Kıraathane

Kıraathane

By Kiraathane24ArtsBooks
Download on the App Store

Kıraathane episodes

  • Hakan Yücefer - Evet Sokrates! / Sokratik Yöntemin Gücü ve Sınırları

    Platon diyaloglar yazarak, hocası Sokrates’i bu diyaloglar boyunca gençlerle, sofistlerle, retorikçilerle, Atina’nın politik ve toplumsal hayatının önde gelen figürleriyle tartıştırarak felsefe yapan bir filozof. Platon’un metinlerini okurken sadece yeni bir felsefi öğretiyle değil, felsefe yapmanın yeni bir tarzıyla karşılaşıyoruz. Öte yandan, Platon’un karşıt görüşlerin farklı konuşmacılar tarafından dillendirildiği gerçek bir tartışma yerine sadece Sokrates’in konuştuğu, karşı tarafın Sokrates’i onaylamaktan başka bir şey yapmadığı “sahte” diyaloglar yazdığını söyleyerek itiraz etmek ve bu yeni felsefe yapma tarzını eleştirmek mümkün.

    Bu konuşmada, özellikle Platon’un aporetik diyaloglarında karşımıza çıktığı haliyle Sokratesçi diyalog yönteminin belli başlı özelliklerini ele alıyor Hakan Yüceler ve diyalogların farklı görüşlerin karşı karşıya getirilmesine değil, tek bir akıl yürütmenin birlikte incelenmesi ve sınanmasına hizmet ettiğini öne sürüyor. “Nedir?” sorusunun önemi, söylediğini temellendirme kaygısı gütme, doğru genellik düzeyine yerleşme, olası itirazları hesaba katma, kısa soru-cevaplarla ilerleme, örnekleri yerli yerinde kullanma gibi bir dizi özelliğin Sokratik yöntemi felsefe için nasıl vazgeçilmez kıldığını gösteriyor.

    1 hr 33 min
  • Tansu Açık - Batının Kurucu Metni Olarak Homeros

    Klasik filolog ve Eski Yunan Kültürü uzmanı Tansu Açık yine "başlangıç" niteliğinde ve çok kapsamlı bir konuşmayla Kıraathane stüdyosunda. Klasik üzerine konuşmasının bir devamı niteliğinde olan bu bölümün çerçevesini şu şekilde sunuyor:

    "Homeros destanları ne anlamda kurucu metindir? Tevrat, Buddha’nın, Konfüçyus’un konuşmaları da da kurucu metin değil mi, onlardan farkı ne, ne bakımdan? Peki, Mezopotamya’nın Mısır’ın böylesi metinleri var mı? Yok da, bu ne demek oluyor. Eski dünyadan destanlar arasında Homeros olağanüstü zenginlikte, düpedüz eşi benzeri yok, ama biz yazınsal özelliklerinden çok onu Batı geleneğinde metinselliği başlatması, kanon oluşturması bakımından ele alacağız. Elbette en önce metinsellik, kanon ne demek ondan başlamalı."

    2 hr 6 min
  • Sîdar Jîr, Lal Laleş - Wêjeya Kurdî ya Modern (Azmûn û Derfet) / Modern Kürtçe Edebiyat (Deneyim ve İmkânlar)

    İstanbul Edebiyat Evi'nde Sîdar Jîr ve Lal Laleş'i konuk ettiğimiz bir akşam. Kürtçe gerçekleşen bu sohbeti YouTube kanalımızda Türkçe altyazılı olarak izleyebilirsiniz. Konuşmacıların sohbete dair kaleme aldıkları sunuş metni şöyle:

    "Bir Doğu dinamiği olarak, Kürt edebiyatı 19. yüzyılın yarısından sonra (Mele Mehmûdê Bazîdî'nin "Mem û Zîn" öyküsünden sonra) modern bir yönelim ile yeni yollar ve arayışlar içine girmiştir. Kafkasya'dan Aşağı Mezopotamya'ya kadar olan bir coğrafyada, Kürt edebiyatı çoğu kez Akdeniz ve Anadolu coğrafyası üzerinden Batı'ya yönelmiştir. Kürt edebiyatçıların beraber yaşadığı toplumların dillerine hâkim olmaları, bu dilleri çoğu kez bir imkân olarak da değerlendirmelerini sağlamıştır. Sınırlarla bölünmüş coğrafyada olmaları sebebi ile Kürt edebiyatçıların kendi aralarındaki iletişim ve etkleşim kısıtlı bir hâl almıştır. Bunun bir neticesi olarak, modern Kürt edebiyatı parçalı bir şekilde modern Batı dilleri ve edebiyatları üzerinden bütünlük kazanmaya çalışmış ve öze dönüş yolculuğunu uzak ve değişik/yabancı coğrafyalardan başlatmıştır. Elbette bu durum teknik açıdan da aynı özellikleri ihtiva etmektedir. Yayıncılık ve edebiyata dair diğer alanlarda da bu iki yönlü etkileşim ve serüven aynı şekilde vuku bulmuştur.

