
Sign up to save your podcasts
Or


Espresso podcast serisinin ikinci bölümüyle devam ediyoruz.
Hikayemiz, Achille Gaggia’nın 1947 yılında piyasaya sürdüğü inovatif espresso makinesinden sonraki süreçle devam ediyor. Tarihi süreci bu bölümün ilk yarısında tamamladıktan sonra bölümün kalan yarısında da kaliteli bir espreossuyu oluşturan kıstaslara bakacağız. Bu kıstasları hem tat açısından hem İtalyan kültüründen referanslar vererek aktarmaya çalışacağım.
Seriyi iki bölüm olarak tasarlamıştım ama daha düzenli olması ve dinlerken sizi yormaması için konuyu üç bölüme ayırmayı daha mantıklı buldum.
12:45’teki müzik: Luigi Boccherini - Concerto In Si Bem. Maggiore Per Violoncello E Orchestra, Adagio
İki bölümlük bu podcast serisinde dünyanın en yoğun ve aromatik kahvelerinden biri olan (belki de en yoğunu) espressoyu konuşacağım.
Espresso, bu kadar popüler olmasına rağmen aslında kahve tarihinde oldukça yeni bir içecek. Espressoyu özel kılan diğer bir detay da tarihte bu kadar yeni olup aynı zamanda kahve kültürü açısından bu kadar dominant olması.
Bu bölümde kahve tarihine çok kısa değinip yönümüzü espressonun tarihine çevireceğiz. Yani espresso dediğimiz kahve ne zaman ortaya çıktı ve nasıl popüler olmaya başladı, buna bakacağız. Tabi espressonun tarihini konuşurken espresso makinelerine değinmemek mümkün değil çünkü espressoyu espresso yapan bu makinelerin tarih sahnesindeki gelişimleri. İlk bölümdeki yolculuğumuz 1950’lere kadar uzanacak.
Bölüm Kapağı: Clive Coffee
10:30’daki müzik: Niccolò Paganini - Concerto no 1 pour violon et orchestre en ré majeur, op. 6, Adagio
20:00’deki müzik: Niccolò Paganini - Variations pour violon sur un theme du -Moise- de Rossini
32:00’daki müzik: Niccolò Paganini - Terzetto no 4 pour violon, violoncelle et guitare en ré majeur, Rondo, Allegretto
Su krizi ile ilgili podcast serisinin ikinci ve son bölümünün başlığından da anlaşılacağı üzere; öncelikle Türkiye’nin içinde bulunduğu su krizini güncel rakamlarla değerlendireceğim. Daha sonra Stoa felsefesinin doğa ve akıl arasında kurduğu ilişkiye bakacağım. Bu sayede “insanın doğaya karşı sorumluluğu nedir?” sorusunun cevabını aramış olacağız. Bölümün en sonunda da tüm bu anlattıklarıma dayanarak kişisel yorumlarımı sizlerle paylaşacağım.
10:55’teki müzik: Bach -14 Ouverture Nº 2 En Si Mineur, BWV 1067 Badinerie
20:58’deki müzik: Eleni Karaindrou – By The Sea
30:45’teki müzik: Johann Sebastian Bach – Adagio
İnsanın içini karartan ama bir an önce yüzleşip çözümler üretmemiz gereken kritik bir konuyla karşınızdayım.
Su krizi!
Türkiye’de ve dünyada yaşanan seller, orman yangınları, kuraklık artık doğanın alarm verdiğinin göstergesi. Küresel ısınmanın yarattığı iklim değişikliği beraberinde su krizini de getiriyor.
Buradaki kritik nokta şu; bu iklim krizini ortaya çıkaran bizleriz, başka bir faktör değil. Suçluyu başka yerde aramaya gerek yok. Neden olduğumuz bir krizin içinde de adeta boğuluyoruz.
Bu konuyu iki bölümlük bir podcast serisi olarak tasarladım:
Bu bölümde su krizini dünya çapındaki önemli ve çarpıcı rakamlarla değerlendirmeye çalışacağım. Böylece krizin ne kadar büyük boyutlarda olduğunu ve geleceğimizi tehdit eden bir seviyeye geldiğini hep beraber göreceğiz.
