Öğrenmeyi Öğrenmek - Bilişsel Çarpıtma - Etik - Stoacı Yaşam

Öğrenmeyi Öğrenmek - Bilişsel Çarpıtma - Etik - Stoacı Yaşam

By Tarkan Bulan - Öğrenmeyi ÖğrenmekEducation
Download on the App Store

Öğrenmeyi Öğrenmek - Bilişsel Çarpıtma - Etik - Stoacı Yaşam episodes

  • Korsan Tercüme Bir CIA Analistinin Sahte Haberleri Tespit Etme Rehberi Cindy Otis

    Korsan Tercüme Bir CIA Analistinin Sahte Haberleri Tespit Etme Rehberi Cindy Otis 

    Bir konuda çok açık olayım. Sahte haberler, gerçek haber medyası değildir. Sahte haberler, her gün size doğru bilgileri ulaştırmak için çok çalışan muhabirleri içermez. Sahte haberler, medya kuruluşlarının sizin katılmadığınız bir şeyi haber yapması değildir. Ayrıca, yanlış çıkan bir haberi bildirdikleri zaman da değil. Haber, gazeteciler tarafından toplanır ve gazeteciler insandır. Onların işi nankör ve zordur ve bazen yanlış yaparlar. Bununla sahte haber arasındaki fark, niyetleridir. Meşru medya sizi bilgilendirmeye çalışıyor. Sahte haberler sizi kandırmaya çalışıyor.

    Şimdi, eğer istihbarat toplamak balık avlamak gibiyse, o zaman istihbarat analisti olmak, sudan çıkardığın her şeyle bir yapbozu bir araya getirmeye çalışmak gibidir, çöp (ya da sahte haber) dahil. Analistler, aldığımız tüm bilgileri tartarak, bunların hangilerinin güvenilir ve doğru olduğunu anlamaya çalışırlar. Bu yüzden, ilk günden itibaren, bilgileri eleştirel bir gözle incelemek üzere eğitiliriz. Ulusal güvenlik söz konusu olduğunda, analistlerin hata yapma lüksü yoktur.

    Ayrıca, kendi fikirlerinin, siyasi görüşlerinin veya kişisel önyargılarının analizlerini etkilemesine izin veremezler. Aslında, CIA’in merkezi, büyük devlet kurumlarının çoğunun bulunduğu Washington DC’de bile değildir. Kasıtlı olarak Virginia’da, nehrin diğer tarafında, Kongre’den, Beyaz Saray’dan ve diğer siyasi yetkililerden kilometrelerce uzakta bir ormana yerleştirilmiştir. 1950’lerin sonunda binanın inşaatına başlandığında CIA’in, belirli bir sonuca ulaşmak için baskı yapan politikacıların etkisi olmadan, işini tarafsız bir şekilde yapabilmesi gerektiği fikri vardı ve bu da iki dünyayı fiziksel olarak ayrı tutmak anlamına geliyordu.

    Bütün bunların benimle ne ilgisi var? diye soruyor olabilirsiniz. Ulusal güvenliği korumuyorum. CIA analisti gibi çok gizli bilgilere erişiminiz olmayabilir, ama sürekli yeni bilgiler öğreniyor ve bunlar hakkında ne düşündüğünüze karar vermek zorunda kalıyorsunuz. Muhtemelen internette çok zaman geçiriyorsun, değil mi? YouTube’da videolar izliyor veya sosyal medyada aile ve arkadaşlarını takip ediyorsun. Belki halan siyasetle ilgili çok sayıda haber makalesi paylaşmayı seviyordur. Arkadaşın ise memlere çok düşkün olabilir. Belki BuzzFeed gibi internet sitelerine göz atmayı seviyorsun. Bir de okul var tabii. Sürekli olarak ödevler, makaleler ve sınavlar için internetten bir şeyler araştırman gerekiyor. Yom öğretmenleri her zaman ödevlerinizde kaynak göstermenizi söylerler, ama taranacak çok fazla şey var. Eğer durup düşünürseniz, aslında bütün gün, her gün bir bilgi yağmurunun altında durduğunuzu fark edersiniz. Durmuyor ve çok fazla.

