
Sign up to save your podcasts
Or


OTUZİKİ FARZ
Îmânın şartı: Altı (6)
İslâmın şartı: Beş (5)
Namâzın farzı: Oniki (12)
Abdestin farzı: Dört (4)
Guslün farzı: Üç (3)
Teyemmümün farzı: İki (2)
Teyemmümün farzına üç diyenler de vardır. O zemân, hepsi otuzüç farz olur.
Îmânın Şartları (6)
1-Allahü teâlânın varlığına ve birliğine inanmak.
2-Meleklerine inanmak.
3-Allahü teâlânın indirdiği kitâblarına inanmak.
4-Allahü teâlânın Peygamberlerine inanmak.
5-Âhiret gününe inanmak.
6-Kadere, ya’nî hayr ve şerlerin (iyilik ve kötülüklerin) Allahü teâlâdan olduğuna inanmak.
İslâmın Şartları (5)
7-Kelime-i şehâdet getirmek.
8-Her gün beş kerre vakti gelince namâz kılmak.
9-Malın zekâtını vermek.
10-Ramezân ayında her gün oruc tutmak.
11-Gücü yetenin ömründe bir kerre hac etmesidir.
Namâzın Farzları (12)
A-Dışındaki farzları yedidir. Bunlara şartları da denir.
12-Hadesden tahâret.
13-Necâsetden tahâret.
14-Setr-i avret.
15-İstikbâl-i Kıble.
16-Vakt.
17-Niyyet.
18-İftitâh veyâ Tahrîme Tekbîri.
B-İçindeki farzları beşdir. Bunlara rükn denir.
19-Kıyâm.
20-Kırâet. 21-Rükü’.
22-Secde.
23-Ka’de-i ahîre.
Abdestin Farzları (4)
24-Abdest alırken yüzü yıkamak.
25-Elleri dirsekleri ile birlikde yıkamak.
26-Başın dörtde birini mesh etmek.
27-Ayakları topukları ile birlikde yıkamak.
Guslün Farzları (3)
28-Ağzı yıkamak (mazmaza).
29-Burnu yıkamak (istinşak).
30-Bütün bedeni yıkamak.
Teyemmümün Farzları (2)
31-Cünüblükden veyâ abdestsizlikden temizlenmek için niyyet etmek.
32-İki eli temiz toprağa vurup, yüzü mesh etmek ve tekrar iki eli temiz toprağa vurup, her iki kolu dirsekden avuca kadar sığamak.
Namâz Kitâbı | Sayfa : 151 - 152 - 153
İyi biliniz ki, dünyâda namâzın rütbesi, derecesi, âhiretde Allahü teâlâyı görmenin yüksekliği gibidir. Dünyâda insanın Allahü teâlâya en yakın bulunduğu zemân, namâz kıldığı zemândır. Âhiretde en yakın olduğu da, rü’yet, ya’nî Allahü teâlâyı gördüğü zemândır. Dünyâdaki bütün ibâdetler insanı namâz kılabilecek bir hâle getirmek içindir. Asıl maksad, namâz kılmakdır. Se’âdet-i ebediyyeye ve sonsuz ni’metlere kavuşmak ancak namâz kılmakla elde edilir.
Namâz, bütün ibâdetlerden ve orucdan kıymetlidir. Namâz vardır ki, kırık kalbleri zevkle doldurur. Namâz vardır ki, günâhları yok eder. İnsanı kötülükden korur. Hadîs-i şerîfde, (Namâz, kalbimin neş’esi ve sevinç kaynağıdır) buyuruldu. Namâz, üzüntülü rûhlara lezzet verir. Namâz, rûhun gıdâsıdır. Namâz, kalbin şifâsıdır.
Namâz Kitâbı | Sayfa : 132
Abdüllah ibni Mes’ûd “radıyallahü anh” diyor ki, Allahü teâlânın en çok hangi ameli sevdiğini Resûlullahdan “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” sordum: (Vaktinde kılınan nemâz) buyurdu. Ba’zı hadîs-i şerîflerde ise, (Evvel vaktinde kılınan nemâzı çok sever) buyurulmuşdur. Ondan sonra hangisini çok sever dedim. (Anaya-babaya iyilik yapmayı) buyurdu. Bundan sonra da hangisini çok sever dedim. (Allah yolunda cihâd etmeyi) buyurdu. Bu hadîs-i şerîf de, iki Sahîh kitâbda yazılıdır. Başka bir hadîs-i şerîfde, (Amellerin en iyisi, yemek yidirmekdir) buyuruldu. Bir başkasında, (Selâm vermeyi yaymakdır.) Bir başkasında ise, (Gece, herkes uykuda iken nemâz kılmakdır) buyurulmuşdur. Başka bir hadîs-i şerîfde, (En kıymetli amel, elinden ve dilinden kimsenin incinmemesidir.) Bir hadîs-i şerîfde de, (En kıymetli amel, cihâddır) buyuruldu. Bir hadîs-i şerîfde, (En kıymetli amel, hacc-ı mebrûrdur.) Ya’nî, hiç günâh işlemeden yapılan hacdır buyuruldu. (Allahü teâlâyı zikr etmekdir) ve (Devâmlı olan ameldir) hadîs-i şerîfleri de vardır.
