
Sign up to save your podcasts
Or


Evvel zamanın birinde bir kadı yaşarmış. Kadı Ömer'in Murat adında soylu ve varlıklı bir arkadaşı varmış. Hayat bu ya, Murat'ın tüm mal varlığını kaybettiği ve yoksul düştüğü haberi gelmiş. Aradan aylar, yıllar geçmiş. Bir gün Kadı Ömer yolda Murat'a rastlamış. Murat O'nu evine davet etmiş ve başından geçenleri anlatmış. Babasının ölümünden sonra her şeyini kaybettiğini ve çok yoksulluk çektiğini söylemiş. Ne yapıp ederim diye bir gece düşünüp dururken uykuya dalmış ve bir rüya görmüş. Yaşlı bir adam rüyasından ona Mısır'a gitmeden zenginliğine tekrar kavuşamayacağını söylemiş. O da sabah uyanır uyanmaz Mısır'a doğru yola koyulmuş...
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, köyün birinde Garip adında bir kız yaşarmış. İyi mi iyi, sevgi dolu Garip kız, köyün ağasının konağında çalışırmış. Hayvanlara bakar, konağın işleriyle ilgilenirmiş. Boş zamanlarında ise, serçeleri besler, gözler ve onların dillerini öğrenmeye çalışırmış. Zaman içinde de serçelerin dilini çözmeye başlamış.
Bir gün, Ağa'nın kızının altın yüzüğü kaybolmuş. Ağa ve kızı yüzüğü Garip kızın çaldığını düşünmüşler ve O'na yüzüğü bulup getirmesi için akşama kadar vakit vermişler. Eğer yüzüğü bulamazsa O'nu Ağa'nın kızının atının altına atıp çiğneteceklermiş...
Eski zamanlarda Alpanşa adında bir çoban yaşarmış. Halk arasında Alpanşa'nın gücü, kuvveti dilden dile dolaşırmış. Bir gün ülkede güç üzerine bir müsabaka düzenleneceği ve kazananın Şah'ın kızı Sandugaç ile evleneceği haberleri yayılmış. Yarışmaya katılan Alpanşa yarışmayı kazanıp Sandugaç ile evlenmiş. Mutlu mesut bir hayat sürerlerken Sandugaç'ın evlilik haberini alan Kıltap Şah bu duruma çok sinirlenmiş ve Alpanşa'ya savaş açmış. Kıltap Şah'ın ordusuna tek başına direnen Alpanşa ne yazık ki esir düşmüş ve Kıltap Şah'ın sarayında zindana atılmış. Fakat Sandugaç bu kadar kolay vazgeçmeyecekmiş Alpanşa'dan. Bir plan yapmış ve Kıltap Şah'ın sarayına doğru yola çıkmış...
Birlikte eskimeliyiz eksilmeden.
Eksilmeden yaşayacağımız yıllar olsun...
Nazım Hikmet'ten.
Hepinize mutlu bir 2025 diliyorum ve sizleri çok seviyorum 😊❤️
Eski zamanlarda bir adam yaşarmış. Adamın Maral adında bir kızı ve Murat adında bir oğlu varmış. Bir gün Maral ile Murat'ın anneleri vefat etmiş ve babaları onlara bir üvey anne getirmiş. Gelin görün ki, üvey anne çocukları sevmez, onlara eziyet edermiş. Kadın ne yapmış etmiş ve adamı çocukları götürüp ormana bırakmaya ikna etmiş. O sırada Maral üvey anne ve babasının konuşmalarını duymuş. Duyduklarını hemen ağabeyine anlatmış. Kendinlerini ormanda bulmak istemeyen çocuklar tez zamanda evden ayrılmak için bir plan yapmışlar...
Zamanın birinde zengin bir adam ve üç oğlu yaşarlarmış. Her oğlanın güzeller güzeli bir kısrağı varmış. Bir gün adam büyük oğlunu çağırmış. Oğluna kısrağının doğuracağını ve ona yardımcı olmasını söylemiş. Büyük oğlan kısrağın yanında bir süre bekledikten sonra doğum gerçeklemiş. Tatlı mı tatlı bir tay dünyaya gelmiş. Fakat bir anda bir fırtına, bir hortum çıkmış ve tayı içine alıp gitmiş...
Zaman zaman içinde, kalbur zaman içinde, bir ülkede bilgin ile zengin iki adam yaşarmış. Bilgin, akıllı, bilgili, merhametli ve alçak gönüllü biriymiş. Zengin ise varlıklı, fakat çok kibirli, tembel ve cahil birisiymiş. Bir gün, Bilgin ile Zengin'in yaşadığı ülkeyle başka bir ülke arasında savaş çıkmış ve olanlar olmuş...
Balıkçı Ahmet, büyük uğraşlar sonucunda Peri Padişah'ının kızını da Sultan'ın huzuruna getirmiş. Sultan, Peri Padişah'ının kızını sarayın en güzel odasına yerleştirmiş ve Balıkçı Ahmet'i Leyli Kısrak'ına bakması için yollamış. Leyli Kısrak'ı ile tekrar buluşan Balıkçı Ahmet O'na maceralarından bahsettikten sonra Leyli Kısrak'ına yokluğunda neler yaptığını sormuş. Sultan'ın bütün seyislerini öldüren Leyli Kısrak'ı Balıkçı Ahmet'e Sultan'ın zalim bir adam olduğunu ve O'nun da ölmesi gerektiğini söylemiş...
Balıkçı Ahmet Leyli kısrağını Padişah'a başarıyla getirir, fakat Padişah bu beklenmedik başarı karşısında mutlu olmaz. Veziriyle yeni bir plan yapmak için toplanır. Vezir, Padişah'a bu sefer Ahmet'ten Peri Padişah'ının kızını getirmesini istemesini akıl verir. Balıkçı Ahmet, bu zor görevi başaramayacaktır. Böylece Padişah, Ahmet'i idam edecek ve O'nun eşi Serap ile evlenebilecektir. Padişah bu fikri sever ve Ahmet'i huzuruna çağırır. Balıkçı Ahmet'e kendisine Peri Padişah'ının kızını kırk gün içinde getirmesini emreder. Aksi takdirde Ahmet'in kellesi gidecektir...
Eski zamanların birinde, bir köyde, küçük Ahmet ve annesi yaşarmış. Çok yoksullarmış. Öyle ki, konu komşunun yardımlarıyla karınlarını doyururlarmış. Yıllar geçmiş, Ahmet büyümüş. Güç bela bir ağ alıp köyün yakınındaki gölde balık tutmaya başlamış. O günden sonra herkes O'nu Balıkçı Ahmet diye çağırmaya başlamış. Günlerden bir gün Ahmet yine gölde avlanırken ağına bir kurbağa takılmış. Ahmet kurbağayı göle geri bıraksa da kurbağa ağına tekrar takılmış. Sonra bir daha ve bir daha. Öyle olunca Ahmet kurbağayı alıp eve getirmiş. Ertesi gün Ahmet ağını alıp yine göle gitmiş. Bu sefer Ahmet pek şanslıymış. Kısa zamanda çokça balık yakalamış ve eve erken dönmeye karar vermiş. Fakat eve gelince bir de ne görsün! Ev tertemizmiş. Üstüne üstük birkaç parça da yeni eşya varmış evde. Bununla kalmamış. Yerde bir sofrada üstünde dumanı tüten yemekler varmış...
From the publisher's feed