Vakit akşam ezanını gösterdiğinde odamdan
koşarak sofaya indim. Sofanın ön bahçeye bakan,
annemin çeyizinin göz nuru, kanaviçe işlemeli
perdesini özenle sıyırdım. Hava kararmış, sokaktaki
yoğurtçu, sucu, çember çeviren çocuklar, hatta mahallelinin gözü gibi baktığı sokak hayvanları bile evlerine, kulübelerine, köşelerine çekilmişlerdi. Bense mumların, şamdanların yanmaya başladığı bu alaca
akşam vaktinde yine kitabımdan başımı kaldırıp,
sanki mesaim yeni başlıyormuş gibi başlamıştım
babamın yolunu gözlemeye. Her akşam yapardım
bu ritüeli. Çünkü babamın, çeşmenin köşesinden
her dönüşü bir umut kıpırtısıydı bizim için, uzun