Namâz Kitâbı | Sayfa : 123
BAYRAM NAMÂZLARI
Şevvâl ayının birinci günü fıtr, ya’nî Ramezân bayramının, Zilhiccenin onuncu günü ise, Kurban bayramının birinci günleridir. Bu iki günde, güneş doğdukdan ve kerâhet vakti çıkdıkdan sonra, iki rek’at bayram namâzı kılmak, erkeklere vâcibdir.
Bayram namâzlarının şartları, Cum’a namâzının şartları gibidir. Fekat, burada hutbe sünnetdir ve namâzdan sonra okunur.
Bayram Namâzı Nasıl Kılınır?
1-Önce “Niyyet etdim vâcib olan bayram namâzını kılmağa, uydum hâzır olan imâma” diye niyyet ederek, namâza durulur. Sonra “Sübhâneke” okunur.
2-Sübhânekeden sonra eller üç def’a tekbîr getirerek kulaklara kaldırılıp, birinci ve ikincisinde iki yana bırakılır. Üçüncüsünde, göbek altına bağlanır. İmâm önce Fâtiha, sonra bir sûre okur ve berâberce rükü’a eğilinir.
3-İkinci rek’atde, imâm önce Fâtiha ve bir sûre okur. Sonra iki el üç def’a tekbîr getirerek kaldırılır. Üçüncüde de yanlara bırakılır. Dördüncü tekbîrde elleri kulaklara kaldırmayıp, rükü’a eğilinir. Kısaca: İki salla, bir bağla, Üç salla, bir eğil! diye ezberlenir.
Teşrîk Tekbîrleri: Kurban Bayramının arefesi günü, sabâh namâzından, dördüncü günü ikindi namâzına kadar, hâcıların ve hacca gitmeyenlerin, erkek, kadın herkesin, cemâ’at ile kılsın, yalnız kılsın, farz namâzından sonra selâm verir vermez, bir kerre “Teşrîk tekbîr”ini okuması vâcibdir.
Cenâze namâzından sonra okunmaz. Câmi’den çıkdıkdan sonra veyâ konuşdukdan sonra, okumak lâzım değildir.
İmâm tekbîri unutursa, cemâ’at terk etmez. Erkekler, yüksek sesle okuyabilir. Kadınlar yavaş söyler.
Teşrîk Tekbîri: “ALLAHÜ EKBER, ALLAHÜ EKBER. LÂ İLÂHE İLLALLAH VALLAHÜ EKBER. ALLAHÜ EKBER VE LİLLÂHİLHAMD”.
Namâz Kitâbı | Sayfa : 104 - 105
CUM’A NAMÂZI
Allahü teâlâ Cum’a gününü müslimânlara mahsûs kılmışdır. Cum’a günü öğle vaktinde, Cum’a namâzını kılmak, Allahü teâlânın emridir.
Allahü teâlâ, Cum’a sûresi sonundaki âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki, (Ey îmân etmekle şereflenen kullarım! Cum’a günü, öğle ezânı okunduğu vakt hutbe dinlemek ve Cum’a namâzı kılmak için câmi’e koşunuz! Alışverişi bırakınız! Cum’a namâzı ve hutbe, size başka işlerinizden dahâ fâidelidir. Cum’a namâzını kıldıkdan sonra, câmi’den çıkar, dünyâ işlerinizi yapmak için dağılabilirsiniz. Allahü teâlâdan rızk bekleyerek çalışırsınız. Allahü teâlâyı çok hâtırlayınız ki, kurtulabilesiniz!)
Namâzdan sonra, isteyen işine gider çalışır, isteyen câmi’de kalıp namâz kılmak ile, Kur’ân-ı kerîm ve düâ ile meşgûl olur. Cum’a namâzı vakti girince, alış-veriş günâhdır.
Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” çeşidli hadîs-i şerîflerinde buyurdu ki: (Bir müslimân, Cum’a günü gusl abdesti alıp, Cum’a namâzına giderse, bir haftalık günâhları afv olur ve her adımı için sevâb verilir.)
(Cum’a namâzı kılmayanların kalblerini Allahü teâlâ mühürler. Gâfil olurlar).
