Kafamda Felsefe Var

Kafamda Felsefe Var

By kafamdafelsefevarComedyImprov
Download on the App Store

Kafamda Felsefe Var episodes

  • Her Şeyi Bu Kadar Umursamayı Bıraktığında Hayat Değişir | Michel de Montaigne

    Michel de Montaigne, yaklaşık 500 yıl önce insanın hırs, para, statü ve gelecek kaygısıyla kurduğu ilişkiyi sorguluyordu.

    Daha fazlasını elde etmeye çalışırken elimizdeki hayatı kaçırıyor olabilir miyiz?

    Bu bölümde Montaigne’in düşüncelerinden hareketle modern hayatın “fare yarışı” dediğimiz döngüsünü ele alıyoruz.

    Zihninde yalnızca sana ait bir alan yaratmak, parayla ilişkini yeniden düşünmek, kendi önemini abartmamak, “Ne biliyorum?” diyebilmek, sürekli sonuç peşinde koşmamak, anda kalmak, gerçek dostluklar kurmak ve ölüm korkusuyla hayatı ertelememek…

    Montaigne’in asıl meselesi dünyadan kaçmak değildi.

    Asıl mesele, dünyanın içinde yaşarken kendini kaybetmemekti.

    Peki sen de hayatını sürekli bir sonraki hedefe mi erteliyorsun?

    Bu bölümde Montaigne’in bu soruya verebileceği cevabı konuşuyoruz.

    Kafamda Felsefe Var’ı takip etmeyi ve bir sonraki bölümde hangi filozofu, kitabı ya da düşünceyi ele almamızı istediğini yorumlarda paylaşmayı unutma.

    18 min
  • Carl Jung: Bilinçdışının Derinliklerine Yolculuk

    Carl Gustav Jung’a göre insan, yalnızca bilinçli olarak “ben” dediği kişiden ibaret değildir. Rüyalarımız, korkularımız, bastırdığımız arzularımız ve görmek istemediğimiz yönlerimiz, zihnimizin çok daha derin bir katmanına işaret eder: bilinçdışına.

    Bu bölümde Jung’un çocukluğundan başlayarak kendi iç dünyasına yaptığı sıra dışı yolculuğu anlatıyoruz.

    İlk çocukluk rüyası, “Bir Numara” ve “İki Numara” kişilikleri, psikiyatriyi seçmesi, Freud’la yollarının ayrılması, 1913’te gördüğü karanlık vizyonlar, Philemon, gölge, kolektif bilinçdışı, mandalalar, Kendilik ve bireyleşme…

    Jung’un temel sorusu aslında çok basitti:

    İnsan gerçekten kendisini tanıyor mu?

    Çünkü içimizde yalnızca göstermek istediğimiz kişi yoktur. Sakladığımız, bastırdığımız ve henüz tanımadığımız taraflarımız da vardır.

    Jung’un hayatı ve düşünceleri üzerinden bilinçdışının, gölgenin ve kendini tanımanın ne anlama geldiğine doğru bir yolculuk.

    20 min
  • Albert Camus: Hayat Anlamsızsa Neden Yaşıyoruz? | Absürd, Sisifos ve Başkaldırı

    Albert Camus’ye göre insanın en büyük çatışmalarından biri, anlam arayan bilinciyle sessiz kalan dünya arasındadır. Peki hayatın kesin bir anlamı yoksa neden yaşamaya devam ederiz?

    Bu bölümde Camus’nün absürd düşüncesini, Sisifos Söyleni’ni, Yabancı romanındaki Meursault karakterini, ölüm ve zaman sorununu, başkaldırı, özgürlük ve tutku kavramlarını ele alıyoruz. Sisifos’un kayayı tekrar tekrar yukarı taşıması neden Camus için bir yenilgi değil, bilinçli yaşamın simgesidir? İnsan hazır bir anlam bulamıyorsa nasıl yaşamalıdır?

    Camus’nün düşüncesini yalnızca “hayat anlamsızdır” cümlesine indirgemeden, onun asıl sorusuna odaklanıyoruz: Kesin bir anlam garantisi olmadan da yaşamaya değer mi?

    Kafamda Felsefe Var

    25 min
  • Kierkegaard: Kaygı, Seçim ve Modern İnsanın Çıkmazı

    Neden bu kadar çok seçeneğimiz varken karar vermekte zorlanıyoruz? Özgürlük neden bazen huzur değil, kaygı getiriyor? Ve yaşadığımız hayat gerçekten bizim seçimimiz mi?

    Bu bölümde Søren Kierkegaard’ın hayatı ve düşüncesi üzerinden modern insanın en temel çıkmazlarını konuşuyoruz.

