
Sign up to save your podcasts
Or


Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Eleni ile Katina
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Katina nasıl oldu da birdenbire, başka türlü şişmanlık kazandı, bilmem. Bu şişmanlığı o, patrona yükledi. Patron, dostlarından çocukları olmayan bir aileye, çocuğu yamadı. Katina doğumdan sonra çok zayıfladı. O kadar zayıfladı ki, sevgilisinin bacaklarının mevzun ipinceliği yanında bile onunkiler değnek gibi kaldı."
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Korkunç Bir Pastane
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Ah! Bu bazıları beyaz bıyıklı, bazıları matruş oldukları halde bembeyaz çember sakallı gibi, kimisi kır saçlarının altında hâlâ genç, canlı, kimisi hiç mi hiç ağarmamış saçlarının altında bitkin, buruşmuş yüzleriyle, çok günler görmüş, çok geceler geçirmiş insanlar!.."
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Yorgiya'nın Mahallesi
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Her mahallede bir koku, bir dost, bir ev, bir kız, bir oğlan, bir nine, bir ana, bir saadet bırakmış çıkardım. Döner mahalleye bakar; bir kahramanlık, bir yabancı hayat tanımak, yaşamak arzusuyla ayrılırdım."
Antoine de Saint-Exupéry - Küçük Prens
Cemal Süreya & Tomris Uyar çevirisiyle...
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
#seslikitap #küçükprens
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Kurabiye
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"İstanbul'da tifüs, memlekette zelzele, dışarıda harp, ben sana âşığım: İşte 1942 senesinin 21 Haziran'ının gece yarısından sonra saat üç buçukta uyanık, beyaz şimşeklerin çaktığı, yağmurlu bir gecenin sana tebliği:
Evveli akşam Beyoğlu'ndaydım. Saat yedi buçuk sularıydı. Ortalıkta güneş olmadığı, hava yine bulutlu olduğu halde, tatlı bir aydınlık vardı. Bununla beraber birahaneler ışıklarını yakmıştı. Bira bardağı ne kadar cazipti. Caddede ne güzel şeyler vardı! Hele bu kızların bacakları insanı insana ne kadar yakınlaştırıyordu!
Küçük, esmer, uzun, çalak bacakların adeta aydınlattığı caddede sanki hiçbir şey yoktu: Dünyada harp, memlekette tifüs, zelzele, aşk..."
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Karidesçinin Evi
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Kız, bir dişi gibi fırlamıştı. İmkanı yok. Sen onu artık unutmazsın...
Her kadında, şimdiden sonra, O vardır..."
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Büyük Hulyalar KuralımSeslendiren: Yusuf Can Gökkaya"Büyük Hulyalar Kuralım’da hikayenin isminden de anlaşıldığı gibi köpekli adamın bakkal ve çiftlik kurma hayali anlatılır. Kendisine iş kurmaya çalışan Ahmet Bey vardır."
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Havada Bulut
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Havada Bulut’ta Yorgiya adlı bir kız vardır. Çeşmede su doldururken kovasında bulut görür. Bulutu sevinçle evine götürür. Bulut ve Yorgiya’nın bulamayacağı çocukluk mutluluğudur. Köpekli adam hikâyesini bitirir ve ona bir gece de aşık olduğunu söyler. Köpekli adamın bu hikâyede Yorgiya’ya aşık adam Ahmet Bey’dir."
Bu öyküyü dinledikten sonra, olay bütünlüğü için Havada Bulut öyküsünü dinlemelisiniz.
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Ay Işığı
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Ay Işığı, köpekli adamın kitapta yazara anlattığı ilk hikâyesidir. Posta müvezzi ve yazar mektubu açıp okurlar. Köpekli adamın böyle bir hikâye yazmasına şaşırırlar. Kitap hakkında kendi aralarında tartışırlar. Yazar kendini suçlu hisseder. Köpekli adamı bulur. Ona mektubu okuduklarını söyler. Köpekli adam hikâyeyi okumalarına sevinir."
Öykü: Refik Halid Karay - Küs Ömer
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Küs Ömer adlı hikaye, Refik Halit Karay ‘ın 1920 yılında yayımladığı Memleket Hikâyeleri adlı kitabındaki öykülerden birisi olmaktadır. Bilindiği gibi Refik Halit 1913 yılında İttihat ve Terakkiciler ile ters düşmüş bu nedenle de Refik Halit Sinop’a sürgüne gönderilmiş 1913 ile 1918 yılları arasında Sinop, Çorum Bilecik ve Ankara’da bulunmuş bu illerin köy ve kasabalarını da yakından tanımıştı. Yazarın bu sürgün yılları onun Anadolu ve halkını yakından tanıması fırsatını doğurmuş, Anadolu’da geçen bu sürgün yılları Memleket Hikâyeleri adlı eseri olarak güzel meyveler vermişti. Bu öykü kitabı ve içindeki öyküler edebiyatımızda hakiki manada Anadolu insanlarını ve Anadolu’nun doğal ve gerçek iç yüzünü Anadolu’daki memurların hayatlarını, Osmanlını çökmeye başlamış olan devlet ve idari sistemini, halkın sosyal yaşantısı, adet, gelenek, görenek ve ekonomik koşullarını samimi ve içtenlikle ortaya koyan, devrin sosyal hayatına dair vesikalar değerini taşıyan ilk öyküler oluyorlardı. Üstelik yazarın bu öyküleri içten, sıcak, anlaşılır sade bir dille yazılmışlar, edebi bir lezzet ile yorumsuz ama gerçekleri ayan beyan ortaya koyan doğal gözlemlerle kaleme alınmışlardı. O devrin Anadolu halkı ve içtimai yapısı hakkında son derece kıymetli bilgiler aktaran bu hikâyeler Milli Edebiyatın dil anlayışı ile yazılmış olan olay hikâyeciliğinin örnekleri arasındaydı. Memleket Hikâyeleri o devride çok sevildi ve 1960 yıllara kadar devam eden edebiyatımızda Memleketçilik Akımını başlatmıştı. Bu gün ise değeri yeniden keşfedilen öyküler oluyorlar. Küs Ömer adlı hikâye Anadolu halkının doğal bünyesinden çıkan bir halk karakterini başarı ile ortaya koyan ilginç bir öyküdür. Öykü 1916 yılında Çorum ‘da yazılmıştır."
From the publisher's feed

56 Listeners