
Sign up to save your podcasts
Or


Çok deneyimli bir yayıncıyı konuk ettik İlkbahar 2022 sezonumuzda. "Evdeki Misafir" programımız kapsamında New York'tan İstanbul'a gelen ve Kıraathane'de bizimle kalan Barbara Epler, 1936'da James Laughlin tarafından New York'ta kurulmuş olan bağımsız yayınevi New Directions'ın tepe ismi. Epler'ın bir özelliği de kırk yıla yaklaşan yayıncılık kariyerinin tümünü, avangard kurmaca ve şiir türlerinde edebiyat yayıncılığı yapmasıyla tanınan New Directions'da geçirmiş olması ve çağdaş kurmacanın önemli eserlerini İngilizceye kazandıran çeviriler yayımlamaya önem vermesi.
26 Nisan 2022 akşamı Kıraathane'de Barbara Epler'la yayıncılık macerasını, bağımsız yayıncılığının inceliklerini ve zorluklarını, ayrıca günümüz edebiyatında öne çıkan kitapları, çeviri meselelerini ve yazar-yayıncı-eleştirmen-okur ilişkisinin dinamiklerini konuştuk. O buluşmanın kesintisiz kaydını burada Türkçe altyazılı olarak dinleyebilirsiniz.
Everest Yayınları’nın “Bir aileden kaç yazar çıkar?” sorusunun peşine düşerek gerçekleştirildiği Yazınsal Akrabalıklar: Benerler projesi Türkiye yayıncılık tarihi açısından olduğu kadar edebiyat tarihi açısından da çok değerli bir çalışma. 6 Temmuz 2022 akşamı İstanbul Edebiyat Evi'nde düzenlediğimiz Edebiyat Konuşmaları programında, Sevengül Sönmez, aile ve yazar arşivlerinin nasıl ele alınabileceğine dair ufuk açıcı bir örnek olan Yazınsal Akrabalıklar: Benerler çerçevesinde Türkiye’de arşivlerden yayın yapmanın olanakları ve sorunları hakkında görüşlerini paylaşarak, bu projede bir araya getirilen kitapların / yazarların edebiyat tarihindeki yerinin belirlenmesinde farklı yayınevlerinin katkılarını değerlendirdi.
Everest Yayınları yayın yönetmeni Saadet Özen ile yazar-çevirmen Yiğit Bener de bize katıldı. Sevengül Sönmez'in sunumu ardından, Saadet Özen'in, Yiğit Bener'in değerlendirmeleriyle, sorularla devam ettik. O akşamın kesintisiz kaydını burada dinleyebilirsiniz.
İstanbul Edebiyat Evi'nin 2018'deki kuruluşundan bu yana sürdürdüğümüz "Queer Üzerine Konuşmalar" serimizde yüz yüze bir buluşma. 24 Haziran 2022 Cuma akşamı için bu programı planlarken, "Atanmış” Cinsiyetler ve Eşitlik Mücadelesi konusunda konuşmak üzere Evren Savcı, Sinan Göknur ve Sema Semih'i davet etmiştik. Ancak Onur Haftası etkinlikleri İstanbul'da yine yasaklandı ve biz de bu programı, yasaklar nedeniyle yapılamayan başka konuşmaları da içine katacak şekilde genişlettik. Evren Savcı, Sinan Göknur ve Sema Semih'e, Arya Zencefil ve Çağla Akdere'nin de katılmasıyla LGBTİ+ bireylerin eşitlik mücadelesini konuştuk. Moderatörlüğü Lara Özlen ve Aylime Aslı Demir gerçekleştirdi. Burada o etkinliğin kesintisiz kaydını dinleyebilirsiniz.
Program notumuz ise sezon takvimine yansıdığı şekliyle şöyleydi: 2018’den beri sosyal medyada farklı dönemlerde tekrar tekrar aktive olan trans dışlayıcı ve kapsayıcı feminizm tartışmaları bu yıl da kuir ve feminist hareketin gündemindeydi. Bu buluşmada öncelikle feminist hareketin tarihinden, feminizmin toplumsal cinsiyete dair “atanmışlık”larla olan mücadelesinden bahsedeceğiz. Ayrıca tarihsel olarak feminizmin öznesinin kimler olabildiği ve bu alanın yıllar içindeki değişimi üzerine de tartışacağız. Son olarak feminist ve LGBTİ+ hareketi arasındaki tarihsel ittifaklar, ayrışmalar ve yakın gelecekteki ittifak olanaklarına göz kırparak etkinliği bitireceğiz.
160. Kilometre yayınevi ile birlikte düzenlediğimiz bu etkinlikte Fatma Nur Türk, Emily Dickinson’ın hayatına ve şiir dünyasına dair düşündüklerini ve çeviri sürecinde bir şair olarak Emily Dickinson’la kurduğu düşünsel ve duygusal bağı anlattı. Çevirilerinden örnekler okudu. Moderatörlüğü şair ve yayıncı Ömer Şişman üstlendi.
Aaron Benanav'ın, 2020'de Verso tarafından yayımlanan In Automation and the Future of Work adlı kitabının Türkçesi, Otomasyon ve İşin Geleceği adıyla Nota Bene'den 2022'de çıktı. Benanav bu kitapta gelecekte çalışma hayatımızı belirleyecek olan yapısal iktisadi trendleri inceliyor ve teknolojik otomasyonun ve moda deyişle "robotların yükselişinin" işsizlik ve istihdam krizlerini açıklamaya yetip yetmediğini sorguluyor. Artık emeklerine ihtiyaç duyulmayan bir işsizler ordusuyla başa çıkmanın yolu nedir? Herkese asgari geçim ücreti ödemek mi? Eğer teknoloji ve siyaset bu duruma bir çare üretemezse, toplumsal hareketler ne yapmalı, ne talep etmeli? Bu önemli kitabı konuşurken emeğin bugününe ve geleceğine, yazarın kıtlık-sonrası toplum için neler öngördüğüne odaklanacağız.
