
Sign up to save your podcasts
Or


Merhaba. Bu videomda Abdurrahim Karakoçtan "Hayal ve Gerçek" şiirini seslendirdim. Yazar: Abdurrahim Karakoç Şiir: Hayal ve Gerçek Sosyal Platformlar İnstagram: @mustafaphotographer Spotify: mustafaphotographer Podcast Uygulamaları: mustafaphotographer Şiirin Tamamı Ay ışığı pencereden girende, Senden yana hayâl kurmak ne güzel. Ya bir otobüste, ya bir trende, Gurbet ilden sana varmak ne güzel. Aşkın mayasını senden alıp da, Şekillendim sevda denen kalıpta. Evinizin kapısını çalıp da, İlk çıkandan seni sormak ne güzel. Umudu yoksula bol verir Hudâ; Bin tohuma can var bir damla suda. Gerek uyanık ol, gerek uykuda, Benden bakıp seni görmek ne güzel. Kurumadan daha yolculuk teri, ”Gel” diye yanına çağırsan beni; Bırakıp bir yana gamı, kederi, Doya doya seni sarmak ne güzel. Aşk deyince anlattığı her şeydir; Öldürdükçe tadı gelen bir şeydir.. Azrai'le can vermesi zor şeydir; Sen istersen sana vermek ne güzel.
Tevbe Suresi : De ki: “Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmeyecektir. O bizim Mevlâ’mızdır. Ve mü’minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler.” 9/51
Bazı insanlar vardır ince düşünceliğiyle anılırlar
Bir de buna edebi uslüb eklenirse keyifli bir hikaye ortaya çıkar...
Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır
Sevgili Dost, Ben sana bu satırları yazarken, bir bozacı sesini katıyor geceye. Çünkü yalnız mektuplar değil, bozacı sesleri de vardır gecenin tarifinde. Geceyi karanlık, ay ve yıldızlardan ibaret sananlar, annelerin çorbalarında ki lezzeti yağda arayanlardır. Oysa sevgidir, annelerin kaşıklarından "miktarınca" yemeğe katılan. Kitaplar yazmaz. Çünkü anneler şişelenmeden kullanırlar suyu kaynağından. Ben sana bu satırları yazarken, bir müezzin nefes nefese tırmanıyor minareye. Sıcağa aldanıp yalnız bırakmıyor soğuk merdivenleri. Kış uykusundan uyandırmak kolay değil, biliyor, şerefeden dökmeden ezanın lezzetini. Sevgili Dost, Sevginin eli, Midas'ın elleri gibi dokunduğu her şeyi altına çeviriyor. Simitlerin susamlarını, balıkların pullarını, dolmakalemlerin uçlarını parlatan o el işte. O elle düğmeye dokunuyorsunuz, ışık yanıyor. O elle veda ediliyor hüzne. Bir kilimi üzerinde sevgiliniz gezinecekmiş, bir kaşkolu çocuğunuz boynuna dolayacakmış gibi dokur, bir binayı içinde anneniz oturacakmış gibi yaparsanız ne o kilim eskir, ne o kaşkol solar, ne o bina yıkılır. Sevgili Dost, Çaba istiyor sevgi. Tohum yetmiyor, çapa istiyor sevgi. O halde dinle, karların içinde çilek yetiştiren münzevinin hikâyesini: “İhtiyar bir kadın ormanda yaşayan bir münzevinin karların içinde çilek yetiştirdiğini duymuştu. Büyük kızından ormana gidip çilek getirmesini istedi. Kız ormana gitti ve annesinin isteğini münzeviye iletti. Münzevi: "Öyle ise önce bana bir iyilik yap. Şuradaki karları süpürüver. Kuşlara yem vereceğim' dedi. Kız oralı bile olmamıştı. Sadece çilek istediğini tekrarladı. Münzevi de ona çilek vermedi. Kız geri dönüp olanları anlatınca kadın bu defa aynı şeyi küçük kızından istedi. Münzevi ona da karları süpürmesini söyledi. Kız hemen süpürgeyi alarak işe girişti. Karları büyük bir ciddiyetle süpürmeye başladı. Çilekleri unutmuştu bile. Yalnız aç kalan kuşları düşünüyordu. Ama birdenbire karların altından çilekler çıkıverdi. Sevgili Dost, Beraber karları süpürmeye ne dersin? Ne dersin süpürdüğümüz karlardan, kardan adam yapmaya. Çileklerden gözleri, burnu ve dudakları olan bir kardan adam; elinde süpürgemiz. “Elimden geleni yaparım,” diyorsun demek. “İnsan ancak elinden geleni yapar ama, elinden gelenin ne olduğunu bilmek gerek." Sevgili Dost, Elini nabzına götür. #postakutusundakimızıka
Soğuk Bir Kış Günü Sürgün Edilen Sultan Abdülhamd Han'dan vatanına sevgi...
Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellemin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”
From the publisher's feed

2 Listeners