Dünyanın sonu mu gelmiş, yoksa daha hiç var olamamış mı? Büyük, kulakları sağır eden sessizlik. Hiçbir varlık göstergesine rastlanmayan, zaten rastlanması da mümkün olmayan durağanlık. Sadece gözlerim uzaktan bunu seyrediyor. Dehşet içindeyim. Ne ara kıyamet koptu? Tarih öncesi mi, sonrası mı belli değil. Güneş, bozkır rengi tepenin yanında yükseliyor. Işıkları soğuk, ısıtmıyor, yakmıyor, aydınlatmıyor sanki. Güneşe rağmen tepenin rengi değişmemiş, yerin rengi hiç değişmemiş. Bozkır rengi toprak tüm ruhsuzluğu ile üstünde hiçbir canlı bulunmadan zemin bulmuş. Toprağın ölü renginin ortasında yarı yıkılmış antik çağ sütunları yükseliyor. Sütunlar süt beyaz, yarı yıkılmış, kırılmış, inadına dik, sanki mağrur, bitmiş ama tükenmemiş. Çıldırtan sessizlik, durgunluk, donukluk, sütunların yıkılmış olmasına rağmen heybetini gizlemiyor. O kadar ki onları gözleyen gözlerim, kendi bile olmaktan aciz güneş ışıkları karşısında, süt beyaz sütunlara bakmaktan kendini alıkoyamıyor.