Cumhuriyet gazetesi

Cumhuriyet gazetesi

By Cumhuriyet gazetesiNews
Download on the App Store

Cumhuriyet gazetesi episodes

  • 8 Ağustos 2024 - Günün Manşetleri - Yurttaşlar kredi kartı batağında

    * İktidarın yeni ekonomi yönetimi göreve gelir gelmez ilk iş olarak kredi kartlarının faiz oranlarını yükseltti.


    * Sağlık sistemindeki eksikliklerin bedelini yurttaşlar ödüyor.


    * Hacettepe Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’na bağlı Barınma Birimleri Yönetim Kurulu zam kararını açıkladı.


    * Anayasa Mahkemesi (AYM), TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın Gezi Parkı eylemleriyle ilgili davadaki hapis cezası gerekçe gösterilerek vekilliğinin düşürülmesini “yok hükmünde” kararıyla hukuksuz saydı.


    * Instagram’ın ardından bu kez 15 milyondan fazla oyuncunun kayıtlı olduğu Roblox adlı oyuna Türkiye’den erişim yapılamıyor.


    * Muğla’nın turistik ilçelerinden Bodrum’un içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılayan Mumcular Barajı’nda su miktarı ölü hacme ulaştı.


    * Beyaz Saray yönetimi, Moskova ile ticari ilişkileri üzerinden Ankara’ya karşı yaptırım sinyali veriyor.


    * İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında 10 ay geride kalırken Türkiye, Güney Afrika’nın Lahey merkezli Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) Tel Aviv’e karşı açtığı soykırım davasına dün resmi olarak müdahil olma başvurusu yaptı.


    * Uluslararası piyasalarda Japonya rüzgârının etkisiyle oluşan tsunami dinse de Türkiye piyasalarındaki etkisi halen devam ediyor.


    * Büro Emekçileri Sendikası (BES), TÜİK Başkanı Erhan Çetinkaya ve diğer yetkililer hakkında; resmi belgede sahtecilik, 5429 sayılı kanuna muhalefet ve görevi kötüye kullandıkları gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.


    * Bedri Baykam’ın, Prof. Dr. Kıymet Giray’ın küratörlüğündeki “Başyapıtlar” sergisi, Bodrum Belediyesi Şevket Sabancı Kültür ve Sanat Merkezi‘nde açıldı.


    * 34. Akbank Caz Festivali‘ne geri sayım başladı. 28 Eylül–13 Ekim tarihleri arasında izleyicilerini etkileyici performanslarla buluşturacak festivalin programına 14 yeni müzisyen daha dahil edildi.


    * Filenin Sultanları tarih yazmak için sahaya çıkıyor. A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Paris 2024 Olimpiyat Oyunları yarı finalinde bugün İtalya ile karşılaşacak.


    * Trabzonspor, UEFA Avrupa Ligi 3. eleme turunda bugün Rapid Wien’i konuk edecek. Saat 20.00’de başlayacak ve A Spor’dan naklen yayımlanacak maçı Estonyalı hakem Kristo Tohver yönetecek. Başakşehir ise UEFA Konferans Ligi 3. eleme turu ilk maçında bugün saat 19.00’da (Yayın: TRT Spor) Gürcistan deplasmanında Iberia Tiflis ile oynayacak. 



    * Bu podcast yayınları, Cumhuriyet gazetesinden derlenen haberlerin yapay zeka tarafından seslendirilmesiyle oluşturulmuştur. Güncel haberler için www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.


    12 min
  • Ya Erdoğan kimin adayıydı - Barış Pehlivan

    “Kravatlı ve çağdaş görünümlü Erdoğan’ı, Erbakan’a tercih ederim.” İsrail Dışişleri Bakanı Katz’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan, İBB Başkanı İmamoğlu’nu destekleyen açıklamasını görünce bu söz aklıma geldi. Söyleyen eski ABD Büyükelçisi Morton Abramowitz’di. Görmüşsünüzdür; Ekrem İmamoğlu “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bayrağına ve cumhurbaşkanına hakaret eden bu açıklamanızı size aynen iade ediyorum” dese de AKP’liler tarafından “İsrail’in adayı” diye yaftalandı. Oysa İmamoğlu’na bunu diyenler sakladıkları sandıktan fotoğraf albümlerini çıkarsalar neleri hatırlayacaklar. Nasuhi Güngör’ü duymuşsunuzdur. AKP döneminde TRT Haber Dairesi başkanı olarak da görev yapmış, iktidara yakınlığı sır olmayan bir gazeteci. Maalesef Güngör’ün de unutmak istediği bir kitabı var: “Yenilikçi Hareket” Şu an piyasada olmayan kitap, AKP’nin Milli Görüş içinden doğuşunu ve Erdoğan’ın nasıl lider olduğunu adım adım tanıklarıyla anlatıyor. Sayfalarını çeviriyorum ve “Keşfedilen Tayyip Erdoğan” başlıklı bölüme geliyorum. Şöyle yazıyor Güngör: “Tayyip Erdoğan hiç kuşkusuz başarılı bir İstanbul il başkanı ve ardından büyükşehir belediye başkanıydı. Ancak Erdoğan’ın ne zaman keşfedildiğine ilişkin hayli ilginç bir iddia vardı. Erdoğan daha RP Beyoğlu ilçe başkanı iken dönemin ABD Büyükelçisi Morton Abramowitz’le tanıştırılmıştı. Kasımpaşa’daki bir vakıfta düzenlenen tanışma toplantısında, Erdoğan’ın yanında bir RP İstanbul il yöneticisi de bulunuyordu.”