    Kierkegaard’ın “özgürlüğün baş dönmesi” olarak tanımlanan kaygı anlayışından yola çıkarak seçim yapmanın neden zorlaştığını, sonsuz ihtimaller arasında insanın kendi benliğini nasıl kaybedebildiğini ve “herkes böyle yapıyor” diye yaşamanın birey üzerindeki etkisini ele alıyoruz.

    Ayrıca Ya/Ya Da’daki estetik ve etik yaşam ayrımını, pişmanlık problemini, aşk ve bağlılık anlayışını, Korku ve Titreme’deki İbrahim meselesini ve sıkça yanlış anlaşılan “iman sıçraması” düşüncesini inceliyoruz.

    Kierkegaard’ın asıl sorusu bugün hâlâ rahatsız edici derecede güncel:

    Yaşadığın hayatı gerçekten sen mi seçtin, yoksa sana sunulan hayatı mı yaşıyorsun?

    Kafamda Felsefe Var’da felsefeyi yalnızca anlatmıyor, bugünün hayatıyla yeniden düşünmeye çalışıyoruz.

    23 min
  • Hayatla Savaşmayı Bıraktığında Ne Olur? | Taoizm, Lao Tzu ve Wu Wei

    Modern hayat bize sürekli daha fazlasını yapmamız gerektiğini söylüyor: daha çok çalışmak, daha hızlı ilerlemek, daha üretken olmak, daha fazla kontrol etmek.

    Peki ya bizi tüketen şey bazen yeterince çabalamamamız değil, hayatı gereğinden fazla zorlamamızsa?

    Bu bölümde Taoizmin temel düşüncelerini, Lao Tzu’nun yaşam anlayışını ve Wu Wei kavramını ele alıyoruz.

    Wu Wei çoğu zaman “hiçbir şey yapmamak” şeklinde anlaşılır. Oysa Taoist düşüncede mesele pasiflik değil; gereksiz zorlamayı bırakmak, koşullarla kavga etmeden hareket etmek ve doğru zamanda doğru eylemi gerçekleştirmektir.

    Bu bölümde ayrıca Taoizmin su metaforunu, kontrolü bırakmanın ne anlama geldiğini, modern dünyanın üretkenlik baskısını, “yeter” diyebilmenin değerini ve akışla uyum içinde yaşamanın gerçekten ne demek olduğunu konuşuyoruz.

    Belki de hayatın her alanında daha fazla mücadele etmek gerekmiyor.

    Bazen bilgelik, ne zaman harekete geçeceğini bilmek kadar ne zaman zorlamayacağını da bilmektir.

    Taoizm, Lao Tzu, Wu Wei ve modern yaşam üzerine 25 dakikalık felsefi bir yolculuk.

    26 min
  • Schopenhauer: Öz Annesinin Bile Katlanamadığı Filozof

    Arthur Schopenhauer, felsefe tarihinin en karamsar, en sivri dilli ve en yalnız isimlerinden biriydi.

    İnsanlarla ilişkileri zordu. Çağdaşlarının önemli bir kısmını küçümsüyor, akademik felsefeye öfke duyuyor, evlilikten uzak duruyor ve kendi annesi Johanna Schopenhauer’la bile yıllarca süren sert çatışmalar yaşıyordu.

    Ama bütün bu huysuzluğun arkasında son derece güçlü bir felsefe vardı.

    Schopenhauer’a göre insanın temel problemi istemekti.

    Bir şeyi arzularız ve ona sahip olmadığımız sürece acı çekeriz. Elde ettiğimizde kısa bir süre rahatlarız. Ardından alışır, sıkılır ve yeni bir şey istemeye başlarız.

    Yani insan hayatı sürekli olarak acı ile can sıkıntısı arasında gidip gelir.

    Bu bölümde Schopenhauer’ın hayatını, annesiyle yaşadığı çalkantılı ilişkiyi, yalnızlığını ve onun meşhur “isteme” felsefesini konuşuyoruz.

    Neden arzularımız bizi mutlu etmek yerine sürekli yeni bir eksiklik yaratıyor?

    Aşk gerçekten romantik bir duygu mu, yoksa doğanın bizi kandırma yollarından biri mi?

    İnsan neden yalnızlığa ihtiyaç duyar?

    Ve Schopenhauer gerçekten yalnızca karamsar bir filozof muydu, yoksa insan doğası hakkında görmek istemediğimiz bazı şeyleri mi söylüyordu?

    Belki de Schopenhauer’ın en rahatsız edici fikri şu: Mutluluğun önündeki en büyük engel, sahip olmadıklarımız değil; sürekli başka bir şey istememizdir.

    14 min
  • Machiavelli: Güç, İktidar ve İnsan Doğasının Karanlık Yüzü

    Niccolò Machiavelli, siyaset tarihinin en çok yanlış anlaşılan düşünürlerinden biri.

