Betül Güler Sesli Kitap

Betül Güler Sesli Kitap

By Betül GülerArtsPerforming Arts
Download on the App Store

Betül Güler Sesli Kitap episodes

  • Halil Cibran / Kırık Kanatlar (Allah'ın Eli )
    Halil Cibran / Kırık Kanatlar (Allah'ın Eli )
    Garipliklerle dolu o yılın ilk baharında Beyrut'taydım. Nisan ayı çoktan çiçekleri açtırmış ,çimenleri yeşertmiş ve bunlar , şehrin bahçelerinde yeryüzünün gökyüzüne açtığı sırlar gibi ortaya çıkmışlardı. Evlerin arasından görünen kokulu beyaz elbise giymiş badem ve elma ağaçları, tabiatın ,şiir ve hayalin evlatları için gelinler ve eşler gönderdiği parlak elbiseli hurileri andırıyordu.
    İlkbahar her yerde güzeldir, ancak Suriye'de güzelden daha ötedir. İlkbahar yeryüzünde hızlıca dönüp dolaşan bilinmez bir tanrıdır. (Devamı yayında)
    Yeni bölümü keyifle dinlemenizi temenni ediyorum, sevgiler .
    Ayrıcalıklardan yararlanmak için bu kanala katılın:
    https://www.youtube.com/channel/UC-vC...
    ----------------------------------------
    Khalil Gibran / Broken Wings (The Hand of God)
    I was in Beirut in the first spring of that strange year. April had already made the flowers bloom, the grass green, and they appeared in the gardens of the city like the secrets that the earth opened to the sky. The almond and apple trees, dressed in fragrant white clothes, visible between the houses, resembled the brightly dressed houris that nature sent brides and wives for the children of poetry and imagination.
    Spring is beautiful everywhere, but in Syria it is more than beautiful. Spring is an unknown god that spins rapidly around the earth. (Continued on the air)
    I hope you enjoy listening to the new episode, love.
    11 min
  • Jack London Beyaz Diş 14. Bölüm (KITLIK)
    https://www.youtube.com/watch?v=Vrd53pneOJU
    Jack London Beyaz Diş 14. Bölüm (KITLIK)
    Gri Kunduz’un uzun yolculuğu son bulduğunda baharın eli kulağındaydı. Eski köylerine geri dönüp de Mit-sah boynundaki ipi çözdüğünde Beyaz Diş bir yaşına basmıştı. Aylardan nisandı. Beyaz Diş henüz iyice gelişip serpilmemişti ama Liplip’ten sonra kendi akranlarının en büyüğüydü. Anası babası gibi uzun boylu ve güçlüydü. Ne kadar yetişkin köpek varsa daha şimdiden boy ölçüşebilecek duruma gelmişti onlarla. Ama biraz daha semirmesi gerekiyordu. Bedeni çelimsiz ve kuru olmasına karşın dayanıklıydı. Kurtlara özgü tipik boz renkli tüyleri vardı. Dış görünüşüyle de tam bir kurttu o. Anası Kiche’den az buçuk köpek kanı geçmişti ama, bu onu bedensel yapısı açısından değil de zihinsel gelişimi açısından etkilemişti. Köyde aylak aylak dolaşırken, çıktığı uzun yolculuk öncesinden tanıdığı insanları neşe içinde seyrediyordu. Sonra köpeklere baktı. Bu arada yavru köpekler de kendisi gibi gelişip büyümüştü. Yaşlı köpekleri eskisi kadar korkunç bulmuyordu şimdi. Artık onlardan pek korkmuyor, aralarında kendisini de şaşırtan rahat bir güvenle dolaşıyordu. (Devamı Yayında )
    İnsanoğlunu saran ölüm korkusunun, açlıktan yolcuların birbirini yemek için fırsat kollayıp , besledikleri köpekleri yemek durumunda kaldığı akıl almaz serüven devam ediyor, tüyleriniz ürperebilir . Keyifli Dinlemeler.
    Jack London White Fang Episode 14 (Famine)
