
Sign up to save your podcasts
Or


Sünnet üzere gusl abdesti, şöyle alınır:
1-Önce, temiz olsalar dahî, iki eli ve avret yerini ve bedeninde necâset (pislik) bulunan yerleri yıkamalıdır.
2-Sonra, tam bir abdest almalı, yüzünü yıkarken gusle niyyet etmelidir. Ayakların altında su toplanmıyorsa, ayakları da yıkamalıdır.
3-Sonra bütün bedene üç def’a su dökmelidir. Önce üç def’a başa, sonra sağ omuza, sonra sol omuza dökmelidir. Her döküşde o taraf temâm ıslanmalıdır. Birinci döküşde oğmalıdır.
Guslde, bir uzva dökülen su, başka uzvlara akıtılırsa orası da temizlenir. Çünki, guslde bütün beden, bir uzv sayılır. Abdest alırken bir uzva dökülen su ile başka uzv ıslanırsa, yıkanmış sayılmaz. Gusl temâm olunca, tekrâr abdest almak mekrûhdur. Fekat, gusl ederken abdesti bozulursa, bir dahâ almak lâzım olur.
Namâz Kitâbı | Sayfa : 61
Abdestin sünnetleri on sekizdir:
1 — Abdeste başlarken, Besmele okumak.
2 — Elleri, bilekleri ile beraber, üç kerre yıkamak.
3 — Ağzı, ayrı ayrı su ile üç kerre yıkamak. Buna (Mazmaza) denir.
4 — Burnu, ayrı ayrı su ile, üç kerre yıkamak. Buna (İstinşak) denir.
5 — Kaşların, sakalın, bıyığın altındaki görünmeyen deriyi, yüzü yıkarken ıslatmak.
6 — Yüzünü yıkarken iki kaşın altını ıslatmak.
7 — Sakalın, sarkan kısmını mesh etmek.
8 — Sakalın, sarkan kısmının içine, sağ elin yaş parmaklarını tarak gibi sokmak (hilâllemek).
9 — Dişleri, birşey ile oğmak, temizlemek. [Misvâk kullanmak, mühîm sünnetdir.]
10 — Başın her tarafını bir kerre mesh etmek.
11 — İki kulağı, bir kerre mesh etmek.
12 — Enseyi, üçer bitişik parmakla, bir kerre mesh etmek.
13 — El ve ayak parmaklarının arasını tahlîl etmek.
14 — Yıkanacak yerleri, üç kerre yıkamak.
15 — Yüzü yıkayacağı zemân kalb ile niyyet etmek.
16 — Tertîb. Ya’nî sıra ile yıkamak.
17 — Delk. Yıkanan yerleri oğmak.
18 — Müvâlât. Her uzvu birbiri arkasından çabuk çabuk yıkamak.
Namâz Kitâbı | Sayfa : 51
Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyuruyor ki, (Her kim abdest aldıkdan sonra, gök tarafına bakıp, şu düâyı okursa, Sübhânekellahümme ve bihamdike, Eşhedü en lâ ilâhe illâ ente vahdeke lâ şerîke leke estagfiruke ve etûbü ileyke eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdüke ve Resûlüke .
Ey Allahım! Seni, hamdinle tesbîh ve tenzîh eder(im). Senden başka ma’bûd olmadığına, bir olduğuna ve şerîkin (ortağın) olmadığına ve Muhammed aleyhisselâmın senin kulun ve Resûlün olduğuna şehâdet ederim.
Allahü teâlâ hazretleri, o kimsenin günâhlarını afv eder ve kabûl imzâsıyla tasdîk edip, Arş-ı a’lânın altında muhâfaza eder. Kıyâmet gününde bu düâyı okuyan şahs gelip, o sevâbın ecrini alır.)
Bir hadîs-i şerîfde: (Her kim abdest aldıkdan sonra “İnnâ enzelnâhü” sûresini bir kerre okursa, Allahü teâlâ hazretleri, o kimseyi sıddîklardan yazar. İki kerre okursa, şehîdlerden yazar. Üç kerre okursa Peygamberler ile haşr olur) buyurdular.
Yine bir hadîs-i şerîfde: (Her kim abdest aldıkdan sonra, benim üzerime on kerre salâtü selâm getirirse, Allahü teâlâ hazretleri, o kişinin hüznünü giderip mesrûr eder, düâsını kabûl eder) buyurdular.
Namâz Kitâbı | Sayfa : 50
NAMÂZIN VÂCİBLERİ
Namâzın vâcibleri şunlardır:
1-Fâtiha sûresini okumak.