    Nasuhi Güngör, Abramowitz-Erdoğan görüşmelerinin sürekli devam ettiğini hatırlattıktan sonra, İBB’deki görüşmeye özel bir vurgu yapıyordu: “Tayyip Erdoğan’ın bu konudaki asıl çarpıcı görüşmesi, 15 Ekim 1996 tarihinde belediye başkanlığı makamında gerçekleşti. Morton Abramowitz’in Erdoğan’ın makamına yaptığı bu ziyaret hayli uzun sürmüştü. Erdoğan, görüşme sonrasında Abramowitz’in ‘olumlu ve sıcak bir mesaj getirdiğini’ ifade etmiş ve eklemişti: ‘Mesajı kendi adıma değil, partim adına alıyorum.’ Bu mesajın içeriği konusunda, çeşitli spekülasyonlar yapıldı. Abramowitz’in Erdoğan’a ‘Türkiye’nin geleceği için çok önemlisiniz’ dediği basına yansıdı. Ancak bunları teyid eden ya da yalanlayan açıklamalar olmadı. Ancak görüşmenin içeriği kadar önemli olan iki nokta vardı. Birincisi, bu görüşmenin ardından Erdoğan’la ilgili ‘Erbakan’ın veliahtı’ benzetmelerinin yerini hızla, ‘geleceğin lider adayı’na bırakmasıydı.” Peki, ne önemi vardı Abramowitz’in? Ben yazmayayım, Nasuhi Güngör’ün kitabından okuyalım: “Evet, eski Ankara Büyükelçisi, Carnegie Endowment başkanı ve sık sık ‘Mossad ajanı’ olmakla suçlanan, ‘ırk bilinci yüksek’ bir Amerikan Yahudisi. (...) Ankara’ya gelmeden önce de çok önemli görevleri vardı. ABD Dışişleri İstihbarat ve Araştırma Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapmıştı. Burada başta CIA ve FBI olmak üzere, SIA, DIA gibi Amerikan istihbarat örgütleri arasındaki koordinasyonu sağlıyordu.” Sanırım anlaşıldı. Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olmadan önce Yahudi Komitesi’nin davetlisi olarak ABD’ye gitmesini, Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü yetkilileriyle görüşmelerini, dünyanın en etkin Yahudi örgütlerinden ADL ile ilişkilerine girmiyorum bile. Demem o ki... Tarihi doğru yazalım. İmamoğlu İsrail’in kendisine destek vermesinden rahatsızlığını açıkça dile getirdi. Lakin, Erdoğan İBB başkanı iken benzer desteklere koşar adım el uzatmıştı.