    Spring was just around the corner when Gray Beaver's long journey came to an end. White Fang had turned one year old when he returned to their old village and Mit-sah untied the rope around his neck. It was April. White Fang was not yet fully developed, but after Liplip it was the largest of his peers. His mother was tall and strong like his father. He was already able to keep up with as many adult dogs as there were. But she needed to get a little fatter. Although his body was weak and dry, he was resilient. He had the typical gray wolf fur. He was a wolf in appearance. He had passed a little dog blood from his mother Kiche, but this had affected him not in terms of his physical structure but in terms of his mental development. While he was loitering in the village, he was watching the people he knew before his long journey with joy. Then he looked at the dogs. Meanwhile, the puppies had developed and grown like him. He didn't find old dogs as scary as he used to be. He was no longer so afraid of them, walking among them with a comfortable confidence that surprised him as well. (Continued on Air)
    The unbelievable adventure of the fear of death surrounding human beings, in which the starving passengers have to wait for an opportunity to eat each other and eat the dogs they feed, continues, you may shudder. Enjoyable Listening.
    22 min
  • Halil Cibran / Kırık Kanatlar (Dilsiz Keder)
    Halil Cibran / Kırık Kanatlar ( Dilsiz Keder )
    Halil Cibran 6 Ocak 1883 yılında Lübnan’da doğmuştur. Batı dünyası Onu Kahlil Gibran adıyla tanımaktadır. Küçük yaşlarda İngilizce, Arapça ve Fransızca dillerini öğrenmiştir. On bir yaşında annesiyle birlikte Amerika’ya taşınmıştır.
    Halil Cibran 1896 yılında Beyrut’a dönmüştür. Maruni Kilisesine bağlı olan Me’hadul-Hikme Okuluna gitmiştir, bu okulda müzik, din tarihi, tıp ve uluslararası hukuk okumuştur. 1901 ile 1903 yılları arasında Paris’ e gitmiştir. Burada resim eğitimi görmüştür. 1910 yılında New York’a yerleşmiştir.
    Halil Cibran’ın evrensel sanatla tanışması eğitimiyle ilgilenen hamisi olan fotoğraf sanatçısı Fred Holland Day sayesinde olur. Fred Holland sayesinde yaptığı resimler kitap kapağı olarak yayımlanır.
    1904 yılında el-Muhacir adlı gazetede deneme türündeki ilk edebi ürünlerini yayımlamıştır. İlk çalışmasında kafesteki bir kuşu betimlemiştir. Bu makale Vizyon adını taşımaktadır.
    Halil Cibran genç şair olan Josephine Preston ile tanıştıktan sonra onunla duygusal olarak yakınlaşır. Genç şair yazarımıza ‘genç ermişim benim’ diye hitap etmektedir. Halil Cibran’a esin kaynağı olan bu sözcükler Ermiş kitabının yazılmasında büyük rol oynamıştır.
    1923 yılında yayımlanan Ermiş adlı başyapıtı 26 şiirden oluşmuş karma şiir denemelerini içerir. El Mustafa adlı bir kahinin 12 sene boyunca kaldığı Orphalese şehrinden ayrılarak evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafında durdurulur. Burada hayat üzerine çeşitli diyaloglar kurulmuştur. Ermiş kitabında el Mustafa hakikati temsil etmektedir. Diyaloglarda da halka öğretilerini sıralamıştır.
    Halil Cibran’ın Ermiş kitabı özellikle Avrupa’da Amerika’da 68 kuşağının elinden düşürmediği kitaplar arasında yer almaktadır. Ünlü Amerikalı şarkıcı Elvis Presley Halil Cibran’ın eserlerine hayranlığıyla bilinirdi. Çoğu zaman O’nun kitaplarını ücretsiz dağıtmıştır.