2-Fâtihadan sonra bir sûre veyâ en az üç kısa Alâmet, nişan.'> âyet okumak.
3-Fâtihayı, sûreden önce okumak.
4-Fâtihayı ve Fâtihadan sonra okunan sûreyi, farzların birinci ve ikinci rek’atlerinde, vâcib ve sünnetlerin her rek’atinde okumak.
5-Secdeleri birbiri ardınca yapmak. 6-Üç ve dört rek’atli namâzların ikinci rek’atinde teşehhüd mikdârı oturmak. Son oturuş farzdır.
7-İkinci rek’atde teşehhütden fazla oturmamak.
8-Secdede burnu alnı ile berâber yere koymak.
9-Son rek’atde otururken (Ettehıyyâtü) düâsını okumak.
10-Namâzda ta’dîl-i erkâna riâyet etmek.
11-Namâzın sonunda, (Esselâmü aleyküm ve rahmetullah) demek.
12-Vitr namâzının üçüncü rek’atinin sonunda, kunût düâsı okumak.
13-Bayram namâzlarında tekbîr getirmek.
14-İmâmın sabâh, Cum’a, bayram, terâvîh, vitr namâzlarında ve akşam ile yatsının ilk iki rek’atinde yüksek sesle okuması.
15-İmâmın ve yalnız kılanın öğle ve ikindi farzlarında ve akşamın üçüncü, yatsının üçüncü ve dördüncü rek’atlerinde hafîf sesle okuması, vâcibdir. İmâmın yüksek sesle okuması vâcib olan yerleri, yalnız kılanın, yüksek ses ile de, hafîf sesle de okuması câizdir.
Kurban bayramının arefesinin sabâh namâzından, dördüncü günün ikindi namâzına kadar, yirmi üç farz namâzının akâbinde, (Tekbîr-i teşrîk) okumak vâcibdir.
SEHV (Yanılma ve Unutma) SECDESİ: Namâz kılan, namâzda farz olan bir şeyi, bilerek veyâ unutarak terk ederse, namâzı bozulur. Eğer bir vâcibi, unutarak terk ederse, namâzı bozulmaz. Fekat, sehv secdesi yapması lâzım olur.
Secde-i sehvi bile bile yapmıyan veyâ nemâzın vâciblerinden birini bilerek terk eden kimsenin o nemâzı yeniden kılması vâcib olur. Kılmazsa günâhkâr olur. Sünnetin terkinde secde-i sehv gerekmez. Secde-i sehv, bir farzın tehîrinde veyâ bir vâcibin terk ve tehîrinde yapılır.
Namâzda birkaç kerre secde-i sehv îcâb etse, bir kerre yapmak yetişir. İmâmın yanılması, kendisine uyanların da secde-i sehv yapmalarını gerekdirir. İmâma uyan yanılırsa, kendisi imâmdan ayrı secde-i sehv yapmaz.
Secde-i sehvi yapmak için, tehıyyât okunup, bir tarafa selâm verildikden sonra, iki secde yapıp oturulur ve (Tehıyyât), (Salli ve bârik), (Rabbenâ) düâları okunarak namâz temâmlanır. Bir veyâ iki tarafa selâm verdikden sonra veyâ hiç selâm vermeden de secde-i sehv yapılabilir.
Secde-i sehvi îcâb etdiren husûslar:
Oturması lâzım gelen yerde kalkmak. Kalkması gereken yerde oturmak. Sesli okuması îcâb eden yerde, yavaş okumak. Yavaş okuması gereken yerde, sesli okumak. Düâ okunacak yerde, Kur’ân-ı kerîmden okumak. Kur’ân-ı kerîmden okunacak yerde düâ okumak. Meselâ, Fâtiha sûresi yerine Ettehıyyâtü düâsını okumak, Ettehıyyâtü okunacak yerde Fâtiha okumak gibi. Burada Fâtiha terk edilmiş oluyor. Namâzı temâmlamadan selâm vermek. Farz namâzların birinci ve ikinci rek’atlerinde zamm-ı sûreyi okumayıp, üçüncü ve dördüncü rek’atlerinde okumak. İlk iki rek’atde, Fâtihadan sonra zamm-ı sûre okumamak. Bayram namâzı tekbîrlerini terk etmek. Vitr namâzında kunût düâsını terk etmek.
