Canca Sesli Kitap

Canca Sesli Kitap

By Canca ŞeylerArtsBooks
Download on the App Store

Canca Sesli Kitap episodes

  • Öykü | Ümit Ahmet Duman - Terk Etmeyen Yalnızlığım

    Öykü: Ümit Ahmet Duman - Terk Etmeyen Yalnızlığım

    Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Dedim sana dostum, yalvardım o gece, beni benle yalnız bırakma diye. Sen ise o izbe bile diyemeyeceğim, kıt ışıklı köhne odada dördüncü olmayı tercih ettin. Ne anlıyorsan o meretten, aynı laflar, aynı sözler, kinlenmeler, ortaklıklar, taş çalmalar… Düzenbazlıkları öğrendiğin, ilk sigaranı dudaklarına sürdüğün, ilk aşklarını korkusuzca paylaştığın hücreyi tercih ettin, yuh olsun sana.
    Korkarım efkârlandım, dolunayda bir fena bu akşam, ilkokulumuzun arka duvarına dayayacağım sırtımı, sana sormadım ama, param bir litrelik köpek öldürene yettiğinden, açtırdım da şişeyi mahalle bakkalı abime, “Ooo delikanlı gene efkârlanmışsın bu gece afiyet olsun,” sözleri ile yollandım düş dünyama."


    10 min
  • Öykü | Belgin Usta Güç - Yokum
    Öykü: Belgin Usta Güç - Yokum (İshak Edebiyat, 2024)
    Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
    "
    On… Dokuz… Sekiz. Git başımdan.
    On… Dokuz… Sekiz. Belki daha hızlı saymalıyım. Sıfıra kadar saydığımda gitmiş ol.
    On… Dokuz… Sekiz. Neden gitmedin? Öyle dediler, gitmen gerekirmiş. Bak sayılar yine hırpalıyor beni.
    On, dokuz, sekiz, yedi. Dur, kaybolma, sıfıra kadar zaman var, gitme, biraz daha kal. Dün bulaşıkları yıkarken sesini hatırlamadığımı fark ettim. Dehşete kapıldım. Konuş benimle, sesini özledim. Ama en çok gamzeni. Sonra ıslık çalışlarını, apartmana girdiğinde merdivenlerden gelen ıslığını, çok içtiğin için son yıllarda belirginleşen göbeğini, özensizce kestirdiğin saçlarını, ağaran sakalını, kirli gözlüklerini, seviştiğimizdeki terinin kokusunu. Yüzündeki şu kırmızı lekeyi neden silmedin? Ne zaman bu kadar acımasız oldun sen?"
    10 min
  • Öykü | Ankara Expresinde Zaman - Emame Akman Harmancı

    Öykü: Ankara Expresinde Zaman - Emame Akman Harmancı

    Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Rayların üzerinde akıp gidiyordu tren. Vagonların altından gelen düzenli tıkırtılar uykusunu getirmişti. Birkaç saat daha yolu vardı İstanbul’a. Cama başını yaslayıp yemyeşil manzarayı seyre koyuldu. Uzun sürmesine rağmen seviyordu tren yolculuklarını. İnsanların uğramadığı ıssız ormanların ve heybetli dağların arasından geçerken kendini bitimsiz bir maceranın kahramanı gibi hissediyordu. Biraz ilerideki camın bir tanesi açıktı. Hoş bir serinlik doluyordu içeri. Beraberinde mis gibi bir orman havası. Gözlerini yumdu. Birkaç dakika sonra ağırlaşan göz kapaklarını açtığında yağmurun hafifçe çiselediğini gördü hayal meyal. Cama düşen narin damlacıkları izlemeye mecali kalmadı. Tatlı bir uykunun kollarına teslim oldu."