    Halil Cibran daha sonraki eserlerinde kadın hakları konusunu ve ruhban sınıfına eleştirilerini kaleme almıştır. Yazdığı bu eserler yüzünden gençleri zehirlemesi ve tehlikeli, ihtilalci bulunması bahane gösterilerek kilise tarafından aforoz edilmesine neden olmuştur.
    Halil Cibran New York’a yerleştikten sonra Arapça ve İngilizce olarak yazdığı edebi denemeler ve öyküler kaleme almıştır. Ayrıca resim sanatıyla da uğraşmıştır.
    Halil Cibran bütün eserlerinde kutsal kitapları andıran bir dil kullanmıştır. Eserlerinde hangi konuda bahsederse etsin en sonunda geldiği nokta sevgidir. Sevgi konusunu çok fazla işlemiştir. Tabiat sevgisi, sanat sevgisi, doğa ve vatan sevgisi işlediği temel konulardandır. En çok üstünde durduğu konu ise Tanrı ile buluşma noktası olan evrensel sevgidir.
    Halil Cibran’ın sağlığı 1928 yılından sonra kötüye gitmeye başlamıştır. Yazar ilerlemiş siroz ve tüberkülozdan 10 Nisan 1931 tarihinde vefat etmiştir.
    https://www.youtube.com/watch?v=aeLJv08UwFw
    9 min
  • Jack London Beyaz Diş 13. Bölüm (Anlaşma)
    Jack London Beyaz Diş 13. Bölüm ( Anlaşma)
    Aralık ayı bitiminde Gri Kunduz, Mit-sah ve Kloo-kooch ile birlikte Mackenzie Irmağı boyunca yukarı doğru yol alıyordu. Kimisini satın kimisini de ödünç aldığı yetişkin köpeklerin koşulu olduğu kızağı kendisi kullanıyordu. Genç köpeklerin çektiği öbür küçük kızağı ise Mit-sah sürüyordu. Çocuk oyuncağı gibi bir şeydi bu kızak. Ama Mit-sah’ın gözünde değeri büyüktü, bu kızağı sürerken kendini büyük bir adam yerine koyuyordu, bu nedenle de keyfine diyecek yoktu. Hem bu kızak sayesinde köpek yavrularından oluşan sürüyü nasıl çekip çevireceğini, onları nasıl eğiteceğini de öğrenmiş oluyordu. Üstelik, yüz kiloya yakın yiyecek ve öteberi taşıdığı için hiç de küçümsenemeyecek bir iş başarmış oluyordu... (devamı yayında)
    Soğuğun, açlığın, cezaların ve daha bir çok güçlüğün kahramanımızı boyun eğmeye zorunlu hale getirdiği nefes kesici macera hala devam ediyor . Bu heyecana bizimle birlikte kulak vermek istemez misiniz ? Keyifli dinlemeler.
    -------------------
    Jack London White Fang Episode 13 (The Agreement)
    By the end of December, Gray Beaver was traveling up the Mackenzie River with Mit-sah and Kloo-kooch. He used the sled himself, which was the condition of the adult dogs he had bought and borrowed. Mith-sah was driving the other small sled pulled by young dogs. This sled was like child's play. But he was of great value in Mit-sah's eyes, he was pretending to be a great man while he was driving this sledge, so he had no reason to rejoice. Besides, thanks to this sled, he learned how to manage and train the herd of puppies. Moreover, he had accomplished a task that could not be underestimated as he was carrying nearly a hundred kilos of food and stuff... (more on the air)
    The breathtaking adventure continues, where cold, hunger, punishments and many more difficulties compel our hero to submit. Wouldn't you like to listen to this excitement with us? Enjoyable listening.
    --------------------
    Jack London White Fang الحلقة 13 (الاتفاق)
