Fluent Fiction - Turkish:
Harmony and Freedom: Emir's New Year's Revelation Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2024-12-25-08-38-19-tr
Story Transcript:
Tr: Bosphorus'un kıyısındaki tepede yer alan korunaklı bir site, yeni yıl havasına bürünmüştü.
En: A gated community located on a hill by the Bosphorus had taken on the atmosphere of the new year.
Tr: Evler ışıklarla ve rengarenk süslerle donatılmış, her yerden kahkahalar ve müzik yükseliyordu.
En: Houses were adorned with lights and colorful decorations, laughter and music rising from everywhere.
Tr: Kışın soğuk havası İstanbullulara pek uğramıyor gibiydi, fakat Emir'in yüreğini başka bir soğuk sarıyordu.
En: It seemed like the cold winter weather was not much of a bother to Istanbulites, but another kind of cold was enveloping Emir's heart.
Tr: Emir otuzuna yaklaşmış bir genç adamdı.
En: Emir was a young man nearing thirty.
Tr: Ailesiyle birlikte yeni yıl tatilini geçiriyordu.
En: He was spending the new year's holiday with his family.
Tr: Fakat kafasında dönen düşünceler, kar taneleri gibi durmaksızın savruluyordu.
En: However, the thoughts swirling in his mind were like snowflakes, continuously drifting.
Tr: Emir müzikle iç içe bir yaşam hayal ediyordu.
En: Emir imagined a life intertwined with music.
Tr: Gitar çalarken, melodilere kendini kaptırıyor ve dünyanın yükünü birkaç dakikalığına unutuyordu.
En: When he played the guitar, he would lose himself in the melodies and forget the weight of the world for a few moments.
Tr: Ne var ki, ailesi onun bu tutkusunu pek ciddiye almıyordu.
En: However, his family did not take his passion very seriously.
Tr: Babası Kerem, Emir'in aile işini devralmasını bekliyordu.
En: His father Kerem expected Emir to take over the family business.
Tr: Birkaç akşam önce, "Oğlum, bizden sonra işleri sen yürüteceksin," demişti Kerem.
En: A few evenings ago, Kerem had said, "Son, you will manage the business after us."
Tr: Emir bu sözleri duyunca, kalbi bir an duracak gibi olmuştu.
En: When Emir heard these words, his heart felt like it might stop for a moment.
Tr: O an, tüm hayatını başkalarının çizdiği bir yolda harcamanın nasıl hissettireceğini derinden hissetmişti.
En: At that moment, he deeply felt how it would be to spend his entire life on a path drawn by others.
Tr: Aklı bu düşüncelerle dolu olan Emir, yılbaşı akşamı ailesiyle salonda oturuyordu.
En: With his mind full of these thoughts, Emir was sitting in the living room with his family on New Year's Eve.
Tr: Aylin, annesi, mutfakta hazırlık yaparken, Kerem gazetesini okuyor ve ilginç haberleri yüksek sesle aktarıyordu.
En: His mother Aylin was preparing things in the kitchen, while Kerem was reading his newspaper, sharing interesting news out loud.
Tr: "Bak Emir," dedi Kerem, "ekonomide yeni gelişmeler.
En: "Look Emir," said Kerem, "new developments in the economy.
Tr: İşler böyle giderse, stratejimizi değiştirmemiz gerekebilir."
En: If things continue this way, we might need to change our strategy."
Tr: Emir'in bakışları, dışarda yağan kar tanelerine dalmıştı.
En: Emir's gaze was lost in the snowflakes falling outside.
Tr: Sonunda derin bir nefes aldı.
En: He finally took a deep breath.
Tr: Kalbinin hızla çarptığını hissediyordu.
En: He could feel his heart racing.
Tr: "Baba, anne," diye konuşmaya başladı.
En: "Dad, mom," he began to speak.
Tr: İkisi de dikkatle ona baktı.
En: Both looked at him attentively.
Tr: "Size bir şey söylemem gerekiyor.
En: "I need to tell you something.
Tr: Müzik yapmak istiyorum.
En: I want to make music.
Tr: Kendi yolumu çizmek.
En: To pave my own path.
Tr: Aile işini devralmayacağım."
En: I won't take over the family business."
Tr: Salonda bir anlık sessizlik oldu.
En: For a moment, there was silence in the living room.
Tr: Sadece dışarıdan gelen rüzgarın uğultusu duyuluyordu.
En: Only the whistling wind could be heard outside.
Tr: Aylin, oğlunun gözlerine baktı.
En: Aylin looked into her son's eyes.
Tr: "Oğlum," dedi yumuşak bir sesle, "senin mutlu olmanı istiyoruz.
En: "My son," she said softly, "we want you to be happy.
Tr: Önemli olan bu."
En: That’s what matters."
Tr: Kerem ise bir süre düşüncelere daldı.
En: Kerem, however, was lost in thought for a while.
Tr: Sonra kendine hakimiyetini kazanınca, "Emir, bunu yapabileceğinden emin misin?" diye sordu.
En: Then, regaining his composure, he asked, "Emir, are you sure you can do this?"
Tr: Emir kararlılığını hissederek, "Evet baba, eminim," dedi.
En: Emir, feeling his determination, said, "Yes dad, I am sure."
Tr: Gece yarısı yaklaştığında, Emir bir iç huzuru içinde yeni yılın gelmesini bekliyordu.
En: As midnight approached, Emir awaited the arrival of the new year with an inner peace.
Tr: Artık kendini daha özgür ve kararlı hissediyordu.
En: He now felt freer and more determined.
Tr: Bir çekimserlik bozulmuş, hayatında yeni bir sayfa açılmıştı.
En: A hesitation had been broken, and a new chapter had opened in his life.
Tr: Ailesi, onun müzikle dolu hayallerini kabul etmişti.
En: His family had accepted his dreams filled with music.
Tr: Soğuk kış gecesinde, Emir'in kalbinde yepyeni bir bahar başlamıştı.
En: On that cold winter night, a brand-new spring had begun in Emir's heart.
Tr: Yeni yılın ilk ışıklarıyla, Emir'in içindeki özgürlük ateşi yanmaya başlamıştı.
En: With the first lights of the new year, the fire of freedom within Emir began to burn.
Tr: Başka hiçbir şeye değişmeyeceği bir özgürlük.
En: A freedom he wouldn't trade for anything else.
Vocabulary Words:
- gated: korunaklı
- adorned: donatılmış
- enveloping: sarıyor
- swirling: savruluyordu
- intertwined: iç içe
- melodies: melodiler
- passion: tutku
- manage: yürütmek
- strategy: strateji
- gaze: bakışlar
- pave: çizmek
- attentively: dikkatle
- hesitation: çekimserlik
- chapter: sayfa
- approached: yaklaştı
- determined: kararlı
- accept: kabul etmek
- tranquil: huzurlu
- faltering: aksama
- ignite: yakmak
- bother: sıkıntı
- seriously: ciddiye
- regaining: yeniden kazanmak
- composure: sakinlik
- brand-new: yepyeni
- wondrous: harika
- moment: an
- drifting: sürüklenmek
- embrace: kucaklamak
- ignition: ateşleme