    Onun adı bugün hâlâ hile, çıkarcılık ve “amaç için her yol mubahtır” anlayışıyla birlikte anılıyor. Oysa Machiavelli’nin asıl meselesi, siyasetin nasıl olması gerektiğinden çok gerçekte nasıl işlediğini göstermeye çalışmaktı.

    Bu bölümde Prens üzerinden Machiavelli’nin güç, korku, sevgi, sadakat, liderlik ve insan doğası hakkındaki fikirlerini konuşuyoruz.

    Bir yönetici sevilmeli mi, yoksa korkulmalı mı?

    Ahlak ile siyasal başarı çatıştığında hangisi öne çıkar?

    İnsanlar gerçekten çıkarlarına göre mi hareket eder?

    Ve Machiavelli neden yüzyıllar sonra bile bu kadar rahatsız edici?

    Belki de Machiavelli’nin asıl tehlikesi, bize kötü olmayı öğretmesi değil; insanların ve iktidarın nasıl işlediğini fazla açık biçimde göstermesidir.

    9 min
  • Homeros’un Odysseia’sı: Şan, Kibir ve Eve Dönüşün Felsefesi

    On yıl süren Troya Savaşı biter. Ama Odysseus için asıl yolculuk şimdi başlar.

    Homeros’un Odysseia destanı yalnızca canavarlar, tanrılar, sirenler ve denizlerde kaybolan bir kahramanın hikâyesi değildir. Aynı zamanda kibir, arzu, sadakat, kimlik, kader ve insanın eve dönme isteği üzerine yazılmış en eski ve en güçlü anlatılardan biridir.

    Bu bölümde Odysseus’un uzun yolculuğunu; Polyphemos’tan Kirke’ye, Sirenler’den Kalypso’ya kadar karşılaştığı sınavlar üzerinden ele alıyor ve şu soruların peşine düşüyoruz:

    İnsan neden bütün ihtişama rağmen eve dönmek ister?

    Odysseus gerçekten bir kahraman mı, yoksa kendi kibrinin kurbanı mı?

    Sirenlerin sesi bize bugün ne anlatıyor?

    Penelope’nin bekleyişi yalnızca sadakat mi?

    Ve belki de en önemlisi:

    Eve dönmek, bir yere dönmek midir; yoksa insanın yeniden kendisi olabilmesi midir?

    Homeros’un yaklaşık üç bin yıl önce anlattığı bu yolculuk, bugün hâlâ insanın arzuları ve sınırları hakkında şaşırtıcı derecede güncel şeyler söylüyor.

    33 min
  • Spinoza: Tanrı Doğadır, Özgür İrade Bir Yanılsama mı?

    23 yaşında aforoz edilen Baruch Spinoza, Tanrı’yı evrenin dışında değil, doğanın kendisinde aradı: Deus sive Natura — Tanrı ya da Doğa.

    Bu bölümde Spinoza’nın Tanrı anlayışını, özgür irade eleştirisini, conatus kavramını, duygular felsefesini ve Einstein’ın neden Spinoza’nın Tanrısına yakınlık duyduğunu konuşuyoruz.

    İnsan gerçekten özgür mü, yoksa seçimlerimizin nedenlerini bilmediğimiz için mi kendimizi özgür sanıyoruz?

    20 min
  • Einstein’ın İnandığı Spinoza’nın Tanrısı ve Huzur

    Ben Spinoza’nın Tanrısı’na inanıyorum; insanların yazgıları ve eylemleriyle ilgilenen bir Tanrı’ya değil, var olan her şeyin yasalarındaki harmonide kendini gösteren bir Tanrı’ya." — Albert Einstein

    Yüzyılın en büyük fizikçisi Albert Einstein, din ve Tanrı hakkındaki sorulara neden ısrarla 17. yüzyılın aforoz edilmiş filozofu Baruch Spinoza ile cevap veriyordu? Bu bölümde, NotebookLM’in katkılarıyla hazırladığımız 28 dakikalık derin bir yolculuğa çıkıyoruz.

    Bu bölümde neler bulacaksınız?

    Spinoza Kimdir? Kilise ve sinagog tarafından neden tehlikeli ilan edildi, neden aforoz edildi?

    Panteizm ve "Deus sive Natura": Tanrı ve Doğa aynı şey mi? Spinoza’nın geleneksel Tanrı algısını yıkan felsefesi.

    Einstein’ın Penceresi: Bir bilim insanı evrendeki determinizmi (nedenselliği) incelerken nasıl Spinoza ile buluştu? Kuantum mekaniğine karşı çıkışının arkasındaki Spinozacı felsefe neydi?

    Kader, Özgür İrade ve Kozmik Din Duygusu: Bizler evrenin neresindeyiz?

    Bilimin ışığı ile felsefenin derinliğinin buluştuğu bu bölüme kulak verin. Keyifli dinlemeler!

    29 min

About Kafamda Felsefe Var

From the publisher's feed

Tutarsızlığın tutarsızlığı üzerine...