    بحلول نهاية شهر ديسمبر ، كان غراي بيفر يسافر فوق نهر ماكنزي مع ميت ساه وكلو كوتش. استخدم الزلاجة بنفسه ، وهي حالة الكلاب البالغة التي اشتراها واقترضها. كان ميث سا يقود الزلاجة الصغيرة الأخرى التي تجرها كلاب صغيرة. كان هذا الزلاجة مثل لعب الأطفال. لكنه كان ذا قيمة كبيرة في نظر ميتسا ، فقد كان يتظاهر بأنه رجل عظيم بينما كان يقود هذه الزلاجة ، لذلك لم يكن لديه سبب للفرح. علاوة على ذلك ، بفضل هذه الزلاجة ، تعلم كيفية إدارة وتدريب قطيع الجراء. علاوة على ذلك ، فقد أنجز مهمة لا يمكن الاستهانة بها لأنه كان يحمل ما يقرب من مائة كيلوغرام من الطعام والأشياء ... (المزيد على الهواء)
    تستمر المغامرة المذهلة ، حيث يجبر البرد والجوع والعقوبات والعديد من الصعوبات بطلنا على الخضوع. ألا تحب الاستماع إلى هذه الإثارة معنا؟ استماع ممتع.
    --------------------
    Jack London White Fang Folge 13 (Die Vereinbarung)
    Ende Dezember reiste Grey Beaver mit Mit-sah und Kloo-kooch den Mackenzie River hinauf. Er benutzte den Schlitten selbst, was der Zustand der erwachsenen Hunde war, die er gekauft und geliehen hatte. Mith-sah fuhr den anderen kleinen Schlitten, der von jungen Hunden gezogen wurde. Dieser Schlitten war wie ein Kinderspiel. Aber er war in Mit-sahs Augen von großem Wert, er gab vor, ein großer Mann zu sein, während er diesen Schlitten fuhr, also hatte er keinen Grund, sich zu freuen. Außerdem lernte er dank dieses Schlittens, wie man die Welpenherde verwaltet und trainiert. Darüber hinaus hatte er eine nicht zu unterschätzende Aufgabe erfüllt, da er fast hundert Kilo Lebensmittel und Zeug trug ... (mehr in der Luft)
    Das atemberaubende Abenteuer geht weiter, wo Kälte, Hunger, Bestrafungen und viele weitere Schwierigkeiten unseren Helden dazu zwingen, sich zu unterwerfen. Möchten Sie dieser Spannung nicht mit uns lauschen? Angenehmes Zuhören.
    ----------------
    #beyazdişonüçüncübölüm #whitetoothpartthirteen #betülgüler
    https://www.youtube.com/watch?v=PiTY6eigFJs
    24 min
  • Annesini Darıltınca Dili Durdu / Sesli Dini Hikaye
    https://www.youtube.com/c/Spesifikay/about
    His Language Stopped When He Offended His Mother / Audio Religious Story
    'Paradise is under the feet of mothers' (Hz.Muhammad s.a.v)
    'We commanded man to treat his mother and father well. His mother carried him with great difficulty. So thank me, your parents! Your return is to me.' (Lokman Period 14th verse)
    I leave you with a nice story about the importance of bringing martyrdom. Peaceful Listening.
    ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    ' Cennet annelerin ayağı altındadır' ( Hz.Muhammed s.a.v)
    'Biz insana annesine ve babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu, nice zorluklara katlanarak taşıdı. O halde bana, anne ve babana şükret! Dönüşünüz banadır.' ( Lokman Süresi 14.ayet)
    Şehadet getirmenin önemini anlatan hoş bir hikaye ile sizleri baş başa bırakıyorum. Huzurlu Dinlemeler.
    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    توقفت لغته عندما أساء إلى قصة أمه / الصوت الديني
    "الجنة تحت قدمي الأمهات" (هز محمد صلى الله عليه وسلم).
    'أمرنا الرجل أن يحسن أمه وأبيه. حملته والدته بصعوبة بالغة. لذا شكرا لي والديك! عودتك لي. (فترة لقمان الآية 14)
    اترك لكم قصة جميلة عن اهمية الاستشهاد. الاستماع السلمي.
    6 min
  • Jack London Beyaz Diş 11. Bölüm
    https://www.youtube.com/c/Spesifikay/about