(Günlerin en kıymetlisi Cum’adır. Cum’a günü, bayram günlerinden ve Aşûre gününden dahâ kıymetlidir. Cum’a, dünyâda ve Cennetde mü’minlerin bayramıdır).
(Bir kimse, mâni’ yok iken, üç Cum’a namâzı kılmazsa, Allahü teâlâ, kalbini mühürler. Ya’nî iyilik yapmaz olur). (Cum’a namâzından sonra bir an vardır ki, mü’minin o anda etdiği düâ red olmaz).
(Cum’a namâzından sonra, yedi def’a İhlâs ve Mu’avvizeteyn okuyanı Allahü teâlâ, bir hafta kazâdan, belâdan ve kötü işlerden korur).
(Cumartesi günleri yehûdîlere, Pazar günleri nasârâya [hıristiyanlara] verildiği gibi, Cum’a günü de Müslimânlara verildi. Bu gün, Müslimânlara hayr, bereket, iyilik vardır).
Cum’a günü yapılan ibâdetlere, başka günde yapılanların, en az iki katı sevâb verilir. Cum’a günü işlenen günâhlar da iki kat yazılır.
Cum’a günü, rûhlar toplanır ve birbirleriyle tanışırlar. Kabrler ziyâret edilir. Bu günde kabr azâbı durdurulur. Ba’zı âlimlere göre, mü’minin azâbı artık başlamaz. Kâfirin, Cum’a ve Ramezânda yapılmamak üzere, kıyâmete kadar sürer. Bu gün ve gecesinde ölen mü’minler, kabr azâbı çekmez. Cehennem, Cum’a günü çok sıcak olmaz. Âdem aleyhisselâm, Cum’a günü yaratıldı. Cum’a günü Cennetden çıkarıldı. Cennetdekiler, Allahü teâlâyı Cum’a günleri göreceklerdir.
Namâz Kitâbı | Sayfa : 101 - 102
Bir kimse, iftitâh tekbîrini imâm ile berâber alırsa, sonbehâr günlerinde, ağaçların yaprakları, rüzgâr estikçe ne şeklde dökülürse, o kişinin günâhları da öylece dökülür.
Birgün, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” namâz kılarken, bir kimse sabâh namâzında, iftitâh tekbîrine yetişemedi. Bir kul âzâd etdi. Ondan sonra gelip Resûlullaha “sallallahü aleyhi ve sellem” sordu: “Yâ Resûlallah! Ben bugün, iftitâh tekbîrine yetişemedim. Bir kul âzâd etdim. Acabâ iftitâh tekbîrinin sevâbına nâil olabildim mi?” Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, Ebû Bekr-i Sıddîka “radıyallahü anh”, (Sen ne dersin, bu iftitâh tekbîrinin hakkında?) diye sordu. Ebû Bekr-i Sıddîk “radıyallahü anh” buyurdu ki, (Yâ Resûlallah! Kırk deveye mâlik olsam, kırkının da yükü cevâhir olsa, cümlesini fakîrlere tasadduk etsem, yine imâm ile berâber alınan iftitâh tekbîrinin sevâbına nâil olamam).
Ondan sonra, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, (Yâ Ömer! Sen ne dersin, bu iftitâh tekbîrinin hakkında?) dedikde, Hazret-i Ömer “radıyallahü anh”, (Yâ Resûlallah! Mekke ve Medîne arası dolu devem olsa ve bunların yükleri cevâhir olsa, cümlesini fakîrlere tasadduk etsem, yine imâm ile berâber alınan iftitâh tekbîrinin sevâbına nâil olamam) dedi.
Ondan sonra, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, (Yâ Osmân! Sen ne dersin, bu iftitâh tekbîri hakkında?) dedikde, Hazret-i Osmân zin-nûreyn “radıyallahü anh” (Yâ Resûlallah! Gece iki rek’at namâz kılsam, her birinde, Kur’ân-ı azîm-üş-şânı hatm eylesem, yine imâm ile berâber alınan iftitâh tekbîrinin sevâbına nâil olamam) dedi.
Ondan sonra, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” hazretleri, (Yâ Alî! Sen ne dersin, bu iftitâh tekbîri hakkında?) dedikde, Hazret-i Alî “kerremallahü vecheh”: (Yâ Resûlallah! Magrib ile maşrik arası küffâr ile dolu olsa, Rabbim bana kuvvet verse, cümlesi ile harb etsem, yine imâm ile alınan iftitâh tekbîrinin sevâbına nâil olamam) dedi.
