
Sign up to save your podcasts
Or


İSHAK EDEBİYAT 1000. ÖYKÜ
Öykü: Ethem Baran - O Kadar Yüksekte ki Görünmüyor
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
“Yıkandın mı kel kız?” demişler, “Tarandım bile,” demiş.
Benimkisi o hesap.
O kadar tembih ettiler, durup durup hatırlattılar, ciddiye almadım; kendimden emindim çünkü. Fazla büyütüyordu arkadaşlarım. Kaçın kurasıydım ben, bu tür ucuz numaralara pabuç bırakır mıydım?
"Kulağım ağrıyor," dedim Nebahat’e, "sabaha kadar uyuyamadım."
Uzun zamandır aynı odada çalışıyorduk onunla. Adım atışımızdan, duruşumuza, bakışımızdan susuşumuza birbirimizin ne düşündüğünü, ne hissettiğini bilirdik.
"Sen yine doktora gitmeyeceğim diye tutturursun şimdi."
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Babamın İkinci Evi
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Babam, "hadi sersem," diye mırıldandı.
Biz evden içeri girerken; çocuk etrafımızda ağır ağır atları gezdiriyordu. Köy evinin içine ayak basar basmaz elbette, bir saman ve hafif tezek kokusu duyulur. Biraz daha yaklaşınca yayıkların bulunduğu yerden eskimiş bir ayran kokusu da burnumuza çarpacaktır. Dört beş ayak merdiven çıktık. Tahtaboş, muallim kürsüsüne, daha doğrusu millet bayramlarında uluorta söz söyleyen hatipler için yapılmış kürsülere benzeyen bir yerde, bir kadın namaz kılıyordu. Babam bu kürsünün beşinci ayağında, ben üçüncüsünde bir müddet bekledik."
Öykü: Charles Dickens - İşaret Memuru
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Merhaba aşağıdaki!
Adam kendisine seslenildiğini duyduğunda, elindeki kısa sopaya sarılı bir işaret flamasıyla kulübesinin önünde duruyordu. Bulunduğu yerin doğal yapısı göz önüne alınacak olursa; insan, sesin geldiği yön konusunda adamın kuşku duymasının mümkün olamayacağını düşünürdü, ama başının hemen üstüne, benim durduğum dik yarın tepesine bakmak yerine, tam aksi yöne dönüp tren hattına baktı. Davranış biçiminde olağandışı bir şey vardı, ama ben tüm çabama rağmen ne olduğunu ifade edemeyeceğim. Bedeni derin çukurda gölgede kaldığı ve olduğundan küçük göründüğü, bense tam yukarısında, onu henüz görmeden kızıl günbatımı parıltısına gömüldüğüm ve elimi gözlerime siper etmek zorunda kaldığım dik yarın tepesinde durduğum için, davranışının dikkatimi çekecek kadar olağandışı olduğunu biliyorum.
- Merhaba aşağıdaki!"
Edebiyat - Bilimsel Araştırma
"Gabriel García Márquez’in Kırmızı Pazartesi Romanıyla Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm Romanında Büyülü Gerçekçilik"
Müzik:
Kevin MacLeod adlı sanatçıya ait Fluidscape, Creative Commons Atıf 4.0 kapsamında lisanslanmıştır. https://creativecommons.org/licenses/by/4.0/
Kaynak: http://incompetech.com/music/royalty-free/index.html?isrc=USUAN1100393
Sanatçı: http://incompetech.com/
Bilimsel Kaynakça:
Öykü: Halil Cibran - Son Nöbet
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
Türkçesi: Candan Selman
"Gecenin bir yarısı, şafağın ilk soluğu rüzgâra binip geldiğinde, kendini henüz duyulmamış sesin yankısı olarak isimlendiren haberci, yatak odasından ayrıldı, evin terasına çıktı. Uzun uzun aşağıdaki uyuyan şehre baktı. Sonra başını kaldırıp baktı. Sanki tüm uyuyanların uykusuz ruhları etrafına toplanmıştı.
Haberci onlarla konuşmaya başladı:
"Arkadaşlarım ve komşularım ve her gün kapımdan geçenler; uykularınızda konuşacağım sizinle, uyanma saatlerinize ve kulaklarınızı sağır eden seslere aldırmadan, düşlerinizin vadisinde yürüyeceğim zorlanmadan, çırılçıplak.
Ne kadar çok uzun zamandan beri seviyorum ben sizi..."
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Melâhat Heykeli
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
Öykü: Anton Çehov - Memurun Ölümü
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Çehov, kısa güldürü hikâyelerinden, adım adım, sosyal. politik nitelik taşıyan büyük konulara geçti...
Öykü: Ali Hulki Cihan - Tehlikeli Bir Oyun (İshak Edebiyat, 2023)
Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
"Biraz tembellik yapmaya karar verdi. Akşamdan direktörü arayıp çok şiddetli grip olduğunu söyleyerek iki gün izin istedi, yalandan da öksürdü ama ne çok belirgin ne de çok silik, tam kararında. Bu tondaki öksürük, eğer telefonda maruz kalınırsa ahizenin diğer ucundakini hastalık konusunda ikna eder. Ama yüz yüzeyken bir işe yaramaz, herkes bilir bunu. Şefik geçen ay insan üstü bir tempoda çalıştığından saçını kestirecek zaman bulamamıştı da haftalarca çim adam gibi gezmişti. Neyse ki direktör bu izin isteğini ikiletmedi. Hatta dedi ki, “Çarşamba, perşembe izinlisin, cuma da evden çalış sen Şefikçiğim.” Kör istemiş bir göz, Allah vermiş iki göz. Fazla göze batmayan biriydi şirkette. Kendini önlere atmayıp, sessiz ve derinden gidenlerden. Aynı zamanda bekâr, yalnız yaşayan ve iflah olması zor bir zamparaydı. "
From the publisher's feed

56 Listeners