    Bu kadar çok malzeme üzerinize gelirken neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmek zor olabilir. Bu kitap aracılığıyla, bir analist olarak öğrendiğim bilgi ve araçları size de vereceğim, böylece siz de sahte haberlerin kurbanı olmaktan kurtulabileceksiniz. Size gözlemleriniz hakkında eleştirel düşünmeyi, soru sormayı ve okuduklarınızı ve gördüklerinizi daha iyi analiz etmenin yollarını göstermeyi umuyorum. Çünkü gerçek şu ki: Yalan haberler ortadan kalkmıyor ve aslında daha da kötüleşecek. Bununla savaşma­ da üzerimize düşeni yaptığımızdan emin olmak hepimizin görevi. Bu eğitimin sonunda sahte haberleri bir CIA analisti gibi ayırt edebileceksin. Sonraki durak: McLean, Virginia!

    Evrensel yalancılık zamanlarında, doğruyu söylemek devrimci bir eylem olacaktır. —GEORGE ORWELL (Belki) *


    7 hr 51 min
  • Korsan Tercüme Kişilik Karanlık Üçlüsü Günlük Yaşamda Narsisizm, Makyavelizm ve Psikopati

    Korsan Tercüme Kişilik Karanlık Üçlüsü Günlük Yaşamda Narsisizm, Makyavelizm ve Psikopati

    Minna Lyons

    Karanlık Üçlü kişilik özellikleri, yani Makyavelizm, narsisizm ve psikopati, bireylerin hem ilişkilerinde hem de iş hayatlarında önemli etkilere sahip olabilir1. Bu özellikler, manipülasyon, duygusuzluk ve bencillik gibi ortak bir çekirdeği paylaşır ve sosyal normların göz ardı edilmesiyle karakterize edilir

    * *Makyavelizm*: Kişisel çıkar sağlamak için duruma uyum sağlayan esnek stratejilerin kullanılmasıdır. Makyavelist bireyler, kişisel kazanç elde etmek için fırsat kollayan ve politik manevralarda yetenekli kişilerdir.

    * *Psikopati*: Dürtüsellik, pervasız risk alma ve diğer insanlara karşı çok sığ empati ile karakterizedir. Psikopatiye sahip bireyler, davranışlarında yüksek Makyavelist bireylere göre daha az esnek ve daha fırsatçı olabilirler.

    * *Narsisizm*: Kendini beğenmişlik, büyüklük duygusu ve şişirilmiş bir öz değerlendirme ile karakterizedir. Narsist bireyler, diğer insanlara kıyasla üstün yeteneklere sahip olduklarına inanırlar, ancak bu inançlar nadiren gerçekliğe dayanır.



    İlişkilerdeki Etkileri:

    ●Güvenilmezlik ve Umursamazlık: Karanlık Üçlü özelliklerinde yüksek olan bireyler, romantik ilişkilerde güvenilmez ve umursamaz partnerler olabilirler1.

    ●Manipülasyon: Bu bireyler, kişisel kazanç elde etmek için yetenekli politik manevralar yapabilirler.

    ●Duygu Eksikliği: Başkalarının duygularını hissedememe, duygusal empatiden yoksun olma gibi durumlar, ilişkilerde sorunlara yol açabilir.

    ●Sömürücü Davranışlar: Başkalarını manipüle etme ve sömürme eğiliminde olabilirler. Bu, özellikle kısa süreli ilişkilerde daha belirgin olabilir.

    ●Sadakatsizlik: Özellikle psikopatik özellikleri yüksek olan bireylerde sadakatsizlik daha yaygın olabilir.

    ●Zorlayıcı Stratejiler: Karanlık Üçlü'de yüksek olan bireyler, eşlerini zorlama ve cinsel taciz gibi davranışlarda bulunabilirler.

    ●Arkadaşlık İlişkileri: Arkadaşlık ilişkilerinde de sorunlara neden olabilir. Bu bireyler, arkadaşlıklarını kendi amaçları için araç olarak kullanabilirler. Arkadaşlık seçiminde benzerlik arayışından ziyade, onlara fayda sağlayabilecek sosyal partnerlere ilgi duyabilirler.

    İş Hayatındaki Etkileri:

    ●Kariyer Seçimi: Paranoya ve güce olan ilgi, bu kişilerin işletme ve hukuk gibi alanlara yönelmesine neden olabilir.

    ●İş Görüşmeleri: Bu bireyler, iş görüşmelerinde kendilerini abartma ve yalan söyleme eğiliminde olabilirler. Özellikle narsistler, kendilerini övme taktiklerini daha çok kullanabilirler.