Namâz Kitâbı | Sayfa : 86 - 87
Farz, Allahü teâlânın yapılmasını istediği kesin emridir. Bir ibâdetin farzları yerine getirilmedikçe, o ibâdet sahîh, doğru olmaz. Namâz kılarken, oniki şartı yerine getirmek farzdır. Bu farzların yedisi namâzın dışında, beşi de içindedir. Dışındaki farzlara (Şartlar) denir. İçindekilere de (Rüknler) denir. [Ba’zı âlimler, tahrîme tekbîrinin, namâzın içinde olduğunu söylemişlerdir. Bunlara göre, namâzın şartları da, rüknleri de, altı olmakdadır.]
A) Namâzın Dışındaki Farzlar (Şartları):
1-Hadesden tahâret: Abdestsiz olanın abdest alması, cünüb Gusletmesi (boy abdesti alması) gereken kimse. olanın da gusl etmesidir.
2-Necâsetden tahâret: Namâz kılanın, vücûdunu, elbisesini ve namâz kılacağı yeri, kaba ve hafîf necâsetden ya’nî dînimizde necs (pis) sayılan şeylerden temizlemekdir. (Meselâ; kan, idrâr, alkol gibi maddeler, dînimizde pis sayılmakdadır).
3-Setr-i avret: Avret yerini örtmek demekdir. Avret yerini örtmek, Allahü teâlânın emridir. Mükellef olan, ya’nî âkıl ve bâlig olan insanın, namâz kılarken açması veyâ her zemân başkasına göstermesi ve başkasının da bakması harâm olan yerlerine (Avret mahalli) denir. Erkeğin avret yeri, göbeğinden dizi altına kadardır. Kadınların ise, yüz ve ellerinden başka her yeri avretdir.
4-İstikbâl-i kıble: Namâz kılarken kıbleye dönmekdir. Müslimânların kıblesi, Mekke-i mükerreme şehrinde bulunan (Kâ’be)nin arsasıdır. Ya’nî yerden arşa kadar o boşluk kıbledir.
5-Vakt: Namâzı, vaktinde kılmakdır. Ya’nî namâzın vaktinin girdiğini bilmek ve kıldığı namâzın vaktini kalbinden geçirmekdir.
6-Niyyet: Namâza dururken kalb ile niyyet etmekdir. Yalnız ağız ile söylemeye niyyet denmez. Namâza niyyet etmek demek, ismini, vaktini, kıbleyi, cemâ’at ile kılınıyorsa imâma uymayı, kalbden geçirmek demekdir. Niyyet, başlama tekbîri söylenirken yapılır. Tekbîrden sonra edilen niyyet, geçerli değildir ve o namâz kabûl olmaz.
7-Tahrîme tekbîri: Namâza dururken (Allahü ekber) demekdir. Bu başlama tekbîrine (İftitah tekbîri) de denir. Başka kelime söylemekle, tekbîr alınmış olmaz.
B) Namâzın İçindeki Farzlar (Rüknleri): Namâza durunca yerine getirilecek beş farz vardır. Bu beş farzdan her birine (Rükn) denir. Namâzın içindeki farzlar şunlardır:
1-Kıyâm: Namâza başlarken ve kılarken ayakda durmak demekdir. Ayakda duramayan hasta, oturarak kılar. Oturarak kılamayan yatarak îmâ ile kılar. Sandalyede oturarak namâz kılmak câiz değildir.
2-Kırâet: Ağızla okumak ma’nâsına gelir. Namâzda, Kur’ân-ı kerîmden sûre veyâ Alâmet, nişan.'> âyet okumakdır.
3-Rükü’: Kırâetden sonra, elleri dize koyup eğilmekdir. Rükü’da, en az üç kerre (Sübhâne rabbiyel-azîm) denir. Doğrulurken (Semi’allahü limen hamideh) denir. Doğrulunca da, (Rabbenâ lekel-hamd) denir.
4-Secde: Rükü’dan sonra yere kapanmak demekdir. Secde, arka arkaya iki kerre elleri, alnı ve burnu yere koyup kapanmakdır. Her bir secdede en az üç kerre (Sübhane rabbiyel-a’lâ) denir.
5-Ka’de-i ahîre: Son rek’atde (Ettehıyyâtü)’yü okuyacak kadar oturmakdır. Buna (son oturuş) da denir.
