
Sign up to save your podcasts
Or


Ders Çıkarılacak Hikaye. İnce Düşünceli Padişah...
Yaradan Rabbin adıyla oku!
Ben sana mecburum bilemezsin
Ağaclar sonbahara hazırlanıyor
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
Belki Haziran'da mavi benekli çocuksun
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Peygamber Efendimize Aşık bir padişah, şair. İsmi Avi yani Fatih Sultan Mehmed.
Ben Sultan Fatihim, önündeyim İstanbul’un.
Yoksa gül yüzünü güldürmeyen sultanlığı istemem, İstanbul’u istemem.
Ben bir garip yunusum, yazdığım sensin, yandığım sen.
Senden gayrı bir aşka ben kalemi istemem, kağıdı istemem.
Ben senin ümmetinim, sensin benim efendim.
Ben hiç böylesini görmemiştim
Kanatları efkârıma dokunan
Martılar konuyor omuzlarıma
Sırtımda toprak kokan
Afrika’dan çalınmış elbisemle
Ellerim sandığın gibi hoyrat değildir
Burnumda barut kokusu
Kulaklarımda çığlık
Hangi köşesinde kim bilir
Sitemkâr yeryüzünün
Gözyaşı gölcükleri arasından sessizce
Geliyorum o mağrur evinize
İtiraf ediyorum
Atalarımdan kalan
Bir avuç sevgiyle geçindiğimi
Uzanıp öpesim geliyor bulutları
Bulutların ötesinde gözlerin
Gölgende serinliyor çöl mahkûmları
Oysa göklerdedir benim tarihim
Denizi düşler ya insan
Suya dokunuşunu kalbin
Bütün tepelerinle sarmışsın beni
Vadilerimle boynu bükük
Bir damlanın düşmesini bekliyorum ömrüme
Toprağın mirasıyım
Rüyalarım bu yüzden kuraktır bazen
Bazen buram buram çiçek kokulu
Yağmur ölesiye vurgundur bana
Karanlıklar ülkesinden süzülen
Dantelli bir akşamdır ufuklarıma çöken
Kirpiğim uzaklarda ağlıyor
Her gülüşüm bir şeftali çiçeği
Her çiçeğe bakamıyorsa kalbim
Hep susuzluk değildir taşıdığım
Ayaklarım yanıltmasın
Yeminliyim, giremem her kapıdan
Martılar en temiz yalnızlığıdır
Kirlenen denizimin
Cemrelidir ellerin, menevişlidir
Aynalara yüklemişsin nazını
Tazeleyip ruhumu iksirinle
Düşürmüşsün beni sensizliğine
Sana tutundukça sarsılıyorum
Seni düşündükçe esaretteyim
Bu yürekten daha ağır
Yük taşımadı yeryüzü hamalları
Tut ki bir ben değilim
Annem, babam, o meczup kardeşimle
Karanlığı döşek yapıp
Gökleri yorgan diye çekiyorum üstüme
Tut ki yoksulluğun müptelasıyım
İstiyorsan, dökeyim avuçlarına içimin elmasını
Kalbim yakut bir kolye gibi gerdanını süslesin
Gözlerimden zümrüt küpeler yapıp
Kulaklarına takayım
İpekli yollarıyla
Gümüş penceresi, kapılarıyla
İstiyorsan, saraylar kondurayım gönlümden
Harfler kurşun, heceler kan
Kuşlar, ağaçlar, rüzgâr
Tanık oluyorlar bir kalpten
Amansızca kovulduğuna pervanelerin
Şimdi ne düya var, yağmur ve bahar
Ne de gözlerin var
Şair, Lavinia şiirini yazdıktan sonra şiir yarışmalarından birine göndermeye karar verir. Şiir o kadar çok beğenilir ki yarışmayı birincilikle kazanır.
Sonuçlar açıklandıktan hemen sonra şairden şiirini kürsüde okuması istenir. Asaf bu teklifi geri çevirmez.
Şiiri okuduğu salondaki misafirler arasında Asaf’ın âşık olduğu o kız da vardır. Nedendir bilinmez ancak şiir okunduğunda kız salonu terk eder… O güzel şiiri dinlemeden gitmiştir Lavinia. Ölüm çiçeği…
Uğruna şiir yazılan bu kadın olağanüstü cazibesiyle yaşadığı dönemin entelektüelleri ve sanatçıları arasında çok gezmiş, epey kalp çalıp can yakmış olan Mevhibe Meziyet Beyat’dır….
Her yerde onun güzelliği, tatlılığı, zekası konuşuluyor, herkes onun kahkahasının peşinden koşuyormuş. Şiirlere ve hikayelere girecek kadar etkilemiş genç yazar ve şairleri…
Ancak Mevhibe Hanım’ın Özdemir Asaf’a karşı en ufak bir ilgisi yoktur. Asaf’a yıllar sonra dillere destan olacak bir şiir yazdıran bu aşk, karşılıksız ve umutsuzdur…
Talih, Özdemir Asaf’la Lavinia’yı hiçbir zaman bir araya getirmemiş, yalnızca şiirde ve şairin yüreğinde yaşatmıştır.
Peki kimdir bu unutulmaz şiire ilham veren kadın?
2 Mayıs 1925’te İstanbul’da doğmuş hepimizin Lavinia diye tanıdığı Mevhibe Beyat. Eski bir valinin kızı olan Beyat, Güzel Sanatlar Akademisini bitirdikten sonra resim öğretmenliği ve stilistlik yapmış. O kadar güzel bir kadınmış ki bu sebepten bir çok erkeğin kalbini yakmış.
Mevhibe Hanım’ın en yakın dostları arasında olan Melda Kaptan, arkadaşına olan bu yoğun ilgi hakkında yazmış olduğu kitabında şunları söylemiş:
LAVİNİA ŞİİRİ TAMAMI
Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.
Bir Amentü tutuldu dilime. Amentü nedir bilir misiniz? "inanmak" demek. Allah', Peygamber'e, kitaplarına, meleklerine inanmak demek.... İsmet ÖZEL 'in güzel şiiri Amentüyü sizler için seslendirdim. Keyifli Dinlemeler.
From the publisher's feed

2 Listeners