    "Komşu ve yakın diller ve edebiyatlarla olan güçlü iletişimden kaynaklı olarak, her ne kadar değişim sürecine kısa sürede ayak uydurabilmişse de bölünmüş coğrafya meselesinden dolayı güçlü bir edebiyat külliyatının oluşması ise uzun bir sürece yayılmıştır. En nihayetinde sanatın tüm dallarında ve akımlarında olduğu gibi, edebiyatta da dünyanın herhangi bir coğrafyasında ortaya çıkan hareketlilikler çok kısa sürede tüm coğrafyalara sirayet etmektedir. Modern Kürt edebiyatı da Anadolu ve Akdeniz üzerinden modern Batı edebiyatının bir parçası hâline gelmiştir..."

    1 hr 15 min
  • Sevengül Sönmez, Yalçın Armağan - Remzi Bengi’nin Remzi Kitabevi

    Sevengül Sönmez ve Yalçın Armağan'ın hazırladığı Yayıncılık Tarihi Konuşmaları serimiz yeni konuşmalarla sürüyor. Bu kez konumuz Remzi Kitabevi.

    Türkiye yayıncılık tarihinde uzun süre etkili olmuş “kitabevi-yayıncı” tipinin önemli örneklerinden biri olan Remzi Kitabevi, 1928’deki alfabe değişikliğinin hemen öncesinde Remzi Bengi tarafından kuruldu. Halide Edip, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Sabahattin Ali gibi Türkçenin önemli yazarlarının yayıncısı olmasının yanı sıra özellikle 1937’de Mustafa Nihat Özön danışmanlığında başlattığı “Dünya Muharrirlerinden Tercümeler” serisinin ardından edebiyat yayıncılığının önemli aktörlerinden biri hâline geldi. 1950’li yıllardan başlayarak Yaşar Kemal, Orhan Kemal ve Kemal Tahir başta olmak üzere özellikle “köy edebiyatı”nın ve toplumcu gerçekçi kanadın yazarlarının kitaplarını peş peşe yayımladı ve bu tercihini 1980’lere kadar sürdürdü. Yalnızca edebiyat kitaplarıyla sınırlı bir yayıncılık yürütmeyen Remzi Kitabevi, “Büyük Fikir Kitapları” serisiyle adeta bir üniversite yayıncılığını da gerçekleştirdi. 1978’de vefat eden Remzi Bengi, 50 yıllık yayıncılık hayatına 1000’den fazla kitap sığdırdı.

    1 hr 2 min
  • Mehmet Bona, Buse Kaymaz - Darwin’in En Güzel Bitkileri

    Charles Darwin öncü bir botanikçiydi. Böcek kapan ve tırmanıcı bitkiler üzerine yakın gözlemleri, evrim kuramına giden yolda kritik rol oynamıştı. İstanbul Edebiyat Evi binasında düzenlediğimiz bu sohbette, Darwin'in bitkilerle ilişkisine, botanikçi Ken Thompson'ın Darwin'in En Güzel Bitkileri kitabı üzerinden baktık. Pangaltı Evrim Atölyesi yürütücülerinden Buse Kaymaz'ın moderatörülüğünde, kitabın çevirmeni de olan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Botanik Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Bona'nın katılımıyla gerçekleşen sohbetin kaydını burada dinleyebilirsiniz.