Ondan sonra, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” hazretleri: (Ey benim ümmet ve Eshâbım! Yedi kat yerler ve yedi kat gökler kâğıd olsa ve deryâlar mürekkep olsa ve bütün ağaçlar kalem olsa ve bütün melekler kâtip olsalar ve kıyâmete kadar yazsalar, yine imâm ile alınan iftitâh tekbîrinin sevâbını yazamazlar) diye buyurdu.
Namâz Kitâbı | Sayfa : 99 - 100
Namâzda, en az iki kişiden birinin imâm olması ile cemâ’at meydâna gelir. Beş vakt namâzın farzlarını cemâ’at ile kılmak, erkeklere sünnetdir. Cum’a ve bayram namâzları için cemâ’at farzdır. Cemâ’at ile kılınan namâzlara dahâ çok sevâb verildiği hadîs-i şerîflerde bildirilmekdedir. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Cemâ’at ile kılınan namâza, yalnız kılınan namâzdan yirmiyedi kat fazla sevâb verilir.) Yine buyurdu ki: (İyi bir abdest alıp, mescidlerden birine cemâ’at ile namâz kılmak için gidenin, Allahü teâlâ, her adımına bir sevâb yazar ve her adımında amel defterinden bir günâhı siler ve Cennetde onu bir derece yükseltir).
Cemâ’at ile kılınan namâz, müslimânlar arasında birliği berâberliği sağlar. Sevgi ve bağlılığı artdırır. Cemâ’at toplanıp birbirleriyle sohbet ederler. Dert ve sıkıntıları olanlar, hastalar bu sâyede kolayca ortaya çıkar. Cemâ’at, müslimânların tek kalb, tek vücûd gibi olduklarının en güzel nümûnesidir.
Namâz Kitâbı | Sayfa : 94
ALLAHÜ EKBER: Allahü teâlâ, büyükdür. Ona birşey lâzım değildir. Kullarının ibâdetlerine de muhtâc olmakdan büyükdür. İbâdetlerin, Ona hiçbir fâidesi yokdur. Bu mühîm ma’nâyı zihnlerde iyi yerleşdirmek için, bu kelime, dört kerre söylenir.
EŞHEDÜ EN LÂ İLÂHE İLLALLAH: Kibriyâsı, büyüklüğü ile kimsenin ibâdetine muhtâc olmadığı hâlde, ibâdet olunmağa, Ondan başka kimsenin hakkı olmadığına şehâdet eder, elbette inanırım. Hiçbir şey Ona benzemez.
EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDEN RESÛLULLAH: Muhammedin “aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm”, Onun gönderdiği Peygamberi olduğuna, Onun istediği ibâdetlerin yolunu bildiricisi olduğuna ve Allahü teâlâya ancak Onun bildirdiği, gösterdiği ibâdetlerin yaraşır olduğuna şehâdet eder, inanırım.
HAYYE ALES-SALÂH, HAYYE ALEL-FELÂH: Mü’minleri felâha, se’âdete, kurtuluşa sebeb olan namâza çağıran iki kelimedir.
ALLAHÜ EKBER: Ona lâyık bir ibâdeti kimse yapamaz. Herhangi bir kimsenin ibâdetinin Ona lâyık, yakışır olmasından çok büyükdür, çok uzakdır.
LÂ İLÂHE İLLALLAH: İbâdete, karşısında alçalmağa müstehak olan, hakkı olan ancak Odur. Ona lâyık ibâdeti kimse yapamamakla berâber, Ondan başka kimsenin ibâdet olunmağa hakkı yokdur.
Namâzın şerefinin büyüklüğü Onu herkese, haber vermek için seçilmiş olan bu kelimelerin büyüklüğünden anlaşılmalıdır.
Namâz Kitâbı | Sayfa : 80
Namâzın doğru olması için, abdestin ve guslün doğru olması lâzımdır. Cünüb olan her kadının ve erkeğin, hayzdan ve nifâsdan kurtulan kadınların, namâz vaktinin sonunda o namâzı kılacak kadar zemân kalınca, gusl abdesti alması farzdır. Cünüb olmak, cimâ’ ve ihtilâm ile olur.
Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyuruyor ki: (Gusl abdesti almağa kalkan bir kimseye, üzerindeki kıl adedince [ya’nî pek çok] sevâb verilir. O kadar günâhı afv olur. Cennetdeki derecesi yükselir. Guslü için ona verilecek sevâb, dünyâda bulunan herşeyden dahâ hayrlı olur. Allahü teâlâ, meleklere, bu kuluma bakınız! Gece, üşenmeden kalkıp, benim emrimi düşünerek, cünüblükden gusl ediyor. Şâhid olunuz ki, bu kulumun günâhlarını afv ve magfiret eyledim buyurur.)
Namâz Kitâbı | Sayfa : 59 - 60
From the publisher's feed

7 Listeners