Üstad Bediüzzaman, bu hususla alâkalı da şunları söyler: “Kalb ile basarın taalluk ettikleri şeyler mütehâlif, yolları mütebâyin, delilleri mütefâvit, talim ve telkin edicileri mütenevvidir. Sem’ ise, kalb ve basarın hilafına, masdardır. İşittiren ferddir. Cemaatin işittikleri, ferddir. İşiten ferd, ferd olur. Bunun için müfred olarak iki cem’in arasına düşmüştür.”256 Yani vahyi işittiren Allah (celle celâluhu) tek, O’ndan işitip cemaate işittiren peygamber de tek olduğu gibi, onu işiten, dinleyen fertler, hakiki fert olma liyakatini kesb eder ve herkes teker teker kendine göre işitir. Aynı zamanda burada irşadda insanların teker teker ele alınması gerektiğine de bir telmih var gibidir. Kalb ve gözlerin durumuna gelince, bunlar telakkiler adedince değişebilir. Kalbin serâdan süreyyâya (yerden göğe) kadar delillere mahall-i vürûd olması, basarın serâdan süreyyâya delilleri müşâhede ve değerlendirme yöntemleri yine nâmütenahidir. Allahu a’lem, bunun için âyet-i kerimede kalb ile basar cemi’, sem’ ise müfred olarak gelmiştir.