Serinin ikinci bölümünde yani bir sonraki bölümde ne konuşmayı planlıyorum onu da hemen aktarayım. İkinci bölümde su krizinin Türkiye’deki boyutuna değineceğim. Devamında Stoa felsefesinin insan, doğa ve akıl ile kurduğu ilişkiye bakıp su krizine neden olan tutumumuz üzerine konuşacağım.
08:30’daki müzik: J.S. Bach St. Matthew Passion, BWV 244 Part Two - No.47 Erbarme dich, mein Gott
20:25’teki müzik: Purcell - Dido and Aeneas, Z. 626 _ Act 3 - 'When I Am Laid In Earth' Dido's Lamento
31:12’deki müzik: Chopin - Nocturne in B flat minor, Op. 9 no. 1
Bu podcast bölümünde farkındalık konusunu; daha önceki bölümlerden çok daha farklı bir yol izleyerek, iki akademik teori ve sonrasında Stoa felsefesinin en önemli figürlerinden Marcus Aurelius’un düşünceleriyle işleyeceğim
İlk önce Umwelt Teorisi ile başlayacağım. Bu teori felsefeden biyolojiye, nöro-bilime kadar tartışılan bir teori. İkinci kısımda da Sosyal psikolog Daryl Bem’in Self Perception Theory’si üzerinde duracağım. Türkçe’siyle Öz Algı Teorisi.
Bu iki teoriyi detaylandırıp üzerine konuştuktan sonra son kısımda Marcus Aurelius’un düşünceleri üzerine yoğunlaşacağım.
Aurelius’un 2000 yıldır farkındalık olgusu için dediği gibi:
““Düşünceleriniz ne ise yaşamınız da odur. Yaşamınızın gidişatını değiştirmek istiyorsanız, düşüncelerinizi de değiştirmelisiniz.”
Bölüm Kapağı: Virgil Elliott - Self portrait with two mirrors
12:35’teki müzik: Tomaso Antonio Vitali - Chaconne en sol mineur
23:40’taki müzik: Jef Martens - Le vent d'été
Bu podcast bölümünde farklı bir format ile karşınızdayım. Netflix’te yayınlanan Love, Death & Robots (Aşk, Ölüm ve Robotlar) isimli animasyon serisinin “The Drawned Giant” bölümü üzerine konuşacağım. The Drawned Giant (Boğulmuş Dev); varoluş, ölüm, yaşam ve toplumsal dejenerasyon gibi önemli konular hakkında sert metaforlar içeriyor.
Özellikle ölüm ve yaşam metaforlarını, Socrates’in felsefesi ve Epiktetos’un Stoacı yaklaşımı ile yorumlamaya çalışacağım. Bölümün metaforlarını incelerken Colossus heykelinin tarihi hikayesine ve güncel konulara da değinerek belli çıkarımlarda bulunacağım.
09:45’teki müzik: Tomaso Antonio Vitali - Chaconne en sol mineur
17:40’taki müzik: Bach - Concerto Brandeburghese No.3 - Allegro
25:30’daki müzik: Frideric Handel - Fireworks Music, Menuet I
Serinin 2. Bölümü ile devam ediyoruz. Özgür irade konusunu ilk bölümde temellendirdikten sonra bu bölüm ifade özgürlüğünü tartışıyorum. Konu çok geniş olduğu için felsefi boyutunu düşünür ve filozof Baruch Spinoza’nın düşünceleri ile sınırlandıracağım.,
Öncelikle özgürlük kavramına değineceğim. Hem Spinoza hem de Thomas Hobbes’un görüşleri üzerinden belli sentezler yapmaya çalışacağım. Sonrasında Spinoza’nın ifade ve düşünce özgürlüğü felsefesine odaklanacağım. Konuyla ilgili kendi fikirlerimi, serinin ilk bölümünden farklı olarak; bu sefer bölüm ilerledikçe paylaşacağım.