    ●Liderlik: Narsist liderler, kısa vadeli başarılar elde edebilirken, genel olarak takipçileri üzerinde stres ve işten ayrılma niyetini artırabilirler.

    ●İş Performansı: Bazı durumlarda, özellikle duygusal empati gerektirmeyen işlerde, başarılı olabilirler16. Ancak iş arkadaşları tarafından genellikle iyi bir takım oyuncusu veya lider olarak görülmezler.

    ●Yenilikçilik: Makyavelist bireyler, başkalarına fikirlerini kabul ettirme konusunda narsist bireylerden daha az başarılı olabilir.

    ●Kariyer Tatmini: Narsisizm yüksek maaşlarla ilişkilendirilirken, Makyavelizm daha yüksek iş tatmini ile ilişkilendirilebilir. Psikopati ise düşük iş tatmini, maaş ve liderlik pozisyonları ile ilişkilendirilebilir.

    ●İş Yerinde Sapkın Davranışlar (CWB): Bu bireyler, iş yerinde hırsızlık, zorbalık, sabotaj gibi davranışlarda bulunabilirler. Psikopati, bu tür davranışların en önemli belirleyicilerinden biridir.

    ●Örgütsel Vatandaşlık Davranışı (OCB): Psikopati, hem bireysel hem de örgütsel OCB'lerle negatif ilişkilidir. Makyavelcilik, kuruma yönelik OCB'leri daha yüksek sıklıkta gerçekleştirdiğini gösterir.

    ●Beyaz Yaka Suçları: Psikopati, muhasebe dolandırıcılığı ve içeriden bilgi ticareti gibi mali suçlara daha yatkın olmayla ilişkilidir.


    8 hr 22 min
  • Psikolojik Savas ve Atatürk Cengiz Özakıncı

    Psikolojik Savas ve Atatürk Cengiz Özakıncı

    Tarih Üzerinden Psikolojik Savaş ve ATATÜRK DERSİ

    Hitler'in ve Nazi partisi ileri gelenlerinin Atatürk'ü, Türk Kurtuluş Savaşını ve Türk Devrimini kendilerine rol model olarak aldıkları ve Kemalizm'i örnek aldıkları içindir ki soykırım gibi insanlık suçları işlediklerini savunan bir "doktora tezi", İngiltere'nin en köklü, dünyaca tanınmış devlet üniversitesi olan Cambridge'de onaylanmış ve yine dünyanın en eski ve en saygın üniversitelerinden Harvard Üniversitesi'n-ce kitap olarak çoğaltılıp yayılmıştır. Cengiz Özakıncı, "Atatürk Dersi” kitabında, "Nazi Algısında Yeni Türkiye 1919-1945" başlıklı bu doktora tezini irdeliyor; ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk'ü Hitler'in ve Mussolini'nin yol göstericisi, rol modeli olarak tanımlayıp, Kemalizm'i Nazizm ve Faşizmin ilk örneği, kaynağı olarak gösteren bu tezde, bilimsel etik ilkeler çiğnenerek böylesi gerçeğe aykırı bir sonuca varıldığını gösteriyor.

    Cambridge Üniversitesi onaylı doktora tezinde, konu Atatürk ve Yeni Türkiye'nin Nazilerce nasıl algılandığını ortaya koymak ve bunun için Hitler ve Nazi partisi ileri gelenlerinin söz, yazı ve demeçleriyle Nazi basınına ve resmi açıklamalara başvurmak olarak belirlendiği halde, Harvard Üniversitesi'nce "Nazi İmgeleminde Atatürk" başlığıyla kitap olarak yayımlanan bu tezde, bu belirlenime her zaman uyulmadığını belirten Cengiz Özakıncı, teze aykırı düşen kaynak ve belgelerin ya yok sayıldığını ya da çarpıtılarak aktarıldığını gösteriyor. Nazi partisi ileri gelenlerinden Göbbels'in günlükleri, Ernst Röhm'ün anıları ve Hitler'in konuşma ve yazılarından kimi bölümlerin çaptılarak aktarıldığını saptayan Cengiz Özakıncı, bunlardan başka, Nazi partisi programı; Nazi partisi liderlerinden Alfred Rosenberg'in günlüğü; Hitler zulmünden kaçan Yahudi bilim insanlarına Atatürk Türkiyesi'nin kucak açmasıyla ilgili belgeler; ve Hitler yönetiminin Türkiye'den bu Yahudi bilim insanlarını kovmasını istediği fakat Nazilerin bu talebinin Türkiye tarafından reddedildiğini gösteren Nazi belgesi (Her-bert Scurla Raporu) gibi, Nazilerin Atatürk'ü ve Atatürk Türkiyesini örnek almadığını, Nazizmin Kemalizm'e zıt bir ideoloji olduğunu kanıtlayan Nazi belgelerinin, tezde yok sayıldığını ve değerlendirme dışı bırakıldığını göstermektedir.