    21 min
  • Öykü | Sait Faik Abasıyanık - Şehri Unutan Adam
    Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Şehri Unutan Adam
    Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Çoktan beri şehre inmemiştim. O gün insanları sevebilmek arzusuyla otelin kapısını açtığım zaman, karşıma ilk çıkan insan, bir küfeci çocuğu oldu. Kirli, soluk yanaklarına, çıplak ayaklarına merhametle değil, sevgi ile baktım. Zaten otelin kapısından bu niyetle çıkmamış mıydım?"
    10 min
  • Öykü | O.Henry - New York'u Nasıl Sevdi?
    Öykü | O.Henry - New York'u Nasıl Sevdi?
    Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Raggles'in başka birçok özelliğinden başka üstelik bir de şairliği vardı. Serseri diye anılıyordu, ama bu ona düşünür sanatçı, gezgin, doğa bilimci, kâşif demenin dolambaçlı bir biçimiydi. Aslında şairliği bunların hepsinin üstündeydi. Raggles yaşamında tek bir dize yazmış değildir; o şiirlerini yaşardı. Başyapıtını yazmaya girişseydi ortaya iki satırlık saçma bir beyitten başka bir şey koyamayacaktı. Ama biz esas olarak onun şairliği üzerinde duralım, ilerisine gitmeyelim. Raggles kâğıda kaleme başvurmak zorunda kalsaydı kentler üzerine şiirler yazardı. Kadınlar aynadaki yansımalarını, çocuklar kırılan bir bebekten kopan parçaları, yaban hayvanları üzerine yazı yazanlar hayvanat bahçelerindeki kafesleri nasıl gözden geçirirlerse o da kentleri öyle incelerdi. Raggles için bir kent birçok insanı içine alan bir tuğla ve harç yığını değildi. Birçok yaşamı bir araya getiren; kendine özgü bir çeşnisi, kendine özgü duyguları ve benliği, kendine özgü bir ruhu olan, şairane bir varlıktı."
    17 min
  • Şiir | Ümit Yaşar Oğuzcan - Her Sabah Seninle Başlar

    Şiir: Ümit Yaşar Oğuzcan - Her Sabah Seninle Başlar

    Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya

    Müzik: Can Atilla - Hamamda İlk Gözyaşları


    "Önce gözlerin girer odamdan içeri

    Sonra ellerin, saçların dudakların
    Bir bir hatırlarım
    Her sabah senin olan ne varsa
    Yüzüm aydınlanır
    Şarkılar söylemek gelir içimden
    Yakında bir kuş öter
    Uzaklarda bir tren sesi
    Sonra kornalar, çocuk ağlamaları
    Vapur düdükleri
    Sesler bir uğultu halinde yükselir büyük şehirlerden
    Ve alışılmış bir yaşamaktır çöker omuzlarıma
    Sarar benliğimi birden
    Büyük, devamlı dalgalar halinde duygularım
    Her sabah seninle başlar
    Ve ben her sabah
    Ta içimde bir ağrı gibi yokluğunu duyarım
    Her sabah
    Rezil insanlar bekler her köşebaşında beni
    Yüzleri, yürekleri kadar kirlidir
    Biri gider, biri gelir
    Biri gider, biri gelir
    Yakamda duygusuz iğrenç elleri
    Ve soğuk gözbebekleri gözlerimde
    O alışılmış yaşamak ki her sabah
    İğreti bir elbise gibi durur üzerimde
    Bir isyandır sarar içimi
    Her şeyi üzerimden çıkarıp atasım gelir
    Fakat insanlar, insanlar bırakmaz beni
    Biri gider, biri gelir
    Hep aynı ses, aynı şarkı
    Aynı sağır gökyüzü
    Dilsiz bir deniz
    Kör bir düzen
    Hep aynı kör döğüşü
    Yalancı yüzler, aptalca bakışlar
    O iki yüzlü selamlar
    Hep aynı tempoda geçen manasız bir gün
    Hep o değişmeyen puslu ikindi üstleri
    Ve hep aynı yorgun, zoraki akşamlar
    Ya o geceler satılmış, utanç dolu
    Büyük avizelerin aydınlattığı sefil yüzlerimiz
    Renkli kumaşlar, altın kol düğmeleri
    Kristal kadehlerde kral içkiler
    O hesaplı dostluklar
    Satın alınmış sevgiler
    Ben alışılmış şeyleri sevmem, bilirsin
    Yaşamaksa dilediğim gibi yaşamalıyım
    Sevmekse gönlümce sevmeliyim
    Kendi ellerimle yazmalıyım alın yazımı
    Ölmekse istediğim anda ölmeliyim
    ve yaşıyorsam
    Her şey bambaşka olmalı seninle
    Alışılmış şeylerden öte
    Yalanlardan, düzenlerden uzak
    Yeter, yeter artık
    Dönmesin o eski plak
    Her şey gölümüzce olsun
    Bulsun
    Dilediği zaman ellerim ellerini
    Paylaşalım seninle bütün geceleri
    Sabahları, akşam üzerlerini
    Görülmemişi görelim, tadılmamışı tadalım
    Şarkılar söyleyelim kimsenin bilmediği
    Yüzüm her zaman aydınlık olsun aydınlığında
    Her zaman sevgiyle gülsün gözlerimin içi
    Yeter artık, yeter
    Kırılsın o çemberler
    Sarsın her yanımızı bir yaşama sevinci
    Ayrılıklar, kederler, gözyaşları bitsin
    Bütün bir ömür boyunca
    Seninle başlayan sabahlarım
    Seninle sürüp gitsin.