    https://www.youtube.com/watch?v=wJNr6KYGZ8M
    STRANGE
    Lip-lip's constant taunts were making the world a dungeon for White Fang; so that this
    The taunts made White Fang even more brutal and ruthless than he was. Finally
    even in the eyes of the people he turned out to be a fierce animal. Where is an event at the camp
    break out, wherever a fight breaks out, or whenever a woman has stolen meat
    If he started shouting about it, everyone was definitely looking for White Fang. It
    Nobody wants to delve into the facts, the real reasons that led to these behaviors.
    he didn't mind. They accepted the outcome as it was, and the outcome was undoubtedly bad.
    It was a result. He was an evil, raging beast, White Fang in their eyes, a sly beast.
    He was a thief, he was a fighter. Angry women say he's a mischievous wolf, that's
    They shout to his face, saying that he will end badly at this rate, White Fang.
    He was also alert to the possibility of imminent danger while looking at women.
    13 min
  • Asla Yalan Söyleme / Sesli Dini Hikaye
    https://www.youtube.com/watch?v=eeDPM_D14hY
    ASLA YALAN SÖYLEME
    Eski zamanlarda, insanlar ilim öğrenmek için çok
    çalışırlar, her türlü güçlüklere katlanırlardı. Küçük
    yaşlarında köylerinden, ailelerinden ilim öğrenmek için
    ayrılırlar, yıllarca onlardan uzaklarda zor şartlar altında
    yaşarlardı.
    Seyyid Abdulkadir’in de küçük yaşta içine öğrenme
    arzusu düşmüş,bunun çarelerini aramaya başlamıştı.
    Sonunda dayanamadı, annesine gelerek;
    - Anneciğim, ilim öğrenmek için Bağdat’a gitmek
    istiyorum...dedi.
    Annesi ise;
    - Senden ayrılmaya gönlüm razı olmuyor. Ancak seni
    de Allah yolundan alıkoymak istemem.
    Annesi Abdulkadir için yol hazırlıkları yaptı. En
    sonunda da oğluna lazım olur diyerek, 40 altını
    kaybetmemesi için bir kese içinde yeleğinin koltuk altına
    dikti. Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak şöyle dedi;
    - Sana son olarak nasihatim şudur ki, eğer beni ve
    Allah’ı memnun etmek istiyorsan asla yalan söyleme,
    doğruluktan ayrılma. Allah her zaman ve her yerde
    doğruların yardımcısıdır.
    Seyyid Abdulkadir annesine söz verdi ve ağlayarak
    elini öptü. Bağdat’a giden bir kervana katılarak yola çıktı.
    Hemedan yakınlarında dar bir geçide girdiklerinde
    kervanda bir bağrışma koptu. Eşkıyalar kervana
    saldırmışlardı. Bir anda bütün sandıklar yere yıkıldı,
    eşyalar yağma edilmeye başlandı. Haydutlar
    kervandakilerin neyi var neyi yoksa hepsini alıyorlardı.
    Eşkıyalardan biri de Abdulkadir’in yanına geldi. Onun
    fakir haline bakarak şaka olsun diye;
    - Söyle bakalım senin neyin var fakir çocuk?
    Abdulkadir;
    - Yalnız 40 altınım var, diye cevap verdi. Haydut önce
    şaşırdı sonra gülmeye başladı. İnanamadı ve tekrar
    sordu;
    - Doğru mu söylüyorsun?
    Abdulkadir:
    - Evet, doğru söylüyorum, 40 altınım var.
    Eşkıya meraklandı. Abdulkadir’i elinden tutup
    reislerine götürdü.
    Durumu reislerine anlattı. Haydutların başı;
    - Senin 40 altının varmış, doğru mu bu?
    Abdulkadir;
    - Evet doğru.
    Reis;
    - Söyle bakalım. Onu nereye sakladın?
    Abdulkadir;