    Cengiz Özakıncı "Atatürk Dersi" kitabında, Cambridge Üniversitesi onaylı doktora tezinde çarpıtılan alıntıların doğrusunu aktarıp, tezde yok sayılan Nazi belgelerini de yayınlayarak, Nazilerin işledikleri insanlık suçlarında rol modellerinin Atatürk olduğu tezini çürütmektedir. "Atatürk Dersi" kitabında yer alan; Albert Einstein'ın Türkiye Cumhuriyeti'ne, Nazi zulmünden kaçan Yahudi bilim insanlarının Türkiye'ye kabul edilmesini rica eden mektubu; Venizelos'un Atatürk'ü Nobel Barış Ödülü'ne aday gösteren mektubu; Milletler Cemiyeti'nin Atatürk Türkiyesini üyeliğe davet mektubu ve Türkiye'nin oy birliğiyle üyeliğe kabul edildiği oturumda, üye devlet temsilcilerinin konuşmalarını içeren tutanak; UNESCO'nun Atatürk'ü ölümünün 25. yılında uluslararası çapta anma etkinliği; UNESCO'nun Atatürk'ü doğumunun 100. yılında uluslararası etkinliklerle anma kararının tutanağı, vb. çok önemli belgeler de yer alıyor ki, bu belgeler, Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni soykırım, etnik temizlik uygulamaları üzerinde yükselmiş bir devlet olarak tanımlayan ve Nazilerce işlenen Yahudi Soykırımı gibi insanlık suçlarının ilk örneği, kaynağı olarak gösteren tezin hem gerçeğe ve hem de bilimsel etiğe aykırı biçimde üretilmiş, Atatürk'e ve Atatürk Türkiyesine karşı bir propaganda çalışması olduğunu ortaya koymaktadır.

    Atatürk’ü, Türk Kurtuluş Savaşını ve Türk Devrimini “Hitler'in, Mussolini'nin, Nazizmin ve Faşizmin ilk örneği, rol modeli, kaynağı" olarak gösteren bu "doktora tezi"ni belgelerle çürüterek bir "Atatürk Dersi" veren Cengiz Özakıncı'ya bu önemli ve değerli çalışması ve emekleri için çok teşekkür ederim.

    Prof. Dr. Mehmet Haberal

    7 hr 10 min
  • Korsan Tercüme Cinsellik Psikolojisi Meg-John Barker

    Korsan Tercüme Cinsellik Psikolojisi Meg-John Barker

    Psikoloji, zihin ve davranışın bilimsel incelenmesi olarak tanımlanır1. Bu tanım, psikolojinin insan zihinsel süreçlerini ve davranışlarını araştıran bilimsel disiplinlerden biri olduğunu gösterir. Ancak psikoloji, sadece araştırma yapmakla kalmayıp aynı zamanda psikolojik değerlendirme yapmak ve psikolojiyi insan hayatına uygulamakla da ilgilidir. Cinsellik kavramı ise, psikoloji alanında sürekli değişen ve tartışılan bir konudur. Psikoloji, cinselliği yalnızca biyolojik veya fizyolojik bir olgu olarak görmez, aynı zamanda sosyal, kültürel ve bireysel deneyimlerle de ilişkilendirir. Bu nedenle, seks psikolojisi, cinselliği anlamak için farklı disiplinlerden gelen bilgileri bir araya getirmeyi hedefler.

    Psikolojinin seks kavramını tanımlama ve değiştirme şekilleri:

    ●Cinselliğin İkiliği: İlk seksologlar ve psikanalistler, cinselliği temel bir kimlik özelliği olarak görüyorlardı ve onu heteroseksüellik/eşcinsellik ikiliği içinde ele alıyorlardı. Ancak zamanla, psikolojide cinselliğin ikili olmadığı ve bir süreklilik olduğu fikri genel kabul görmeye başladı.

