
Sign up to save your podcasts
Or


Bir gün, Keloğlan’ın babası hastalanıp onu çağırmış. O öldükten sonra köse birisiyle ticaret yapmamasını, hatta değirmenin de un bile öğütmemesini öğüt vermiş. Babası ölen Keloğlan anacığıyla yaşamaya devam etmiş. Günlerden bir gün annesi eşeğe birkaç çuval buğday yükleyip Keloğlan’dan bunları öğütmesini rica etmiş. Keloğlan eşeğe atlamış ve değirmenin yolunu tutmuş…
Yemyeşil bir köyde Ayşe teyze tek başına yaşarmış. Yetiştirdiği sebzeleri satarak geçimini sağlarmış. Günlerden bir gün yine bahçeye giderken yolda iki beyaz güvercinin yiyecek aradığını görmüş. Bir de bakmış ki çalıların arasına gizlenmiş bir kedi güvercinleri avlayacakmış. Ayşe teyze durumu fark edip sesler çıkararak güvercinleri uyarmış ve kaçırmış. Avından olan kedi, yüksek sesle miyavlayarak oradan uzaklaşmış.
Ertesi gün, yine bahçesine giden Ayşe teyze yolda iki beyaz güvercinin onu beklediğini görmüş. Güvercinler kadının omuzlarına konarak ona teşekkür etmişler. Ayşe teyze bu güvercinlere Tamer ve Fatih isimlerini vermiş. Güvercinler her gün Ayşe teyze ile bahçeye gidip geliyorlarmış. Bir sabah Ayşe teyze her zamanki saatinde uyanmış, fakat güneşin henüz doğmadığını farketmiş. Halbuki Ayşe teyzenin gözleri görmez olmuş…
Tolstoy’un Çekirdek adlı kitabından… Bir gün yaşlı adam elma fidanı dikiyormuş. Köylüler yaşlı adama ve genç fidana bakıp bu adamın bu elmaları yemeye ömrünün yetmeyeceğini düşünmüşler ve adamla konuşmaya başlamışlar…
Zamanın birinde üç kızı olan bir adam yaşarmış. Bir gün adam pazara gitmek üzere evden çıkmış. Adam pazardayken küçük kız bir rüya görmüş. Rüyasında yüksek duvarlı bir bahçede bir çiçekle oynuyormuş. Çiçek muhteşem bir güzellikteymiş. Ne olduysa, çiçek birden kaybolmuş. Ne yaptıysa kız çiçeği bulamamış…
Ağanın aklı fikri Narin Hatunda’ymış. Derviş kılığına girip her yerde onu aramaya başlamış. Sonunda şehre gelmiş. Sormuş soruşturmuş ve sonunda şehzadenin güzeller güzeli bir kızla evli olduğu bilgisine ulaşmış. Bu olsa olsa Narin Hatun’dur diye düşünmüş ve bir şekilde Padişah’ın huzuruna çıkmış…
Evvel zamanda bir delikanlı yaşarmış. Evlenme çağına gelen delikanlı kendisine göre bir eş bulup evlenmiş. Bir kız bebekleri olmuş ve ona Narin Hatun adını vermişler. Ancak delikanlı zamanının çoğunu şehirde çalışarak geçiriyor ve evinden uzakta kalıyormuş. Gel zaman, git zaman, aradan tam 19 yıl geçmiş ve Narin Hatun büyüyüp güzeller güzeli bir kız olmuş...
Eski zamanlarda iki oğlu olan bir Han yaşarmış. Bir süre sonra Han'ın karısı ölmüş. Aradan bir zaman geçmiş ki Han başka birisiyle evlenmiş. Ne var ki, yeni Hanım Han'ın küçük oğlu Metin'i hiç sevmezmiş. Ondan kurtulmak için bir plan yapmış. Bir gün Han'ın büyük oğlu Mete avdayken Hanım Han'a gidip küçük oğlan Metin'in kendisini dövdüğünü söylemiş. Han bunun üzerine en güvendiği iki muhafızını çağırıp Metin'i saraydan uzak bir yere götürmelerini ve orada öldürmelerini emretmiş. Fakat onları Metin'e hiçbir şey belli etmemeleri konusunda da tembihlemiş. Ertesi gün Metin ve iki muhafız uzaklara doğru yola çıkmışlar...
Eski zamanlarda, bir Han ile üç oğlu yaşarmış. Günlerden bir gün Han rüyasında bir bülbül görmüş. Bülbül öyle güzel ötüyormuş ki, Han bülbüle aşık olmuş. Bu aşk Han'ı hasta yataklarına düşürmüş. Hekimler ne yaptıysa onu iyileştirememişler.
Hasta yatağındaki Han, oğullarını çağırıp onlardan bülbülü bulup kendisine getirmelerini istemiş. Bunun üzerine evlatlar atlarını binip bir maceraya yelken açmışlar...
Bir varmış, bir yokmuş... Eski zamanlardan bir zamanda, bir köyde Asaf adında bir köylü yaşarmış. Kimi kimsesi olmayan Asaf o kadar safmış ki, köylüler ona Saf Asaf derlermiş. Bir de Asaf'ın tam tersi karakterde Emin diye bir köylü varmış. Köylüler ona da Cin Emin derlermiş.
Günlerden bir gün Saf Asaf tarladaki taşları temizlerken Cin Emin onu görmüş. Bakmış ki Asaf taşları tek tek taşıyor. Tarla büyük, taş çok. Öyle olunca Cin Emin, Saf Asaf'a bir yol göstermiş ve Asaf işini çabucak bitirmiş. Cin Emin'in kıvrak zekasından etkilenen Saf Asaf, ona kendisini yanına almasını ve iş öğretmesini istemiş. Bu iş Cin Emin'in kafasına yatmış, fakat Asaf'a her dediğini yapmasını şart koymuş. Asaf bu durumu kabul etmiş. Bunun üzerine Cin Emin, Asaf'a: "O zaman düş önüme Saf Asaf. Pazara gidiyoruz". Asaf, satacak bir şeyi olmadığını söylese de Emin ona gideceklerini söylemiş ve pazarın yolunu tutmuşlar...
From the publisher's feed