bu durum halkın ilgisini çektiği gibi padişahın da kulağına gitmiş.
Padişah o kadar meraklanmış ki tedbil-i kıyafet pazara terziyi izlemeye gitmişler. Terzi yine satışa başlamış ve bir süre sonra gözü kalabalıkta bir yere takılıp oraya doğru koşmaya başlamış. Padişah yanında veziri ile terziyi takibe başlamışlar…
Savaş bitmiş, asker yaralı kurtulmuş. Kral, askerin ona artık hizmet edemeyeceğini söyleyip onu ordudan uzaklaştırmış.
Asker bu duruma çok üzülmüş. Gidecek bir yeri ya da birisi yokmuş ve asker ant içmiş ki bir gün kraldan intikamını alacakmış.
Asker düşmüş yollara… Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş… Artık çok yorgun ve aç olduğu bir zamanda, uzakta bir klübe görmüş. Yürüyüp kulübeye varmış ve kapıyı çalmış…
Zamanın birinde bir oğlu bir de kızı olan bir adam varmış. Adam ölmeden oğluna kendisi evlenmeden ablasını evlendirmemesini tembihlemiş ki abla-kardeş birlikte yaşasınlar, birbirlerine destek olsunlar istemiş. Gelin görün ki, oğlan babasının vasiyetine uymamış ve ablasını bir adamla evlendirmiş. Kısa bir süre sonra oğlan çok güzel bir kızla tanışmış…
Sevgili dinleyicilerim,
Bu bir orijinal Anlat Eren masalıdır. İyi dinlemeler…
Evvel zaman içinde çok eski zamanların birinde, Yeter iki oğlu ile birlikte mutlu mesut yaşarmış.
Kış bitip karlar yavaş yavaş erimeye başlamış. Günlerden bir gün, karlar kalkıp her yeri rengarenk otlar ve çiçekler sardığında, Yeter yükseklere ot toplamaya çıkmış. Ot toplarken incecik bir ses duymuş. Sesin geldiği yöne doğru bakmış ve yavru bir kuş görmüş, fakat çevresine dikkatli baktığında yavru kuşa sinsice yaklaşmakta olan bir kurt görmüş…
Jale, güneşli bir güne uyanmış. Havada tek bir bulut bile yokmuş. Kardeşi Nevin ile yürüyüşe çıkmışlar. Nehrin kenarındaki parka gitmişler. Hava ilk baharın gelişiyle mis gibi çiçek koyuyor, kuşlar cıvıldıyormuş…
Nevin ile Jale yürürlerken turunç ağacının üzerinde bir de ne görsünler! Bembeyaz bir leylek…
Tolstoy’un “Çekirdek” adlı kitabından… Kartal denizden uzakta, büyük bir caddede yuva yapmış. Bir gün, kartal pençelerinde bir balıkla yuvasına dönmüş. Onun pençelerindeki balığı gören çevredeki insanlar ağacın etrafında toplanıp kartala taş aymaya başlamışlar…
Tolstoy’un “Çekirdek” adlı kitabından… Çocuk, ormana mantar toplamaya gitmiş. Mantar toplamayı bitirmiş. Tam eve dönecekken gökyüzünü kara bulutlar kaplamış. Şimşekler çakmaya başlamış. Tam bu sırada başının üstünde bir çatırtı duymuş…
Tolstoy’un “Çekirdek” adlı kitabından… İki arkadaş ormanda dolaşırlarken birden bir ayı çıkmış karşılarına. Birisi bir ağaca tırmanıp orada saklanmayı başarmış, ama diğeri ayıdan kaçamamış…
From the publisher's feed