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/

    5 min
  • Gıda fırsatçıları - Arif Kızılyalın

    Türkiye, gıda enflasyonunda Avrupa, Kuzey Amerika, Asya lideri; Arjantin, Güney Sudan, Zimbabve ile de dünyada ilk dördü paylaşıyor. Hatta soykırıma uğrayan Filistin’de bile enflasyon Türkiye’nin yarısı (yüzde 33) kadar. Bu verileri İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Dr. Buğra Gökce açıkladı. Peki Türkiye niçin böyle bir sarmalın içinde? Evet, ekonomi bozuk. Adı “vergimatik”e çıkan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in para politikası başlarda cesur adımlar atılamadığı için tutmadı ama gıdadaki “ahlaksızca” artışın asıl nedeni fırsatçıların bu sektördeki vurgunculuğu. Geçenlerde KRT’de Ziraat Odası İstanbul Şube Başkanı Murat Kapıkıran domates üzerinden örneklendirdi bu vurgunu. Tarlada 2 TL olan domatesin, markete, pazara gelene kadar nasıl 30-35 TL’ye çıktığını açıkladı. Öncelikle gübre, pompaj (suyu aktarmak için kullanılan elektrik) giderlerinin tavan yaptığını, fide fiyatının 2 TL’ye yükseldiğini, elle toplanan ürün için de emekçiye 600 ile 800 TL arasında ücret ödendiğini anlattı ve iç pazardaki vurgunculara sözü getirdi. Aracılar, ne yazık ki domatesi öldüm fiyatına alıyor üreticilerden ve denetimsizce iç piyasaya veriyorlar. Kabul etmeyenin ürünü yanıyor! Çözüme gelirsek 1923 sonrası başlayan kooperatifçilik canlandırılabilir ya da Tarım Bakanlığı tarladaki domatesi alma garantisi verebilir. Böylelikle üretici kendini güvende hisseder, pazarlık yapar. Ancak kimse bu çözümü düşünmüyor! Kooperatif veya devlet bu domatesi ne yapacak derseniz çözümü basit. KOBİ niteliğindeki salça atölye ve fabrikaları kurulur, yeni iş alanları doğar. Hatta geçenlerde bir duyuru okudum, Ayvalık Belediyesi, mahallelere gönderdiği seyyar salça makinesi ile bölgede yetişen ürünün çöpe gitmesine engel olmuş kadınlar aracılığıyla. Bir ilçe belediye başkanı (Mesut Ergin) bunu uyguluyor, Tarım Bakanlığı akıl edemiyorsa ortada büyük bir sorun var demektir! Gıda sektöründeki vurgun domatesle sınırlı değil elbet. Birini kendim yaşadım, Muğla-Datça arasında Kızkumu diye bir yer var. Kiremit rengi kumu, denizin içinden yürüyüş yolu ile bir doğa harikası. Ne yazık ki o bölgenin kullanımı Çevre Bakanlığı’nca MUÇEV’e (Turizm Çevre Vakfı) verilmiş. Şirket plajı işletmeciye kiralamış. Deniz kenarı self servis kafeteryada bir şişe sodaya 60 TL ödedim. Bu mekânın hemen 50 metre ötesindeki markette benzer soda 20 TL. 250 metre ötedeki zincir markette aynı soda 6 TL! Buyurun size fırsatçılığın nirvanası. MUÇEV’den söz açılmışken güya ücretsiz tuvalet yapmışlar deniz kenarına ama sahipsiz, görevli yok, su akmıyor, oluşan kirlilik sahilin tüm büyüsünü bozmuş! Eğer işletemiyorlarsa belediyeye bırakılmalı bu tip özel yerler! Son örnek bir Cumhuriyet okurundan geldi. O da Susurluk tostu diye bilinen ürünün 2 kilometre içindeki evrimini yazmış elektronik postaya: “Susurluk, İstanbul-İzmir karayolunun mola noktası. Kuzey Karayolu yokken bir firma tekelleşmişti. Hatta kız çocuklarına burs verdiğini duyurmuştu. Sonradan paralı yola da şube açtılar. İzmir’e giderken bir tost, bir ayrana 190 TL ödedim. Dönüşte, nostalji yapayım diye Susurluk çıkışından eski yola döndüm, aynı firmanın alt yoldaki şubesine girdim. Aynı ürünlere 145 TL ödedim. Sordum indirim mi geldi diye? Hayır, Kuzey Karayolu kenarındaki şube aynı ürünü farklı fiyata satıyormuş! Bu arada Susurluk merkezi dolaşırken yerel tostçuya gittim, orada fiyat üst yolun yarısıydı. Alın size vurgunculuk.” Hemen her sektörde bu aymazlık söz konusu. Türkiye’de aracılar ve fırsatçılar ne yazık ki zorunlu gıda sektöründeki kazancı fırsata çeviriyorlar, olan da emekçiye, emekliye, memura, dar gelirliye oluyor! Oysa AB dahil tüm dünyada zorunlu gıda maddelerinden fahiş kazanç sağlamak suçtur! Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan, Turgut Özal’dan miras kalan “serbest piyasa ekonomisi”ne çekidüzen vermez, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “makus talihimize” “bak”maya devam ederse Türkiye enflasyonda dünya lideri olur!

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/

    6 min
  • 7 Ağustos 2024 - Günün Manşetleri - Kanıtlar yok olacak kaygısı

    * Amasra davasında madeni açma şartı olarak su basılması istendi: Kanıtlar yok olacak kaygısı

    * Haydarpaşa’da peron ‘kararsızlığı’

    * TİP’in seçilmiş vekili, hakkındaki AYM kararını hatırlatıp özlük haklarının iadesini istedi: Atalay’dan Meclis’e faks

    * META’nın erişim engeli raporu: Katalog suç bahanesi çürüdü

    * Yayında bakanın adı sık sık anıldı Özel, İmamoğlu ve Yavaş’tan bahsedilmedi: TRT’den CHP sansürü

    * Hiroşima katliamının kurbanları anıldı

    * NYT, Tahran’ın Moskova’dan gelişmiş radar ve hava savunma sistemleri istediğini öne sürdü: Rusya’dan askeri destek

    * Türkiye, Temmuz 2024’teki araştırmaya göre yüzde 38 ile 29 ülke arasında en kaygılı ülke: Umudumuz tükeniyor

    * Yurtdışından bireysel e-alışverişte vergi yüzde 66-100 arttı. Sınır da 30 Avro’ya indi: Tüketici ‘rekabet’ arıyor

    * Ayçiçeği ithalatı için ek kapı açıldı, Çukurova’da susuzluk çiftçiyi vurdu: Tarımı bitirdiler

    * Altın Koza’nın onur ödülleri açıklandı

    * Usta sanatçının adını taşıyan sahne, ‘Bir Baba Hamlet’ oyunuyla yeniden hayat buldu: İsmet Ay’a vefa

    * Kan, ter, direniş... Geriye düşen ve 4 sakat veren Sultanlar, Çin’i 3-2 yenip yarı finale çıktı: Gözyaşıyla zafere

    * Kadınlar serbest 68 kilodaki sporcumuz rakibini son andaki hamleyle yenip kürsüye çıktı: Güreşte Buse bronzu kaptı

    * Çakıroğlu finalde

    * F.Bahçe, Şampiyonlar Ligi 3. eleme ilk maçında 90+2’de yediği golle Lille’e 2-1 yenildi: Turu Kadıköy’e bıraktı

    * Bu podcast yayınları, Cumhuriyet gazetesinden derlenen haberlerin yapay zeka tarafından seslendirilmesiyle oluşturulmuştur. Güncel haberler için www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.