    ●Cinsel Yönelim: Psikoloji, cinsel yönelimi, bir kişinin aynı cinse veya karşı cinse ilgi duyma eğilimi olarak tanımlar. Ancak biseksüellik gibi diğer yönelimler de kabul görmeye başlamıştır ve cinsellik artık çoklu süreklilikler olarak anlaşılmaktadır.

    ●"Uygun" Seks: Psikoloji, "uygun" seksi genellikle penis-vajina ilişkisi (PIV) ve orgazm odaklı olarak ele almıştır. Ancak bu yaklaşım, diğer cinsel pratikleri ve deneyimleri dışladığı için eleştirilmiştir. Cinsel tatmini hedeflerden çok, zevke odaklama fikri ortaya atılmıştır13. Ayrıca, seksin zorunlu veya gerekli olmadığı ve cinsel arzunun bir spektrumda olduğu kabul edilmektedir

    ●"Normal" Seks: Psikoloji, "normal" seksi "anormal" seksten ayırmaya çalışmış ve parafililer gibi kavramlar ortaya atılmıştır. Ancak, bu ayrımların kültürel normlara dayandığı ve BDSM gibi uygulamaların her zaman "anormal" olmadığı görülmüştür. Ayrıca, mononormativite (tek eşliliğin norm olarak kabul edilmesi) ve bunun dışındaki ilişkilerin "anormal" görülmesi de eleştirilmiştir.

    ●Rıza: Psikoloji, rızanın önemini vurgular ve rızanın sadece "hayır" dememekle sınırlı olmadığını, aktif bir katılım ve iletişim gerektirdiğini belirtir. Ayrıca, insanların istedikleri seks ve ilişki türleri konusunda iletişim kurmasının ve açık olması gerekliliği vurgulanır.

    ●Cinselleştirme: Psikoloji, cinselleştirme konusunu ele alırken, bunun etkilerini ve pornografi ile seks bağımlılığı gibi konuları da inceler. Ancak, bu konulara "iyi" veya "kötü" gibi ikili bir yaklaşımla değil, eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmak önemlidir. Pornografinin etkileri konusunda da, farklı araştırma türlerinin sonuçlarının tutarsız olduğu belirtilir.Psikoloji, seks ve cinsellik konularında sürekli gelişen bir alandır. Psikologlar, kendi kültürel varsayımlarını sorgulamaya ve cinselliğin karmaşıklığını anlamaya devam etmektedirler. Bu nedenle, seks hakkındaki psikolojik bilgiler de zaman içinde değişebilir ve gelişebilir.

    Cinsel pratiklerdeki "normallik" ve "anormallik" kavramları, psikoloji, psikiyatri ve seksoloji alanlarında uzun yıllardır tartışılan ve farklı yaklaşımlarla ele alınan karmaşık konulardır. Bu kavramların tanımlanmasında hem kültürel normlar hem de psikolojik değerlendirmeler önemli rol oynar.

    5 hr 31 min
  • İyilik ve Kötülüğün Bilimi Michael Shermer

    İyilik ve Kötülüğün Bilimi Michael Shermer

    Ahlakın evrimsel kökenlerini, bilim ve din arasındaki ilişkiyi, mutlak ve göreceli etik kavramlarını, özgür irade tartışmasını ve insan davranışındaki iyilik ve kötülük unsurlarını ele almaktadır. Kitap, ahlakın Tanrı'ya olan bağımlılığını sorgulamakta ve bilimin ahlaki karar verme süreçlerine nasıl ışık tutabileceğini araştırmaktadır. İnsan doğasının hem işbirlikçi hem de rekabetçi yönlerini inceleyerek, tarihsel ve kültürel faktörlerin ahlaki gelişim üzerindeki etkisini göstermektedir. Son olarak, özgür irade ile belirlenimcilik arasındaki paradoksu ve hukuki sorumluluk kavramını tartışmaktadır.
    Kitapta ahlakın evrimsel kökenleri, insanların toplumsal primatlardan ahlaki primatlara nasıl evrildikleri ve ahlaki ilkelerin temelinin ampirik kanıtlar ve mantıklı muhakeme üzerine nasıl kurulabileceği şeklinde açıklanmaktadır1. Ahlakın evrimsel kökenleri şu şekilde özetlenebilir:

    ●Ahlak öncesi duyarlıklar: Atalarımızda, ahlaki duyarlılıklar öncelikle biyogenetik kontrol altında gelişmiştir.

