"Kim her zaman Kendi’nde, Gerçek Benlik’tedir, görürken, işitirken, dokunurken, koklarken, yemek yerken, yürürken, uyurken, nefes alırken, konuşurken, tutarken, bırakırken, gözlerini açıp kaparken, duyu organlarının sadece ilgili nesnelerle temasta olduğunu (çok iyi) bilir ve “Ben hiçbir şey yapmayanım” diye düşünür işte o gerçeği görür." (5.8-9)
"Eylemler icra ederken, (eyleme olan) tutunmasını, bağını bırakan, (eylemlerini) Brahman’a sunan kişi hiçbir olumsuz eylem ile (pāpa) lekelenmez, suyun üzerinde duran (ama bir damla suyla bile ıslanmayan) nilüfer çiçeği gibidir." (5.10)
"Bağımlılığı, tutunmayı bırakarak, karma-yogi’ler (tamamen hoşlandım-hoşlanmadım ikiliğinde azade bir şekilde) bedeni, zihni, zekası ve duyu organları ile sadece zihnin saflaşması adına eylemde bulunur." (5.11)
"Kendini karma-yoga ile donatan, eylemin sonuçlarına tutunmayı bırakan, karma-yoga dolu bir yaşama kendini adamaktan gelen bir denge, dinginlik kazanır. (Öte yandan) karma-yoga dolu bir yaşama kendini adamayan, arzuları ile yönetilen kişi eyleminin sonuçlarına bağımlı olduğu için esirdir." (5.12)
"Fiziksel bedende ikamet eden, kendi üzerinde hakimiyet kazanıp, tüm eylemlerini (zihinsel olarak) terk ettiğinde dokuz kapılı şehirde (fiziksel bedende) mutluluk, huzur içerisinde olur, ne eylemde bulunur ne de (kimsenin) eylemde bulunmasına vesile olur." (5.13)