    55 min
  • Fatih Altuğ, Yalçın Armağan - Kerem Eksen: Ölümden Uzak Bir Yer

    Kerem Eksen bizim İstanbul Edebiyat Evi'nde çok önem verdiğimiz, yazdıklarını yakından takip ettiğimiz bir yazar. Bu yayında, Kerem Eksen'in en yeni romanı Ölümden Uzak Bir Yer üzerine kapsamlı bir sohbet bekliyor sizleri. İlkbahar 2022 sezonunda Latife Tekin'in Zamansız'ı üzerine Fatih Altuğ ve Ezgi Hamzaçebi'nin katılımıyla yaptığımız konuşma gibi, yine "derinlemesine, eleştirel okuma" pratiğine dayanan bir sohbet. Fatih Altuğ, bu kez Yalçın Armağan'la, Kerem Eksen’in yazarlık serüveninin yanı sıra Ölümden Uzak Bir Yer’in anlatım tekniği ve metnin omurgasını kuran olağanüstü deneyim hakkında konuşuyor.

    Ölümden Uzak Bir Yer, Eksen'in önceki romanlarından pek çok açıdan farklılaşıyor. İlk iki romanında bir tür olarak romanın kendisini, anlatım tekniklerini ve temsil biçimlerini sorgulayan Eksen, yeni romanında hikâye etmeyi öne çıkarıyor. Bir babanın gözünden ailesinin ve oğlunun anlatıldığı Ölümden Uzak Bir Yer’de, “mucize” olarak adlandırılan olağanüstü bir olay metnin merkezine yerleşiyor. Olağanüstünün anlatılması fantastikte, büyülü gerçekçilikte, sürrealizmde ya da postmodernist kurmacada farklı niyetlere ve tekniklere dayanıyorken Eksen’in anlattığı “mucize” ve anlatım tekniği bunlardan hiçbirine uymuyor, kendine özgü bir nitelik taşıyor.

    58 min
  • Tansu Açık - Batının Kurucu Ritmi Olarak Klasik

    Klasik filolog ve Eski Yunan Kültürü uzmanı Tansu Açık, Avrupa kültürünün fikirsel köklerini irdeliyor. Sunumun çerçevesini şu şekilde çiziyor:

    "Batı denildi mi, yazılı yüksek kültür açısından Yunan-Roma dünyası, Hıristiyan-Yahudi geleneği, Orta Çağ hukuku kurucu sacayağıdır. Bu sıralananları, her şeyi yutar gibi görünen 17. yüzyıldan başlayarak modernin, kapitalizmin ağırlığı her yerde kendini duyursa da, eski deyimle üstyapıya ait olmadığından bu bağlamda sayılmayabilir. Batı için Yunan-Roma dünyası ayrıcalıklı bir yeri tutagelmiştir. Çünkü eski Yunanın edebiyat, akılcı araştırma, felsefe, tarih, hukuk, güzellik gibi ifade ve düşünce türleri, önce Roma dünyasını biçimlendirecek, Roma aslen bu dünyanın Avrupa’ya aktarılmasında aracılık edecek, Yunan-Roma dünyasının klasik hali ise Orta Çağ ile Rönesans'ta, Aydınlanma çağında, ötesinde de, Avrupa'daki yaratıcılığı başka başka tarzlarda besleyecektir. İşte bu olgu, dönem dönem farklı tarzlarda karşımıza çıkan geçmişle yaratıcı bağlar kurmak, Avrupa'nın düşüncesinde, sanatında değişmez bir kurucu etken olarak saptanabilir."

    "Dolayısıyla Yunan-Roma dünyası sadece geçmişte kalmış bir kaynak, köken olarak da ele alınamaz, çünkü sürekli bir yorum konusu olup devingen gelenekler oluşturagelmiştir. Yunan-Roma dünyasının Avrupa'nın başka başka çağlarında yitip yeniden yeniden keşfedilmesinin oluşturduğu ritim dünya uygarlıkları arasında benzersizdir. Her uygarlıkta üstün nitelikli ürünlerin verildiği dönemler vardır ancak geçmişle bu türlü bir bağ kurmanın benzerine rastlamayız. Bu bağ kurma tarzını, Avrupa'yı kuran bir ritim formu olarak görebiliriz; büyük yazılı uygarlıklar arasında bu sadece Avrupa’ya özgüdür. İşte bunu olanaklı kılan koşulları, bir parçacık da olsa kurcalamaya, anlamaya çalışacağız."

    1 hr 15 min
  • Simon Stranger Kıraathane'de / A Conversation with Simon Stranger

    Litteraturhuset Oslo (Oslo Edebiyat Evi), Literarische Colloquium Berlin (Berlin Edebiyat Kollokyumu) ve Wêjegeh Amed (Diyarbakır Edebiyat Evi) ile birlikte yürüttüğümüz Sınırları Aşan Edebiyat programımız kapsamında yayına hazırladığımız Ev Ve kitabımızın yazarlarından Simon Stranger, 2022 Mart ayının ikinci haftasında evimizin misafir yazarı oldu.

