1 Mayıs, işçinin emekçinin birlik ve mücadele günü yaklaşıyor. Bu 1 Mayıs’ta da bayraklarımızla, pankartlarımızla, taleplerimizle, sloganlarımızla, en güzel giysilerimiz olan sendika ve parti önlüklerimizle meydanları dolduracağız! Emekçi kadınlar en güçlü şekilde o meydanlarda saf tutmalı, 1 Mayıs’ta kortejlerinde en öne çıkmalı! Neden?
Çünkü resmî verilere göre bile her 10 kadından sadece 3’ü çalışabiliyor. Ülkedeki işsizliğin yanında kadınların çalışmasının önündeki en büyük engellerden birisi çocukların, hasta ve yaşlıların bakımının kadınların üzerinde olması. 3 yaş altında çocuğu olan her 100 erkekten 90’ı çalışıyorken bu rakam kadınlarda sadece 28. Çünkü işyerlerinde, fabrikalarda kreş yok. Mahallelerde çocuklarını bırakabilecekleri ücretsiz, nitelikli devlet kreşleri yok. Bu da ya kadınları işgücünün dışına itiyor ya da esneklik adı altında güvencesiz işlere mahkûm ediyor. Yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranı erkeklerde %6,7 iken, kadınlarda bu oran %16,1. Ev işlerinin tüm yükünü sırtlanan kadınların ev içinde görünmeyen emeği, işyerinde de daha az para ediyor. Türkiye’de kadınlar, yine resmî verilere göre bile erkeklerden daha az kazanıyor. Üstelik burada eğitim durumu da fark etmiyor. Hatta eğitim seviyesi yükseldikçe ücret farkı da artıyor.
Tüm bunların sorumlusu, nüfusun yarısı olan kadınları yok sayarak semiren, işimize, aşımıza göz diken, kendi kâr hırsını her şeyin önüne koyan erkek egemen kapitalist sistem. 1 Mayıs meydanları, erkek egemen kapitalist sisteme karşı örgütlülüğümüzü bir adım daha öteye taşıdığımız, eşit işe eşit ücret için, görünmeyen emeği görünür kılmak için yürüdüğümüz, çalışmak isteyen her kadına iş, her işyerine kreş talebimizi yükselttiğimiz, güvencesiz ve esnek çalışmaya karşı, güvenceli, sigortalı, sendikalı çalışma hakkımıza sahip çıktığımız alanlar olsun!
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne yaklaşan günlerde TÜİK, Türkiye’de kadınlarla ilgili çok çeşitli başlıklarda veriler yayınladı. Neredeyse açıklanan tüm veriler, kadınların yaşadığı eşitsizliği ve her alanda erkeklerin gerisinde olduğunu gösteriyor. Bir tanesi hariç: yaşam süresi. Türkiye’de doğduğunda bir insan için beklenen yaşam süresi 77,5 yıl. Bu süre erkeklerde yaklaşık 75, kadınlarda da 80 yıl. Yani kadınların erkeklerden 5 yıl daha fazla yaşaması bekleniyor. Ama her gün en az bir kadın, ömrünün yarısını, belki de dörtte birini bile yaşamadan kadın cinayetlerinde yaşamını yitiriyor. Türkiye’de 2023 yılında 315 kadın cinayeti ve 248 şüpheli kadın ölümü yaşandı. Kadınlar hakkında koruma talep ettikleri, en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürüldü.
1 Mayıs meydanları, şiddete, tacize, erkek egemen baskılara karşı sesimizi yükselttiğimiz, erkek vurduğunda devlet korumadığı için öz savunmanın bir hak olduğunu en güçlü şekilde dile getirdiğimiz meydanlar olsun!
Fabrikada patrona karşı tek başımıza değil de sendikalı örgütlü olduğumuzda, patronun her istediğini yapması mümkün olmuyor, her adımından önce işçi ne der diye düşünmek zorunda kalıyor. İşte, öz savunma da böyle örgütlü bir güç haline geldiğinde erkek şiddeti karşısında en ağır cezadan bile daha caydırıcı olacak, şiddet gerçekleştikten sonra hesap sormak yerine şiddet tehlikesini baştan savuşturacaktır. O halde 1 Mayıs meydanları sadece öz savunmanın bir hak olduğunu söylemekle yetinmediğimiz, şiddete karşı öz savunma örgütlenmeleri şiarını da yükselttiğimiz, bu yolda verilen mücadeleleri, atılan adımları daha ileriye taşımamızı sağlayan meydanlar olsun!
İşimize, aşımıza, hürriyetimize sahip çıkalım! Yaşamımıza, geleceğimize, haklarımıza sahip çıkalım! Bunları elimizden almaya çalışan erkek egemen kapitalist sisteme karşı örgütlü mücadele ve öz savunma! Emekçi kadınlar 1 Mayıs’a! 1 Mayıs’ta emekçi kadınlar Devrimci İşçi Partisi saflarında en öne!