    ●Biyo-kültürel evrim modeli: Ahlaki duyarlıkların ve ahlaklı davranışın gelişimi, bu modele dayanarak açıklanmaktadır. Bu modelde, ahlak-öncesi duyarlıkların atalarımızda öncelikle biyogenetik kontrol altında geliştiği bir milyon yıllık süreç, ahlaki duyarlıkların yalnızca bizim türümüzde geliştiği yüz bin yıllık süreç, ahlaki davranışımızın şekillenmesinde sosyokültürel etmenlerin giderek baskınlaştığı yaklaşık 35.000 yıl önceki geçiş dönemi ve ahlaki duyarlıkların resmi etik sistemleri içerisinde dizgeleştirildiği son 10.000 yılda yaşanan değişimler incelenir.

    ●Sosyal grupların etkisi: Ahlakın bir diğer unsuru, sosyal gruplardır. Kediler bireycilikleriyle bilinirken, köpekler hiyerarşik sosyal hayvanlardır ve bu durum ahlak anlayışlarında farklılıklara yol açar.

    ●İşbirliği ve karşılıklılık: Ahlak, işbirliği ve karşılıklı özgeciliği teşvik etmek, bencilliği ve hırsı kösteklemek için gelişmiştir. Din, bu süreçte insan etkileşimleriyle ilgili kuralları dayatan bir toplumsal yapı olarak ortaya çıkmıştır.

    ●Ahlaki duyguların evrimi: Doğruluk, gurur, suçluluk ve utanç gibi duygular, evrimsel bir kökene sahip evrensel insani özelliklerdir. Bu duygular, ahlaki davranışların temelini oluşturur5.●Ahlaki duyarlıkların gelişimi: Küçük topluluklarda yaşayan Paleolitik atalarımızda ahlaki duyarlıklar, aldatmanın zor ve güvenilir olmanın önemli olduğu bir ortamda gelişmiştir6. Bu durum, ahlaklı olmanın ve ahlaklı görünmenin önemini artırmıştır.●Genetik ve çevresel faktörler: Ahlaki duyarlılıklar, hem genetik faktörlerden hem de çevresel etkenlerden etkilenir.

    ●Yiyecek paylaşımı ve değiş tokuş: Yiyecek paylaşımı ve değiş tokuş, toplum içinde doğru ve yanlış eylemleri belirleyen bir sistem yaratır.

    ●Bencil ve özverili davranışlar: İnsan doğası hem bencil hem de özverili güdüler içerir. Ahlak sistemi, bu güdülerin dengelenmesine yardımcı olur.

    ●Dedikodu ve ahlak ilişkisi: Dedikodu, ahlaki duyarlılıkların ve davranışların etik sistemleri içinde düzenlenmesinde rol oynar.

    Özetle, ahlakın evrimsel kökenleri, biyolojik ve kültürel faktörlerin karmaşık bir etkileşimine dayanır. Ahlaki duyarlıklar, sosyal gruplarda işbirliği ve karşılıklılığı teşvik etmek, bireylerin ve grupların hayatta kalmasını sağlamak amacıyla evrimleşmiştir. Bu süreçte din, ahlak kurallarını sistemleştiren ilk toplumsal kurum olmuştur.

    11 hr 44 min
  • İnanan Beyin inançları doğru gibi kurgulama ve pekiştirme süreci Michael Shermer

    İnanan Beyin inançları doğru gibi kurgulama ve pekiştirme süreci

    Michael Shermer

    Michael Shermer'in "İnanan Beyin" adlı kitabının bölümlerinden oluşan kaynak, inançların oluşumu ve pekişmesi sürecini ele alıyor. Kitap, doğru olarak kabul ettiğimiz şeylerle gerçeklik arasındaki farkı sorguluyor ve bilimin ışığında inanç sistemlerinin nasıl işlediğini inceliyor. Sam Harris'in önsözüyle desteklenen çalışma, insanların neden birçok şeye inandığını araştırıyor ve inançların mantıksal temellere dayanmaması durumunu irdeliyor. Bilimsel düşünceyle inançlar arasındaki çatışma kitabın ana temasını oluşturmaktadır.
    **Bilimin Işığında: İnançlar ve Gerçeklik**

    Merhaba ve hoş geldiniz! Bugün, bilim çağında yaşamamıza rağmen neden hala bilimsel olarak kanıtlanmamış şeylere inandığımızı ve beynimizin bu süreçte nasıl bir rol oynadığını keşfedeceğiz.


