وَاَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ الْاَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ اَزْوَاجٍ يَخْلُقُكُمْ ف۪ي بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْ خَلْقًا مِنْ بَعْدِ خَلْقٍ ف۪ي ظُلُمَاتٍ ثَلٰثٍ âyeti, وَاَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ âyetinde beyân ettiğimiz nüktenin aynını tazammun edip, hem onu te’yîd ediyor, hem onunla teeyyüd ediyor. Evet Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân, Sûre-i Zümer’de وَخَلَقَ لَكُمْ مِنَ الْاَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ اَزْوَاجٍ demeyipHâşiye: Bu kardeşimiz, suâl sormakta çalışkan, yazı yazmakta tenbellik eden Re’fet’tir.Sayfa 298وَاَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ الْاَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ اَزْوَاجٍ demesiyle ifade ediyor ki, “Sekiz nevi‘ hayvânât-ı mübâreke, sizlere hazîne-i rahmetinden, güya cennetten ni‘met olarak indirilmiş, gönderilmiştir.” Çünkü o mübârek hayvanlar, bütün cihetleriyle bütün beşere ni‘met olduğundan; tüyünden bedevîlere seyyâr hâneler, elbiseler; etinden güzel yemekler, sütünden güzel, lezîz taâmlar, derilerinden pabuçlar ve sâire; hatta gübreleri, mezrûâtın erzâkı ve insanların mahrûkātı hükmünde olup, güya o mübârek hayvanlar, tecessüm etmiş ayn-ı ni‘met ve rahmet olmuşlar.Onun içindir ki, yağmura “rahmet” nâmı verildiği gibi, bu mübârek hayvanlara da “en‘âm” nâmı verilmiş. Güya rahmet tecessüm etmiş, yağmur olmuş. Ni‘met de tecessüm etmiş; keçi, koyun, öküz ile manda ve deve şekillerini almış. Çendân cismânî maddeleri, yerde halk olunuyor. Fakat ni‘metiyet sıfatı ve rahmetiyet ma‘nâsı, maddesine tamamıyla galebe ettiğinden, اَنْزَلْنَا ta‘bîriyle, doğrudan doğruya bu mübârek hayvanları hazîne-i rahmetin birer hediyesi olarak, Hâlik-ı Rahîm, yüksek mertebe-i rahmetinden ve ma‘nevî âlî cennetinden yeryüzüne indirmiş. Evet, nasıl ki; bazen beş paralık bir maddede, beş liralık bir san‘at derc edilir. O zaman o şeyin maddesi nazara alınmaz; o şeye san‘at noktasında kıymet verilir; sineğin küçücük maddesi ve içindeki pek büyük san‘at-ı Rabbâniye gibi. Bazen de, beş liralık bir maddede beş kuruşluk bir san‘at bulunur; o vakit hüküm maddenindir. Aynen onun gibi, bazen cismânî bir maddede o kadar ni‘met ve rahmet ma‘nâsı bulunur ki; yüz def‘a maddesinden ziyâde ehemmiyetli olur. Âdetâ cismânî maddesi gizlenir. Hüküm, ni‘metiyet cihetine bakar. İşte, demirin pek azîm menâfii ve çok semereleri, onun maddesini gizlediği gibi, mezkûr bu mübârek hayvanların dahi her cüz’ünde ni‘met bulunması, onların cismânî maddelerini güya ni‘mete kalbettirmiş. Onun içindir ki, cismânî maddelerin hükmü nazara alınmadan ma‘nevî sıfatları nazara alınmış, وَاَنْزَلْنَا ٭ وَاَنْزَلَ ta‘bîr edilmiştir.Evet, وَاَنْزَلْنَا ٭ وَاَنْزَلَ hakîkat i‘tibâriyle sâbık nükteyi ifade ettikleri gibi, belâgat noktasında da ehemmiyetli bir ma‘nâyı mu‘cizâne ifade ediyorlar. Şöyle ki, demir, gāyet sert fıtratıyla; ve gizliliği ve derinliğiyle beraber, her yerde hazır bulunması ve hamur gibi yumuşatılmak hâsiyeti ihsân edildiğinden, herkesin her yerde, her işteSayfa 299kolayca elde etmesini ifade etmek için, اَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ ta‘bîriyle, güya fıtrî ve semâvî ni‘metler gibi, demir âletleri yukarı bir tezgâhtan indirilip beşerin ellerine verilmiş gibi, kolaylıkla elde ediliyor. Hem hayvanât cinsinden, sivrisinekten tut, tâ yılan, akreb, kurt ve arslana kadar insanlara zararlı vaz‘iyetleriyle beraber, hayvanâtın mühimlerinden olan koca manda ve öküz ve deve gibi büyük mahlûkātın gāyet derecede musahhar ve mutî‘, hatta zayıf bir çocuğa devenin yularını verip itâat etmesi ma‘nâsını ifade etmek için, وَاَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ الْاَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ ta‘bîriyle, güya “Bu mübârek hayvanlar, dünya hayvanları değiller ki, içlerinde tevahhuş ve zarar bulunsun. Belki ma‘nevî bir cennetin hayvanları gibi menfaatdârdırlar, zararsızdırlar. Onun için yukarıdan, yani rahmet hazinesinden indirilmiştir” diye ifade ediyor. Muhtemeldir ki, bazı müfessirlerin bu hayvanlar hakkında “Cennetten indirilmiş” dedikleri, bu ma‘nâdan ileri gelmiştir. (Hâşiye-1)Kur’ân-ı Hakîm’in bir harfi için bir sahîfe yazılsa, uzun olmuş denilmemeli. Çünkü kelâmullâhtır. Onun için اَنْزَلَ ta‘bîrinin tefsîrine ik...