    10 min
  • Halk CHP’yi duymak istiyor! - Mustafa Balbay

    CHP aylardır süren tartışmalara son noktayı koydu; 6-9 Eylül 2024’te tüzük ve program kurultayı yapılacak! 4-5 Kasım 2023’teki Özgür Özel’in genel başkan seçildiği kurultaydan sonra beklenti hemen tüzük kurultayının yapılmasıydı. Ancak CHP de Türkiye gibi yerel seçim havasına girdi. 31 Mart seçimlerinde tarihin akışının değişmesi doğal olarak CHP’yi ilk seçimde genel iktidarın en büyük adayı konumuna getirdi. 4 aydır yapılan tüm anketlerde CHP birinci parti. Genel olarak “kıl payı”. Ancak temmuz sonundaki kimi anketler farkın “kol payı”na çıktığını gösteriyor. İşte bu iklimde CHP 2025 başına dek iç yol haritasını netleştirdi. Önümüzdeki günlerde bu kurultayın da iki olasılıklı olduğu konuşulacak: Seçimli mi seçimsiz mi? HHH Önceki gün yapılan il başkanları toplantısından sızan bilgilere göre, 31 Mart seçimlerinde elde edilen yerel başarıyı genel başarıya taşımak ortak arayış. Buraya giden yolu sağlamlaştırmak şart. Bunun için seçimli yerlere aday belirlemede önseçim yönteminin benimsenmesi baskın görüş. Ancak başta Güneydoğu olmak üzere başkanların farklı düşündüğü iller de az değil. 8 yıl önce yapılan tüzük değişikliği ortak bakışın ürünü olmamıştı. Önseçimi öteleyen maddeye karşı çıkan milletvekillerinin hemen tamamı tasfiye edilmişti. Bu kez ne olacak? Özel mutlak bir ortak bakış arayacağını vurguladı. Bu şart! Eğer tüzüğe bakışta yarılma olursa bu durum sadece önümüzdeki seçimi değil, kurultayı da etkiler! Tüzük, genel başkan seçimli hale gelebilir mi? Özgür Özel’in toplumda, parti kadrolarından daha büyük kabul gördüğü söylenebilir! Kamuoyu, Özel’in yanlış çıkış yaptığını düşündüğü durumlarda bile ona açtığı krediyi azaltmıyor. Samimi buluyor... Başta TBMM grubu ve örgüt gövdesi olmak üzere parti kadroları içindeki 51-49 dengesi Özel lehine değişiyor. 4 Kasım 2023’teki kurultaydaki ilk oylama böyleydi; 51’e 49! Eylüldeki tüzük kurultayı genel başkan seçimli olabilir görüşünü savunanlar diyelim ki böyle bir yola girişi sağladı. Yani seçimli kurultay oldu. Bu kurultay Özgür Özel’in ve genel merkez kadrosunun tüm muhalifleri tasfiyesini de getirebilir. Bu bağlamda kadın kolları kurultayı ilginçti! CHP’nin eylül kurultayının Türkiye’yi ilgilendiren boyutu şu: Türkiye’yi nasıl yöneteceğini ilan edecek! Daha doğru anlatımla eylülde programla ilgili temel çalışma yapılacak, 6 ay sonra program son şeklini alacak! Bu köşede yeri geldikçe şu örneği verdik: CHP tarihinin zorlu dönemlerinden biri 1950-1960 arasıydı. Bu zaman diliminde CHP’nin olağan kurultayları bir yana olağanüstü kurultay sayısı 4’tür. En kısası da 5 gün sürmüştür! CHP’nin o süreçteki mücadelesi parti tarihinin en zorlu ve onurlu dönemlerinden biridir. Bugüne gelirsek... 31 Mart’ta tarihin değişen akışını kim yönetecek? Buna en yakın ve en yakışan parti CHP! CHP’nin bu sürecin sahibi olabilesi için büyük bir “rıza üretimine” girmesi gerekiyor. Toplum buna hazır... Türkiye’de yüzme bilenlerin oranı yüzde 5’tir ama yüzer gezer oyların oranı yüzde 20’dir. İşte bu yüzer gezer oylar 2002 seçimlerinden bu yana yüzüp gezip AKP’ye oy veriyordu. Şimdi bu oyların kime gitmeyeceği net; AKP’ye. Kime gideceği karışık. En güçlü aday CHP ama seçime daha çok var! Sözün özü CHP’den şu soruya çok net yanıt vermesi bekleniyor: Nasıl bir Türkiye vaat ediyor? Bazen anlatma gücünüz ne kadar yüksek olursa olsun, halk size kulaklarını tıkamıştır, duyuramazsınız! Şimdi tersi bir durum var: Halk CHP’yi duymak istiyor!


