Hiçbir canlıya karşı içinde husumet, düşmanlık taşımayan, herkese dost, arkadaş kalabilen, şefkat, merhamet sahibi olan, mülkiyet hissinden azade, eylemlerin icracısı olarak kendini göremeyen, haz ve acıya (ve bu gibi durumlara da) eş bakabilen ve gerçekten de her duruma uyum sağlayabilen… (12.13)
…. her zaman kendi içerisinde tatminkar, her zaman bir ve bütün, zihni üzerinde hakimiyet sahibi, kararlığında, hedefinde şaşmaz, istikrarlı, zihni ve zekası sadece Bana yönelmiş, Bana adanan kişi işte o Benim Sevgilim’dir. (12.14)
Onun varlığında insanlar eğer rahatsız olmuyorsa ve kendisi de insanların varlığından hiçbir zaman rahatsızlığa düşmüyorsa, gurur, hoşgörüsüzlük, korku ve kaygıdan azade ise işte o Benim Sevgilim’dir. (12.15)
Bir şeye bağımlılığı olmayan, temiz, kendi başına yeterlilik içerisinde, tarafsız bir bakışa sahip, bir zerre korkuya sahip olmayan, tüm eylemlerini tamamen terk etmiş kişi işte o Benim adananım ve Benim Sevgilim’dir. (12.16)
Gurura, düşmanca düşüncelere meyletmeyen, kedere, yasa, arzuya düşmeyen, iyi-kötünün (iyi karma-kötü karma) her ikisini de terk etmiş, adanma ve aşkla dolu kişi, işte o Benim Sevgilim’dir. (12.17)
Düşmana-dosta eş bakışla bakabilen, aynı zamanda övgüye-yergiye, hazza-acıya, sıcağa-soğuğa da aynı eş bakışı koruyabilen, bağlanmaktan, tutunmaktan azade olan… (12.18)
Beğenilmeye-aşağılanmaya da eş bakışla bakabilen, gerektiğince gerektiğinde konuşan, her ne gelirse gelsin elindeki ile memnun olan, hiçbir yere, şeye ‘benim’ demeyen, bilgisinde sabit ve şaşmaz, Bana adanmış, işte o kişi Benim Sevgilim’dir. (12.19)
Her kim ki sonunda ölümsüzlüğe varan bu yolda ömrünü dharma ile uyumluluk içerisinde yaşar, anlatıldığı üzere her kim ki śraddha, inanç ve güvende şaşmaz, şüpheye düşmez ve her kim için ki Ben nihai son, gayeyim, işte böylesi kişi Benim gerçek Sevgilim’dir. (12.20)