    Bu yayında, İstanbul Edebiyat Evi binasında Simon Stranger ile Yasemin Çongar'ın moderatörlüğünde gerçekleştirdiğimiz, hem Ev Ve'deki yazısı hem de bütün dünyada ün kazanmasına vesile olan Aydınlığın ve Karanlığın Ansiklopedisi adlı romanı üzerinde duran sohbeti izleyebilirsiniz.

    “Yahudi inanışına göre herkes iki kez ölür. İlki, kalp atışının durması ve beynin işlevini yitirmesiyle gerçekleşir, elektriklerin kesildiği bir şehir gibi. İkincisi ise elli, yüz ya da dört yüz yıl sonra, ismi son kez dile getirildiğinde, okunduğunda ya da düşünüldüğünde gerçekleşir. Ancak o zaman bu kişi gerçekten yok olmuş ve bu dünyadan silinmiştir.”

    Bu cümlelerin alındığı, 2022 sonunda Ebru Tüzel'in çevirisiyle Can Yayınları’ndan Türkçesi çıkacak olan Leksikon om Lys og Mørke (Aydınlığın ve Karanlığın Ansiklopedisi) kitabında Simon Stranger, II. Dünya Savaşında Norveç’te öldürülen Yahudi bir ailenin, kendi ailesinin, geçmişine ve evine döner. Aynı yer, ailenin bir ferdini öldüren bir Nazi casusu için de bir zamanlar ev olmuştur.

    Podcast dili İngilizcedir, buluşmanın Türkçe altyazılı video kaydını YouTube kanalımızda izleyebilirsiniz.

    1 hr 12 min
  • Aslan Erdem - Karşıt Süreklilik: Aylak Adam ve Anayurt Oteli

    Yusuf Atılgan'ı, iki önemli eseri Aylak Adam ve Anayurt Oteli arasındaki tezatlık ve devamlılık ilişkisini irdeleyen bir konuşmayla anıyoruz. Yusuf Atılgan, Aylak Adam ve Anayurt Oteli romanlarıyla bir karşıtlık evreni kurar gibidir. On dört yıl arayla yayımlanan bu iki roman, gerek yapısal gerekse de anlatı öğelerinin kurgulanışıyla adeta birbirinin negatif uzamına seriliyor hissi verir. Üstelik buradaki karşıt süreklilik yalnızca romanın yapısal özellikleriyle de ilgili değildir.  

    Aslan Erdem, iki roman arasındaki bu karşıt süreklilik üzerine kapsamlı bir değerlendirme sunuyor.

    41 min
  • Hilmi Tezgör - Bir Yazar Olarak van Gogh

    Vincent van Gogh dünyanın gelmiş geçmiş en "tanınan" ve en sevilen sanatçılarından biri. Hatta, görselliğin çok önem kazandığı çağımızdaki reprodüksiyonlarına ve ilham verdiği işlere bakarsak, belki de en popüleri. 37 yıllık hayatına 900 suluboya ve yağlıboya, 1100 de karakalem eser sığdıran sanatçı, resimlerinin yanında kelimeleriyle de bize ulaşıyor. Kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplardan söz ediyoruz. Kısa ama içtenliğin doruklarında bir hayat yaşamış van Gogh; onun kaleminden çıkmış 900’ün üzerinde mektup bu içtenliği yansıtan zengin bir toplam oluşturuyor. Bize van Gogh’un hem iyi bir yazar hem de -atıfta bulunduğu isimlere bakılacak olursa- iyi bir okur olduğunu gösteren bir toplam bu. Sanatçının 132. ölüm yıldönümünde ilk kez yayınladığımız bu konuşma, van Gogh’un yazarlığına ve okurluğuna odaklanıyor.

    36 min

About Kıraathane

From the publisher's feed

1 Ekim 2018'den beri etkinliklerini sürdüren Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi'nde gerçekleşen konuşma, söyleşi ve dinletilerin kayıtlarını bu kanaldan dinleyebilirsiniz.

More shows like Kıraathane

Poizi - Perde by CroOver0017

Poizi - Perde

0 Listeners