Bölüm Kapağı: Freedom of Speech - Norman Rockwell (1894 - 1978)
08:23’teki müzik: Frideric Handel - Suite in D Minor, HWV 447 Allemande
21:10’daki müzik: Bach - Goldberg Variations, BWV 988, Var. 21
31:07’deki müzik: Tchaikovsky - Variations on a Rococo Theme, Op. 33 for cello and orchestra Var. VI Andante
Özgür irade var mı yok mu sorusu insanlık tarihi boyunca cevabı bulunmaya çalışılan bir soru. Varoluşumuza dair bir soru aslında bu. Haklı da bir soru çünkü insan hayatı, özgür olabildiğimiz, özgür düşünebildiğimiz sürece bir anlam kazanıyor.
Bu iki bölümlük serinin ilk bölümünde özgür irade konusunu tartışacağım. Özgür irade konusunu tartışarak aslında serinin ikinci bölümüne zemin hazırlamaya çalışacağım. İkinci bölüm ifade özgürlüğü hakkında olacağı için özgür iradeyi tartışmamız elzem.
Konu çok kapsamlı olduğu için tarihte kısa bir yolculuk yapacağız. Belli filozofların ve düşünürlerin, konu hakkında düşüncelerini kronolojik olarak detaylandıracağım. Böylece özgür irade konusundaki düşünceler tarih sahnesinde şekillerken, ben de kendi düşüncelerimi şekillendirmeye çalışacağım. Arada genel çıkarımlar yapmaya da gayret edeceğim ama kişisel çıkarımlarımı bölümün sonunda yapacağım.
Bölüm Kapağı: Caravaggio - The Cardsharps (1594)
09:27’deki müzik: Mozart - Piano Concerto No. 23 in A Major, K. 488 - II. Adagio
19:39’daki müzik: Brad Mehldau Trio – Friends
Kaos Teorisi podcast serisinin 2. bölümünde, teorinin hem bilimsel hem de felsefi bağlamda detayına girmeye çalışacağım.
Bölüm boyunca şöyle bir yöntem izlemeyi planlıyorum:
1) Önce Kaos Teorisi’nin zaman ve olay örgüsüyle olan ilişkisine bakacağım.
2) Daha sonra bu konuyu bir takım somut örneklerle genişletmeye çalışacağım. Amacım ilk bölümde bahsettiğim doğrusal ve doğrusal olmayan sistemlerin karşılaştırmasını yapabilmek.
3) Son olarak da işin felsefe tarafına bakmayı planlıyorum. Kişisel çıkarımlarım ve yorumlarım da bölümün bu son kısmında olacak.
Bölüm Kapağı: Hugo Vilson – Untitled painting about chaos
07:02’deki müzik: Frideric Handel - Fireworks Music, Menuet 1
15:36’daki müzik: Karl Jenkins - Adiemus
22:33’teki müzik: Bach - Violin Concerto No.2 in E Major BWV 1042
Bu 2 bölümlük Podcast serisinde Kaos Teorisi’ni, popüler ismiyle Kelebek Etkisi’ni konuşacağız.
Bu bölümde, yani ilk bölümde Kaos Teorisi’nin bulunuşuna doğru giden tarihsel süreçte bir yolculuk yapacağız. Bu süreci bilmek, teorinin hem felsefi hem de bilimsel boyutunu irdeleyebilmek için elzem çünkü Kaos kelimesinin zihnimizdeki çağrışımları ve teorinin kendisi insan denen canlıyla birebir ilişkili.
Böylece belli çıkarımlar yapmaya çalışacağımız 2. bölüm için gerekli alt yapıyı da kurulmuş olacak.
Kaos Teorisi, matematikçi ve meteorolog Edward Norton Lorenz’in bir deney esnasındaki keşfi ile bilimsel literatüre ciddi şekilde giriş yapıyor. Hatta kelebeğin kanat çırpışı üzerinden yapılan analoji de direkt Lorenz’e ait.
Peki, kelebeğin kanat çırpışı kadar küçük bir şey, hiç ummadığımız bir etki yaratıp büyük sonuçlara neden olabilir mi?
11:10’daki müzik: Bach - Violin Concerto No.1 In A Minor, BWV 1041 I Allegro moderato (Daniel Lozakovich version)
22:05’teki müzik: Beethoven - Moonlight Sonata, III Presto Agitato (Valentina Lisitsa version)
From the publisher's feed

50 Listeners

18 Listeners