    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/

    5 min
  • Instagram’ı kapat, yüksek teknolojiye yatırım bekle - Orhan Bursalı

    Instagram gibi sosyal iletişim veya medya ağları yüksek teknoloji ürünüdür. Çalışanlarının tümü uzmanlık derecesinde bilgi sahibidir, yani yaratıcılarıdır. Instagram’ı kapatırken eşzamanlı olarak HIT-30 diye, ileri teknolojilere ağırlık veren bir odak ülke olma iddiasıyla üstelik milyarlarca dolarlık teşvikler açıkla. Almanlar buna “diametral entgegengesetzt” derlerdi. Yani “taban tabana zıt” iki görüşü birmiş gibi ileri sürmek. İşin doğasına aykırı. Üstelik hukuksuz yasasız dayanaksız. Ben yaptım oldu, yasa benim tavrıyla. Katalog suç gibi uyduruk gerekçe ortaya at. Mahkeme gibi davran, bir siyasi karar ver. Bakın Instagram umurumda değil. Kendi başına buyruk sansür anlayışını da savunacak değilim. Milyarlarca kazanç kaybı varmış gibi yalanları da boşveririm. Burada esas olan yasalara saygılı bir hukuk devleti kimliğinin bir kez daha yerle bir edilmesidir. Baştakilerin tepesi atınca demek ki hiçbir şey güvence altında değil. Mesela Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararına tepki olarak AYM’nin web sitesini devre dışı bırakmak gibi ergen çocuk davranışları göster. Can Atalay’ın serbest bırakılmasını da yine keyfi davranışlarla bakalım nasıl engelleyeceksiniz göreceğiz veya “AYM mi var o da ne ki” diyeceksiniz. Bunları şunun için anımsatıyorum. Dışarıdan gelecek yatırımcı öncelikle hukuk devletinin yasaların tam işlerliği görmek ister. Her şeyi siyasi gücün iki dudağı arasında gördüğü sürece güler geçer. Onu mutlaka ülkeye yatırım yapmaya çekmek istiyorsanız, bunun yüksek bedelini de milletin cebinden ödemek zorunda kalırsınız. Aman gel, teşvik iki katı, hibe beş katı dersiniz, hesap kitap bakar ki yatırımcı, yahu daha başlangıçta 10 yıllık kazancımı peşinen cebime koydum, hukuk devleti olsa ne olur olmasa ne olur. Yani hukuksuzlukların, keyfiliğin bedelini yine bu millet öder. Her gördüğüm nitelikli üniversite öğrencisi kapağı ülke dışına atmaya çalışıyor. Yahu bir kişi de “Burada kalacağım” desin diye gözüne bakıyorum. Bir ülkenin en değerli zenginliği yetişkin yetenekli insan kaynağıdır. Eğer bunlar tası tarağı toplayıp gidiyorlarsa yüksek teşvik ve hibeler vereceğiniz şirketlerin nitelikli elemanlarını ülke dışından transfer ederler veya edersiniz, bunun yüksek maliyetini yine bu millete ödetirsiniz. Başarılı bir bilgisayar şirketi yöneticisi Lütfi Bey ile sohbet ediyorum. Sorum üzerine, yeni bilgisayar mezunlarını 50 bin TL ile işe başlatıyoruz, diyor. Ama elemanlarını tutamıyorlar, yılda yüzde 20’si, ki çok daha iyi maaş alıyorlar, çekip gidiyorlar, çoğunlukla yurtdışı. Çocuğunun eğitim masraflarıyla ilgili faturayı göstererek. Yani eğitim diye temel bir sorun da yarattınız bu ülkede. Fakat durum bundan da kötüdür. Üniversitelerimizin başlarına atanan yöneticilerin tümü bilimden uzak kişiler. Üniversitelerimiz bilimsel nitelik bakımından kötü. Liyakatsizlik diz boyu. Yükseltmeler çapsız. Yani ileri teknolojilerin üretimini ülkemizde orta ve uzun vadede sürdürülebilir kılabilecek hemen hiçbir iklimsel (siyasal, bilimsel, hukuksal...) koşulun bulunmadığından söz ediyoruz. Parayı veririz düdüğü çaldırırız, anlayışının egemen olduğu bir ileri teknoloji odağı olma düşüncesi, bir hayal ticaretidir. Veya ülkenin kıt kanaat varlıklarını heba etmeye gider. HIT-30 programı ülkece tartışılmalıdır ve iktidar da bunu bizzat istemelidir. İleri teknoloji odağı ülke hayalini ileri sürerken bir de bugünkü diğer ekonomik koşullar var: Yüksek enflasyon koşullarında ekonomide artan belirsizlikler ve kırılganlıklar yatırım iklimini son derece olumsuz etkiler, ileri teknolojiye yönelik yatırımlar cılız kalır. Bayram Ali Eşiyok diyor ki tüm teşviklere rağmen yüksek teknoloji yoğunluklu sektörlerde arzulanan yatırım temposunun sağlanamadığı koşullarda, kamunun üretici bir aktör olarak piyasaya müdahale etmesi ülkenin geleceği için zorunluluktur.