    - Hırkamın içinde koltuğumun altında saklı.
    Bunun üzerine haydutlar hırkasının içinde, koltuğunun
    altında saklı bulunan 40 altını bularak reislerine verdiler.
    Herkes çok şaşırmıştı.
    Reis hayretle sordu;
    - Peki evladım, sen niçin üzerinde altın olduğunu
    söyledin? Eğer bize söylemeseydin onları bulamazdık.
    Abdulkadir;
    - Ben annemden ayrılırken, asla yalan
    söylemeyeceğime dair söz vermiştim. Arkadaşınız senin
    bir şeyin var mı diye sorunca, altınlarım olduğunu
    söyledim. 40 altın için verdiğim sözden döneceğimi mi
    zannediyorsunuz?
    Bu sözleri duyan haydutların reisi çok şaşırdı ve derin
    bir düşünceye daldı. Sonra etrafındakilere dönerek;
    - Yazıklar olsun bizlere. Bu çocuk kadar olamadık. Bu
    çocuk annesine verdiği sözünden dönmemek için her
    şeyini veriyor. Bizler ise Allah’a söz verdiğimiz halde,
    hiçbir zaman verdiğimiz sözlerde durmadık. O’nun
    yapma dediklerini yaptık yarın Allah’ın huzuruna
    çıktığımızda halimiz nice olacak?
    Sonra şöyle devam etti:
    - Sizler şahit olun. Şuanda bu çocuk benim kötü
    yoldan dönmeme sebep oldu. Şimdiye kadar yaptığım
    bütün günahlarım için pişman olup tövbe ediyorum.
    Bundan sonra iyi bir insan olup, Rabbim’in sevmediği
    işleri yapmayacağım.
    Reislerine çok bağlı olan haydutlar hep bir ağızdan;
    - Reisimiz, biz senden ayrılmayız. Sen hangi yolda
    yürürsen biz de o yolda yürürüz diyerek hepsi birden
    pişman olup tövbe ettiler.
    Kervandaki insanlardan ne aldılarsa hepsini geri
    verdiler ve bir daha haydutluk yapmayacaklarına söz
    verdiler.
    Seyyid Abdulkadir ise yoluna devam ederek Bağdat’a
    ulaştı. Orada ilim tahsiliyle meşgul oldu. Kısa bir zaman
    içinde çok ünlü bir alim oldu. Binlerce insanın
    Kötülüklerden vazgeçip iyi birer insan olmalarına
    vesile oldu
    6 min
  • Jack London Beyaz Diş 10. Bölüm
    Jack London Beyaz Diş 10.Bölüm
    KÖLELİK
    Beyaz Diş her geçen gün yeni yeni deneyler kazanıyordu. Kiche bağlı olduğu yerde
    oturadursun, o kampı baştan aşağı gezip tozuyor, çevresindeki şeyleri ilgiyle
    inceliyor, yeni bilgiler ediniyordu. Kısa zamanda öğrenmişti insanoğlunun huyunu
    suyunu, onlara ayak uydurabiliyordu artık. Ama onlara alıştıkça insanoğluna
    duyduğu saygı azalmak şöyle dursun daha da pekişiyor, üstünlüklerini daha iyi
    anlıyordu. Onları tanıdıkça, gizemli güçlerine tanık oldukça büsbütün büyüyordu
    gözünde.
    Beyaz Diş İnsanoğlunun elinden kaçamayacağını anlıyordu. Bu insanlar daha ilk
    seslenişlerinde nasıl ki Kiche hemen söz dinleyip boyun eğmişse, kendisi de
    itaat etmeyi hemen öğrendi. Kendisine istedikleri gibi davranmalarına göz yumdu.
    Yolu üzerine çıktıklarında hemen kıyıya çekildi, yanlarına çağırdıklarında hemen
    koşup gitti. Tehditler savurup azarladıklarında olduğu yere büzülüp tortop oldu,
    hoşt diye kovduklarında da çabucak kaçıp gitti. Çünkü her isteğin ardında
    dediğini zorla yaptıran bir kuvvet bulunuyordu; Bu güç kendini tokat, sopa, taş
    ve kamçı ile can yakarak gösteriyordu, iyi biliyordu bunu.
    Tüm köpekler gibi o da insanoğlunun malıydı. İnsanoğlu yat dediğinde yatacak,
    kalk dediğinde kalkacaktı. Şunu çabucak kavradı: İnsanlar onu ister tekme tokat