Podcast dili İngilizcedir, buluşmanın Türkçe altyazılı video kaydını YouTube kanalımızda izleyebilirsiniz.
Antropoloji, arkeoloji ve dinler tarihine bakan bir konuşma. Klasik filolog ve eski Yunan kültürü uzmanı Tansu Açık, konuşmayla ilgili şu notu paylaşıyor:
"Bizde Türkiye’nin okumuş yazmışları arasında neredeyse kuşku götürmez kesin bir olgu katına yükselmiş birkaç görüşten birisi şu ana tanrıçanın anaerkinin varlığı üzerindedir. Kısaca ne öyle çağlar aşırı bir ana tanrıça ne de ataerkillikten önce gelen bir anaerkillik dönemi varolmamıştır, ama bunu göstermek gerek. Bize özgü yanları bir yana batı dünyasında da farklı zamanlarda farklı biçimlerde, farklı bağlamlarda bu görüşe rastlanır. Orada 19'uncu yüzyılın bir takım özgün görüşlerinden türemiştir, bizde birkaç kanıdan.
"Bu görüşler kabataslak iki cümleye indirgenebilir: Anadolu’nun Çatalhöyük’ten beri binlerce yıl yaşamış bir ana tanrıçası vardır, üstelik bu tapım buradan dünyaya yayılmıştır. En eski çağlarda anaerkil barışçı bir toplumsal düzen vardı, sonra savaşçı ataerkil düzen yerleşti. İşte bu önermelerin olanaklılık koşullarının kimilerini belirlemek gerekecek, özellikle 19'uncu yüzyıl sonundan başlayıp 20'nci yüzyılda etkili olmuş arkeoloji, antropoloji, dinler / mitolojiler araştırmalarının bazılarının altında yatan varsayımları anmak gerekecek, gerçi bunların bir çoğu sınaması yapılan bilinçli varsayımlardan ziyade düşüncemsi sayıltılardır."
Sayısı hızla artan müzik veritabanlarında içerik yönetimi planlaması... Sunulan ve seçilen müzik listeleri hangi kriterlere göre hazırlanmalı? Pazarlama ve içerik yönetimi arasındaki sistematikler neler?
Hakan Kurşun ve Onur Sesigür bu konuşmada dijital müzik alanında kafa karıştıran pek çok konuya değiniyor, pek çok soruya yanıt veriyor.
Serdar Korucu’nun hazırladığı “Şimdi Kim Kaldı İmroz’da?” 2020 sonbaharından 2022 yılı başına kadar İmroz/Gökçeada, İstanbul, Selanik ve Atina'da; Türkçe, Rumca, İngilizce, Fransızca yapılmış ve 1960’lardan itibaren adada yaşananların, “ahalinin gidişinin”, tanığı olan 28 İmrozlunun izlenimlerini, deneyimlerini yansıtan mülakatlardan oluşuyor. Bu mülakatlarla okur hem İmroz’daki "eski" hayatı hem de giden ve kalan İmrozluların arada kalmışlığını tecrübe ederken, gerek devlet politikalarının adadaki hayata etkisini gerekse de dönemin basınına tahrif edilerek yansımış ve genel kamuoyunun algısını belirlemiş bazı vakaları bizzat yaşayanlarından dinleyebiliyor.
Bu değerli kitabı konuşmak için Serdar Korucu'yu stüdyomuza davet ettik. Sohbetin moderatörlüğünü Anna Maria Beylunioğlu üstlendi.
Bugün yeniden üretilmiş "otantik" kimliğiyle turistik bir merkeze dönüşen Gökçeada’nın geçmişini, kültürünü ve umudunu hatırlamak için… “Olan olmuş, ne olur?” denilmesin, olanlar, yapılanlar unutulmasın diye.
Yılların şairi ve "dergicisi" Adnan Özer ile daha genç kuşaktan bir şair ve akademisyen olan Melike Kılıç'ı, 12 Nisan 2022'de, Kıraathane'de birçok Şiir Gecesi'ne ev sahipliği de yapmış olan şair Ömer Erdem'le birlikte konuk ettik.
Özer ve Kılıç, Ömer Erdem'in son şiir kitabı Güneş Kalır Bir Başına'dan yola çıkarak, şiiri ve şairi konuştular.
Türkiye sinemasında son yıllarda daha fazla biyografi filmi yapılıyor. Çoğunlukla kitlelerin tanıdığı, yaptığı işle popülerleşmiş bir ismin hayat hikâyesini temel alan bu filmler sinema seyircisinin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.
Peki, bu filmlerin ortak noktaları neler? Hangi temalardan besleniyorlar, Türkiye'nin toplumsal yapısı bu filmlerin içinde nasıl konumlanıyor? Türkiye'de biyografik filmlerin dünden bugüne gelişimi nasıl oldu? Dünyadaki örneklerle Türkiye'dekiler arasındaki temel ortaklıklar / ayrılıklar nelerdir?
Sinema eleştirmenleri Burak Göral ve Şenay Aydemir bu programda Müslüm, Bergen, Dilberay gibi yakın dönemin ses getiren biyografi filmlerinden yola çıkarak yukarıdaki sorular üzerine sohbet ediyorlar.
From the publisher's feed

0 Listeners