    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/

    6 min
  • 6 Ağustos 2024 - Günün Manşetleri - Baz etkisinde hesap tutmadı

    * Ekonomik krize çare gerekçesiyle uygulanan “sıkı para politikası”nı emekçinin üzerine yıkan AKP enflasyonu durduramıyor.


    *Hamas lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesinin ardından taziye paylaşımı yapılan Türkiye’deki hesapların kapatılması üzerine 2 Ağustos’tan itibaren Instagram’a Türkiye’den erişim engellenmişti.


    * Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) milletvekilliğinin düşürülmesini “yok hükmünde” saymasının ardından dün sosyal medyadan yazılı bir açıklama yaptı.


    * İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, AKP İnsan Hakları Eğitim Programı’nda Suriyeli göçmenler hakkında bilgiler paylaştı.

    * Türkiye’nin birçok şehrinde orman yangınları devam ediyor.


    * İzmir’in Çeşme ilçesinde bir işletmenin dünyaca ünlü Aya Yorgi Koyu’na “beach club” yapmak için yaklaşık 100 dönümlük yeşil alanı hukuksuz olarak işgal etmesinin ardından başlayan mücadeleyi çevreciler kazandı.


    * Güney Asya ülkesi Bangladeş’in Başbakanı Şeyh Hasina Vecid’in 2009’dan bu yana sürdürdüğü iktidarı sona erdi.


    * Gazze’de İsrail saldırıları sürerken Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi tarafından Alemeyn’de kabul edilmesi sonrası mevkidaşı Bedir Abdulati ile bir araya geldi.

     

    * Global piyasalar yeni haftaya büyük bir düşüş trendiyle başladı.


    * Amerikan borsalarının açılmasıyla Apple ve Nvidia gibi dev hisseler yüzde 8’leri geçen düşüşler yaşadı.


    * İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Suat Derviş’in eseri “Fosforlu Cevriye”yi, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda seyirciyle buluşturuyor.


    * AnnaLaudel Bodrum, Lal Batman’ın eserlerinin yer aldığı “Cherry on Top” sergisi 18 Ağustos’a kadar görülebilir.


    * Futbolda Avrupa kupalarındaki takımlarımızın rakipleri belli oldu.


    * A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Olimpiyat Oyunları çeyrek finalinde bugün saat 10.00’da A Grubu’nu lider bitiren Çin ile karşılaşacak.



    * Bu podcast yayınları, Cumhuriyet gazetesinden derlenen haberlerin yapay zeka tarafından seslendirilmesiyle oluşturulmuştur. Güncel haberler için www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.


    11 min
  • AKP ve Hamas - Örsan K. Öymen

    İslamcı terör örgütü Hamas, Mısır’daki şeriatçı, köktendinci, ümmetçi örgüt “Müslüman Kardeşler” tarafından kuruldu. ABD ve İsrail, Yaser Arafat’ın öncülüğündeki Filistin Kurtuluş Örgütü’nü bölmek, bağımsız Filistin devletinin kurulmasını önlemek için, Hamas’ın kurulmasına destek verdi. Hamas, ABD emperyalizminin Ortadoğu’daki uyduları olan Suudi Arabistan ve Katar tarafından yıllarca desteklendi. “Müslüman Kardeşler” kurulduğu 1928 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı düşmanlık yaptı. Kurtuluş Savaşı’na ve Kuvayı Milliye hareketine karşı mücadele veren, Britanya emperyalizmiyle işbirliği yapan, Teal-i İslam Cemiyeti kurucularından Mustafa Sabri, Mısır’daki “Müslüman Kardeşler” örgütüne üye oldu. “Müslüman Kardeşler”, Süveyş Kanalı’nı millileştiren ve Britanya kontrolünden kurtaran, Mısır’daki antiemperyalist mücadeleye öncülük eden Cemal Abdülnasır yönetimine karşı da mücadele verdi. Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail topraklarında yaklaşık 1200 İsrailli sivil vatandaşı katletmesi üzerine, İsrail hükümeti Hamas’ın yönettiği Filistin’in Gazze bölgesine saldırı başlattı, bunun sonucunda on binlerce sivil Filistinli yaşamını yitirdi, büyük bir katliam yaşandı, Gazze yerle bir oldu. 