    döver, ister okşar severdi. Vahşi ve özgür yaradılışının gereklerine taban
    tabana zıt düşen bu gerçeklere ister istemez katlandı, onlara boyun eğdi,
    hoşlanmadığı halde sineye çektiği bu gerçekleri zamanla kabullendi, dahası
    bundan hoşlanmaya bile başladı.....
    Yeni Bölüm, Keyifli Dinlemeler.
    White Fang Chapter Ten Bondage
    SLAVERY
    White Fang was gaining new experiences every day. Where Kiche is connected
    while he sits, he wanders the camp from head to toe, paying attention to the things around him.
    researching and gaining new information. He had learned in a short time the nature of human beings.
    his water could keep up with them now. But as you get used to them,
    far from diminishing, his respect is getting stronger, he is getting better at his superiority.
    he understood. The more he got to know them, the more he witnessed their mysterious powers, the more he grew.
    in your eyes.
    White Fang understood that he could not escape from Mankind. These people are the first
    Just as Kiche immediately obeyed and bowed in their address, he himself
    He quickly learned to obey. He let them treat him as they wanted.
    When they came on his way, he immediately retreated to the shore, when they called to their side, he immediately went to the shore.
    he ran away. When they threatened and scolded, it shrunk and collapsed,
    when they fired him for good, he quickly ran away. Because behind every request
    there was a force that forced him to do what he said; This power slap itself, stick, stone
    and he was showing it hurting with the whip, he knew it well.
    Like all dogs, it was the property of man. When man says go to bed, he will go to bed,
    He would get up when you said get up. He quickly realized that: People want him, kick him, slap him.
    He would beat or caress. Base on the requirements of your wild and free nature
    He involuntarily endured these diametrically opposed realities, bowed to them,
    In time, he accepted these facts, which he did not like, and moreover.
    even started to like it.
    NEW CHAPTER ENJOYABLE LISTENING
    22 min
  • Beşikte Konuşan Çocuklar / Sesli Dini Hikaye
    Beşikte Konuşan Çocuklar
    Bir takım fitneler olacaktır. O fitnelerin kapılarının başında cehennem ateşine çağıran kimseler bulunacaktır. Bir ağacın kökünü ısırır halde ölmen, o fitnelerden birine tabi olmandan senin için daha hayırlıdır. (İbn Mace)
    Tarihten günümüze insanlığa ibret olması noktasında bir takım mucizeler gerçekleşmiştir. Rivayetler aracılığıyla elimize ulaşan ve yaşanmışlığıyla gönüllerimizde hissi idrak oluşturan bu sesli dini hikayeyi dinlemek ister misiniz ? Dinlerken bir an için o dönemlerde olduğunuzu ve 'Beşikte Konuşan Çocuklar'ın ifade ettiklerine tanık olduğunuzu hayal edin . Heyecanlandınız değil mi ? Keyifli Dinlemeler .
    https://youtu.be/9I5IDYd3c1E
    https://www.youtube.com/c/Spesifikay
    7 min

About Betül Güler Sesli Kitap

From the publisher's feed

Betül Güler

More shows like Betül Güler Sesli Kitap

Terapist Koltuğu by Merve Başibüyük

Terapist Koltuğu

10 Listeners

Hadis-i Şerifler by Diyanet Dijital

Hadis-i Şerifler

0 Listeners