Namâzın büyük bir iş ve ibâdetlerin en önemlisi olduğu, şartlarının bu kadar çok olmasından anlaşılmakdadır. Ayrıca, vâcibleri, sünnetleri, müstehabları, mekrûhları, müfsidleri de bunlara eklenirse, kulun Rabbinin huzûrunda nasıl bulunacağı, nasıl bulunması lâzım geldiği anlaşılır. Kullar, âciz, güçsüz, zevallı birer mahlûkdurlar. Her nefesde, kendisini yaratan, Allahü teâlâya muhtâcdırlar. Namâz kula aczini bildiren bir ibâdetdir.
İşte bu kitâbımızda bu bilgiler sırası ile anlatılacakdır.
Namâz Kitâbı | Sayfa : 45
Namâz, Allahü teâlânın emridir. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde yüzden çok yerde “Namâzı kılınız!” buyurmakdadır. Akllı olan ve bülûğ çağına giren her müslimânın, hergün beş kerre namâz kılması, Kur’ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde emr edilmişdir.
Rûm sûresi onyedinci ve onsekizinci âyet-i kerîmelerinde meâlen: (Akşam ve sabâh vaktlerinde Allahı tesbîh edin. Göklerde ve yeryüzünde olanların yapdıkları ve ikindi ve öğle vaktlerinde yapılan hamdler, Allahü teâlâ içindir) buyuruldu. Bekara sûresi ikiyüzotuzdokuzuncu âyetinde meâlen, (Namâzları ve ikindi namâzını koruyun! [Ya’nî namâzları devâmlı kılın!]) buyuruldu. Âyet-i kerîmede geçen tesbîh ve hamdin, namâz demek olduğu tefsîr kitâblarında bildirilmişdir. Hûd sûresi yüzondördüncü âyetinde meâlen, (Gündüzün iki tarafında [öğle ve ikindi vaktlerinde] ve geceye yakın üç vaktde [akşam, yatsı ve sabâh vaktlerinde] gereği üzere namâz kıl!
Doğrusu bu hasenât, [beş vakt namâzın sevâbı, küçük] günâhları mahv eder. Bu, ibretle düşünenlere bir nasîhatdir) buyuruluyor.
Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm buyurdu ki: (Allahü teâlâ kullarına hergün beş kerre namâz kılmayı farz etdi. Güzel abdest alıp, bu beş namâzı vaktlerinde kılan ve rükü’ ve secdelerini iyi yapanları, Allahü teâlâ afv ve magfiret eder).
Beş vakt namâz, kırk rek’at eder. Bunlardan onyedi rek’ati farzdır. Üç rek’ati vâcibdir. Yirmi rek’ati de sünnetdir. Şöyle ki;
1-Sabâh namâzı: Dört rek’atdir. Önce, iki rek’at sünneti, sonra iki rek’at da farzı kılınır. Bu sünnet, çok kuvvetlidir. Vâcib diyenler de vardır.
2-Öğle namâzı: On rek’atdir. Önce, dört rek’at ilk sünneti, sonra dört rek’at farzı, farzdan sonra da iki rek’at son sünneti kılınır.
3-İkindi namâzı: Sekiz rek’atdir. Önce, dört rek’at sünneti, sonra dört rek’at farzı kılınır.
4-Akşam namâzı: Beş rek’atdir. Önce üç rek’at farzı, sonra iki rek’at sünneti kılınır.
5-Yatsı namâzı: Onüç rek’atdir. Önce, dört rek’at sünneti, sonra dört rek’at farzı, sonra iki rek’at son sünneti, bundan sonra da üç rek’at (Vitr namâzı) kılınır.
İkindi ve yatsının ilk sünnetleri (Gayr-ı müekkede)dir. Bunların ikinci rek’atlerinde otururken, (Ettehıyyâtü)den sonra (Allahümme salli) ve sonra, (Allahümme bârik) düâları sonuna kadar okunur. Ayağa kalkınca, üçüncü rek’atde, önce Besmele çekmeden, (Sübhâneke) okunur. Hâlbuki, öğle namâzının ilk sünneti (Müekked)dir. Ya’nî, kuvvetle emr olunmuşdur. Sevâbı dahâ çokdur. Birinci oturuşda, farzlarda olduğu gibi, yalnız (Ettehıyyâtü) okunup, sonra üçüncü rek’at için, hemen ayağa kalkılır. Kalkınca, önce Besmele çekip, doğruca (Fâtiha) okunur.
Öğlenin ve yatsının farzından sonra dört rek’at ve akşamın farzından sonra altı rek’at dahâ kılmak müstehabdır, çok sevâbdır. Hepsini bir selâm ile veyâ iki rek’atde birer selâm ile kılabilir. Her iki şeklde de, ilk iki rek’atleri, son sünnetler yerine sayılır. Bu müstehab namâzları, son sünnetlerden sonra ayrıca kılmak da olur.