    İran’da öldürülen Hamas’ın lideri İsmail Haniye’nin Katar’daki cenaze törenine, demokrasiyle yönetilen hiçbir ülkenin yöneticisi katılmadığı gibi, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Mısır, Tunus, Cezayir, Fas, Irak, Suriye, Ürdün, Lübnan, Suudi Arabistan gibi dünyanın önde gelen Arap ülkelerinden de hiçbir devlet yöneticisi katılmadı. Cenazede en üst seviyede temsil edilen ülke Türkiye oldu! “Cumhurbaşkanı Yardımcısı” Cevdet Yılmaz, “Dışişleri Bakanı” Hakan Fidan, “Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı” İbrahim Kalın, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı” Numan Kurtulmuş cenaze törenine katıldılar. Türkiye’de dış politikanın, istihbaratın, Meclis’in bu kişilere emanet edilmesi kaygı vericidir! Türkiye’nin dışında Katar, İran, Pakistan, Malezya’dan da çeşitli yöneticiler cenaze törenine katıldılar. Bu ülkelerin içinde Katar hariç hiçbirisi Arap ülkesi değildir. “Cumhurbaşkanı” Recep Tayyip Erdoğan ve “Dışişleri Bakanı” Fidan cenazeden önce Hamas lideri için övgü dolu sözler sarf etti, Erdoğan “İsrail’e girebileceklerini” açıklayarak İsrail’i tehdit etti, Hamas liderinin öldürülmesinden dolayı bir günlük “milli” yas ilan etti! Türkiye dışında dünyada Hamas lideri için İran, Pakistan gibi birkaç ülke hariç kimse “milli” yas ilan etmedi! Buna “milli” yas değil, “ümmetçi” yas bile denemez. Çünkü bırakın milletleri, Müslüman ümmetinin tamamı da Hamas lideri için yas tutmadı. 29 Ekim’de, 19 Mayıs’ta, 30 Ağustos’ta, 23 Nisan’da, 10 Kasım’da ortalıktan kaybolan, milli bayramları göstermelik biçimde kutlayan, kutlamalara sınırlamalar getiren AKP hükümeti, terör örgütü Hamas lideri için tuttuğu yası “milli” ilan ederek, Türk milletine hakaret etti! Hamas rezaleti bununla da kalmadı, sosyal medya kurumları, terör örgütü Hamas’ı destekleyen Türkiye’deki açıklamalara sınırlamalar getirince, AKP hükümeti, sosyal medya hesaplarına erişimi kapattı! 

    AKP hükümeti Hamas’a destek vererek, anayasayı, demokrasi ve laiklik ilkelerini ihlal ettiği gibi, Türkiye’nin milli çıkarlarını da yerle bir etti. AKP terör konusunda çifte standart ve tutarsız bir strateji uygulayarak, Türkiye’nin terör örgütü PKK’ya yönelik mücadelesine darbe vurdu. Bir terör örgütünü destekleyen bir hükümetin, teröre karşı vereceği uluslararası mücadelenin ciddiye alınmayacağı açıktır! Ayrıca Türkiye’nin İran ile İsrail arasındaki olası bir savaşta taraf olmasının da Türkiye’nin milli çıkarlarına aykırı olduğu ve Türkiye’yi bir felakete sürükleyeceği kesindir! Hamas liderinin öldürülmesi, Türkiye’nin milli olmayan odaklar tarafından işgal edildiğini bir kere daha deşifre etti!

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠⁠

    6 min
  • Ateş topunu harlayıp duruyorlar - Mine Esen.

    Ortadoğu’nun suikastlar tarihine geçen hafta bir yenisi daha eklendi. İsrail’in Filistin’e yönelik kanlı saldırıları sürerken Hamas’ın liderlerinden Haniye’nin öldürülmesi gerilimi üst seviyeye taşıdı. ABD’nin Körfez’deki en büyük üssünün bulunduğu Katar’da yaşayan Haniye, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın yemin töreni için gittiği Tahran’da kaldığı konutta hedef alındı. Geçen mayıs ayında İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin akıllarda soru işaretleri barındıran helikopter kazası sonucu ölümünün ardından gelen bu saldırı, İran’ın önleyici istihbarat yeteneğine ilişkin tartışmaları alevlendirdi. Ortadoğu her zamanki gibi yine komplo teorileri, geniş çaplı savaş olasılıkları üzerinden dünya gündeminin ilk sırasına yerleşti. ABD’nin yaklaşık iki yıl önce Rusya’ya adeta “Gel gel” diyerek tetiklediği Ukrayna savaşında olduğu gibi Washington’ın koruyucu şemsiyesindeki İsrail bu kez aynı politikayı İran’a yapar halde. Tel Aviv, Tahran’ı kışkırtarak topyekûn bir savaşa sokmak ister görünüyor. Bu açıdan da İsrail, İran’ın etkinliğinin olduğu Lübnan, Suriye ve Irak üzerinden de oyun kuruyor. İran’la güçlü bağlara sahip Lübnan Hizbullahı’nı hedef alan saldırıları bunun bir örneği. Tahran uzun süredir İsrail’in bu politikasına karşı soğukkanlı. Ancak bu kez ülkesinde misafir ettiği Haniye’ye yönelik suikastı önleyememesi küresel çapta güç ve yönetim etkinliğine yönelik itibar kaybıyla karşı karşıya kalmasına yol açtı. İran’ın istihbaratında sorunlar olduğu, farklı güç odakları arasında mücadelenin yaşandığına yönelik yorumlar gündeme yansıyor. Tahran, diş göstermek arayışında ancak açık bir savaşa girme gibi bir seçeneği ne kadar sürdürülebilir derseniz, o tartışmalı. 