    5 min
  • Öykü | Ümit Yaban - Kavaklar

    Öykü: Ümit Yaban - Kavaklar (İshak Edebiyat)

    Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya


    "Sonra bir anda ismim sokakta çınladı, ben arkamı döndüm annemin koşarak bize yaklaştığını gördüm. Bir yanda Gazi abinin kırbacının sesi diğer yanda annemin sokağı inleten tiz sesi… Annem hem bağırıyor hem de ayakları önden fırlayacakmış gibi duran terlikleriyle bize yaklaşıyordu. Mesafe kısalıyor, yüzündeki anlamsız ifadede belirgin bir hâl almaya başlıyordu. Ama ben yine de annemin yüzünden geçen ifadeleri okumakta zorlanıyordum. Şah damarı nehirdeki balık kadar oynak görünüyordu. "

    11 min
  • Öykü | Çilem Dilber - Şam Şeytanı

    Öykü: Çilem Dilber - Şam Şeytanı

    Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya


    "Kalabalığın ağır hüznünü aşıp salondan geçiyoruz. Üzerimizde onlarca ıslak bakış.  Kerim’le aynı yaşlarda olduğumuzu düşünüp biraz da kızgınlık duyuyor olmalılar. O öldü siz niye hâlâ yaşıyorsunuz? Ne biçim arkadaşsınız siz? Odalarda acılı bir telaş. Yemekler, çaylar, mutfaktan taşan kadın sesleri, ara sıra yükselen yavaş yavaş kısılan ağıtlar. Kapıda ayakkabı çiftleri darmadağın. Hava çoktan kararmış, geçen zamanın farkına varmamışız. Zaman boşlukta bir yerde, ayın karanlık yüzü gibi asılı kalmış. Yetişecek bir yerimiz varmış gibi telaşlı adımlarla geçiyoruz sokağı. Burnumda helva kokusu. Bırak yemeyi daha sittinsene görmek istemiyorum.   Midemde hiç geçmeyecek gibi bir bulantı. “Sen yedin mi helvadan,” diye soruyorum Halil’e. Dünyanın en önemli sorusuna cevap verir gibi adımlarını yavaşlatıp yüzüme bakıyor. Başını sağa sola sallıyor. "






    20 min

About Canca Sesli Kitap

From the publisher's feed

Bu kanalda yerli ve yabancı yazarlara ait şiir, öykü ve romanları dinleyebilir, bazen de ilgimi çeken konular üzerine gerçekleştirdiğim sohbetlere konuk olabilirsiniz.

More shows like Canca Sesli Kitap

Ortamlarda Satılacak Bilgi by Podcast BPT

Ortamlarda Satılacak Bilgi

56 Listeners