Birinci rek’at namâza durunca, diğer rek’atler ayağa kalkınca başlar ve tekrâr ayağa kalkıncaya kadar devâm eder. Son rek’at ise, selâm verinceye kadar devâm eder. Çift rek’atlerde ikinci secdeden sonra oturulur.
Herbir rek’atde namâzın farzları, vâcibleri, sünnetleri, müfsidleri ve mekrûhları vardır.
Namâz Kitâbı | Sayfa : 43 - 44 - 45
Müslimânlara, kılmaları emr edilen namâzlar farz, vâcib ve nâfile olmak üzere üçe ayrılır. Bunlardan;
1-Farz namâzlar: Beş vakt namâzın farzları, Cum’a namâzının iki rek’at farzı ve cenâze namâzı, farz namâzlardır. (Cenâze namâzı farz-ı kifâyedir).
2-Vâcib namâzlar: Vitr namâzı, bayram namâzları, adak olan namâz ve başlanıp yarıda kalan nâfile namâzlardır. Kazâya kalan vitr namâzını da, kazâ etmek vâcibdir.
3-Nâfile namâzlar: Beş vakt namâzın sünnetleri, terâvih namâzı ve sevâb kazanmak niyyeti ile kılınan teheccüd, tehıyyetül-mescid, işrâk, duhâ, evvâbin, istihâre, tesbîh namâzları gibi namâzlar, nâfile namâzlardır. Ya’nî kılınması emr değildir.
Namâz Kitâbı | Sayfa : 43
Bursa, Osmânlılara geçmeden önce, şehrde oturan rûmlardan biri gizlice müslimân olmuşdu. Pek yakın bir dostu, bunun sebebini rûma sordu:
“Baba ve dedelerinin dînini nasıl olup da, terk etdin?” diye ona sitem etdi. Rûmun cevâbı mânidâr olmuşdu. Arkadaşına bu durumu şöyle anlatdı:
—Bir aralık esîr edilen müslimânlardan bir dânesi benim yanıma bırakıldı. Birgün bakdım, bu esîr kapatıldığı odada eğilip kalkıyordu. Yanına giderek ne yapdığını sordum. Hareketleri bitince ellerini yüzüne sürdü ve bana namâz kıldığını, şâyet müsâde edersem, her namâz için bir altın vereceğini ifâde etdi. Ben de tamâha kapıldım. Gün geçdikçe ücreti artırdım. Öyle oldu ki, her vakt için on altın istedim. O da kabûl etdi. İbâdeti için yapdığı fedâkârlığa hayret etdim. Birgün ona “seni serbest bırakacağım” deyince, çok sevindi ve ellerini kaldırıp; benim için şöyle düâ etdi:
“Ey Allahım! Bu kulunu îmân ile şereflendir!” O anda, kalbimde müslimân olmak arzûsu meydâna geldi ve o kadar çoğaldı ki, hemen (Kelime-i şehâdet) getirerek müslimân oldum.
Namâz Kitâbı | Sayfa : 42
Resûlullahın sevgili dâmâdı hazreti Alî “radıyallahü anh ve kerremallahü vecheh” namâza durunca, dünyâ yıkılsa haberi olmazdı.
Şöyle anlatılır: Bir harbde hazret-i Alînin “radıyallahü anh” mubârek ayağına bir ok gelip, kemiğe kadar saplanmışdı. Oku asılıp çekemediler. Doktora gösterdiler. Doktor: (Sana aklı gideren, bayıltan ilâc vermeli ki, ancak o zemân ok ayağından çekilir. Yoksa, bunun ağrısına tahammül edilemez) dedi. Emîr-ulmü’minin hazret-i Alî “radıyallahü anh”: (Bayıltıcı ilâca ne lüzûm var. Biraz sabredin, namâz vakti gelsin, namâza durunca çıkarın) buyurdu. Namâz vakti geldi. Hazret-i Alî namâza başladı. Doktor da hazret-i Alî efendimizin mübârek ayağını yarıp oku çıkardı. Yarayı sardı. Hazret-i Alî “radıyallahü anh”, namâzını bitirince doktora: (Oku çıkardın mı?) buyurdu. Doktor: (Evet çıkardım) dedi. Hazret-i Alî “radıyallahü anh”: (Hiç farkına varmadım) buyurdu.
Namâz Kitâbı | Sayfa : 41
From the publisher's feed

7 Listeners