    İran, Irak savaşından bu yana sahada açıkça topyekûn ulusal ordusuyla bir savaşın içine girmiş değil. Ama Şii milis güçlerle birlikte Irak ve Suriye’de etkin. Uluslararası yaptırımların kuşatması altında olduğundan daha çok İHA, füze sistemleri, nükleere yönelik teknoloji üzerinde yoğunlaşmış durumda. Bu konuda işbirliği yapabileceği ülkeler sınırlı. Rusya, Çin ve Kuzey Kore ile temasta. Bir yandan da savaş uçağı, helikopter gibi hava güçlerindeki sıkıntıları biliniyor. Yedek parçaya ulaşımda güçlük çekiyor. Tel Aviv’e sınır çekebilecek güçlerin başında Washington var. Ancak kasım ayındaki başkanlık seçimleri öncesinde ABD’de böylesine bir etki kullanma isteği ya da caydırma gücü var mı o da ayrı bir konu. ABD’de İsrail lobisinin bir kısmı boşluktan faydalanma, Filistin topraklarında daha fazla işgal, daha çok Filistinlinin yok edilişiyle haritaları kendi lehlerine değiştirme peşinde. Arap ülkelerinin Filistin ile dayanışması ise sözün ötesine pek geçmiyor. ABD ile iyi ilişkilerdeki çoğu Arap-Körfez monarşisi ile İran hattında mezhepsel ayrılıklıklar üzerinden ilişkilerde çatlaklıklar tarihsel boyutta. Şimdi gözler İran’ın -belki de bu satırları okuduğunuzda yapmış olduğu- misillemesinin nereden ve ne ölçüde olacağında... 

    ABD, Akdeniz’e askeri yığınağını artırırken dağınık kafadaki Avrupa’nın kendisini toplaması şart. Ukrayna’nın ardından Ortadoğu’da yükselecek ateş, krizlerle boğuşan Avrupa’da işleri daha da zora sokacaktır. Uzlaşı zemini için Brüksel hattı, Berlin ve Paris’in desteğiyle harekete geçmelidir. Aynı şekilde yine Washington’ın tepkisine takılmadan, Filistinli tarafları bir araya getirebilme yönünde diplomatik atak yapan Çin ile de işbirliği yapılmalıdır. Bu güç birliği İsrail’i siyasi/ ekonomik gerekçelerle köşeye sıkıştırıp masaya oturtabilir. Aksi halde Lübnan’a sıçrayacak geniş bir yangın Kıbrıs ve çok sayıda göçmen nüfusu barındıran Avrupa’ya da yayılacaktır. ABD seçimlerine kadar bölgede gerilimin sürdürülüp ardından İsrail’de “savaş yönetiminin” el çektirilip yeni bir “Ortadoğu barış sürecine” başlanması da olası. Ama o zamana kadar yitip giden canların hesabını kim verecek?

    * Bu köşe yazısı, yapay zeka tarafından seslendirilmiştir. ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠https://www.cumhuriyet.com.tr/⁠⁠

    6 min
  • 5 Ağustos 2024 - Günün Manşetleri - İlkel hastane bir can aldı

    * İktidar 45 günde ‘Saray müteahhidi’ne konteynerlerden yaptırdı: İlkel hastane bir can aldı

    * Sendika, siyasi parti ve akademisyenlerin itiraz ettiği yeni eğitim modelini öğretmenler değerlendirdi: Aydınlanma unutulmuş

    * ‘Cinsiyet kotası yüzde 50’ye çıkacak’ diyen Özel, kadınları partiye davet etti: CHP’yi iktidar yapın

    * Emir’den Kurtulmuş’a Instagram çağrısı: Acilen Dijital Mecralar Komisyonu toplansın

    * Üniversite tercihlerini yapan gençler temel ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağını düşünüyor: ‘Gelecekleri umutsuz’

    * İran’ın İsrail’e olası saldırısına karşı bölgede hazırlıklar sürüyor: Gözler Ortadoğu’da

    * En az 140 TL’lik taban fiyat isteyen üreticiler yollara döküldü, destek istedi: Çiftçi eylemleri büyüyor

    * Kışın marketler yazın turizmci suçlu oluyor

    * Psikolojik dram Biraz Yağmur Yağmalı ve fantastik aksiyon komedi Deadpool&Wolverine vizyonda

    * Bale rüzgârı Bodrum’da esiyor

    * Boksta Hatice Akbaş finale, Esra Yıldız Kahraman ise yarı finale yükseldi: Madalyaya yumruk

    * Teşekkürler Mete

    * Adem Asil bronzu kaçırdı

    * Filenin Sultanları kaybetti ama turladı

    * Gururumuzsun Kuzey

    * 5-0’lık G.Saray zaferinin perde arkasında yönetimin doğru tercihlerinin büyük payı var: ‘Beş’ yıldızlı Beşiktaş

    * G.Saray’da Beşiktaş hezimeti sonrası yönetim, Buruk ve futbolcular tartışılıyor: Fatura kime çıkacak?

    * Bu podcast yayınları, Cumhuriyet gazetesinden derlenen haberlerin yapay zeka tarafından seslendirilmesiyle oluşturulmuştur. Güncel haberler için www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

    11 min

About Cumhuriyet gazetesi

From the publisher's feed

Cumhuriyet'in 100. yaşında yapay zeka desteğiyle seslendirilen podcast yayınlarımızı her gün siz değerli okuyucularımız ile buluşturuyoruz.