    **Neden Kanıtlanmamış İnançlara Yöneliriz?**


    İnsanlar, anlam arayışı, belirsizliği azaltma isteği, kontrol ihtiyacı, grup aidiyeti ve duygusal tatmin gibi çeşitli psikolojik ve sosyal nedenlerle bilimsel olarak kanıtlanmamış inançlara yönelebilirler. Beynimiz, olayları anlamlandırmak ve tutarlı bir dünya görüşü oluşturmak için kalıplar ve hikayeler oluşturmaya eğilimlidir. Bu da bizi kanıtlanmamış inançlara daha açık hale getirir.

    **Beynimizin Rolü ve Onaylama Yanlılığı**

    Beynimiz, inançları oluştururken ve pekiştirirken önemli bir rol oynar. Var olan inançları destekleyen bilgileri daha kolay kabul ederken, inançlara ters düşen bilgileri filtreleme veya çarpıtma eğilimindedir. Bu sürece "onaylama yanlılığı" denir. Beyin, inançları destekleyecek kanıtları ararken, bu kanıtları abartarak yorumlayabilir ve zayıf veya çelişkili kanıtları göz ardı edebilir.


    **Bilimsel Düşünce ve İnanç**


    Bilimsel düşünce, kanıt, gözlem, deney ve mantıksal akıl yürütmeye dayanırken, inanma süreci genellikle kişisel deneyimler, duygular, kültürel normlar veya otorite figürlerinin etkisiyle şekillenir. Bilim, sürekli olarak test edilen ve geliştirilen hipotezlere dayanırken, inançlar genellikle sorgulanmadan kabul edilir ve değişime dirençlidir.


    **Kendi İnançlarımızı ve Önyargılarımızı Fark Etmek**

    Kendi inançlarımızı ve önyargılarımızı fark etmek için sürekli bir öz-yansıma ve eleştirel değerlendirme süreci gereklidir. İnançlarımızın kaynaklarını sorgulamak, zıt görüşlere açık olmak, kendi argümanlarımızı test etmek, başkalarından geri bildirim almak ve farklı dünya görüşlerini öğrenmek önemlidir. Bilişsel önyargılar hakkında bilgi sahibi olmak, onları daha kolay tespit etmemize ve yönetmemize yardımcı olur.


    **Sonuç**


    Baskı altında olduğumuz durumlarda inançlarımız daha savunmacı hale gelebilir. Bu, bilişsel esnekliği azaltabilir ve yeni bilgileri kabullenmeyi zorlaştırabilir. İnançlarımızla gerçeğe ulaşma arasında sağlıklı bir denge kurmak için, eleştirel düşünme becerilerini geliştirmemiz önemlidir. Bilimsel yöntemlere dayalı akıl yürütme süreçlerini kullanmak, gerçeğe ulaşma yolunda daha sağlam adımlar atmamıza yardımcı olabilir.

    14 hr 19 min
  • Korsan Tercüme Sosyal etki teknikleri: uyum sağlama psikolojisi Dariusz Dolinski

    Korsan Tercüme Sosyal etki teknikleri: uyum sağlama psikolojisi Dariusz Dolinski

    Her gün başkalarının isteklerini yerine getirmemiz istenir ve biz de düzenli olarak başkalarından istekte bulunuruz, onların isteklerimize, emirlerimize ve önerilerimize uymalarını isteriz. Bu erişilebilir metin, insanların isteklerinin yerine getirilme şansını artırmak için kullandıkları farklı sosyal etki tekniklerine benzersiz bir derinlemesine genel bakış sağlar. Hem söz konusu tekniklerin her birini açıklar hem de bunların arkasındaki araştırmayı araştırır, aşağıdaki gibi soruları dikkate alır: İşe yaradıklarını nasıl bilebiliriz? Hangi koşullar altında daha çok ya da daha az etkili olurlar? Bireyler başkalarının onları etkileme girişimlerine nasıl başarıyla karşı koyabilirler?


    Kitap, sosyal etki tekniklerini ortak bir özelliğe göre gruplandırıyor: örneğin, ilk bölümler “sıralı” teknikleri ve kişinin muhatabının adını kullanmak gibi egoist mekanizmaları içeren teknikleri anlatıyor. Sonraki bölümlerde jest ve mimiklere dayalı teknikler ve belirli sözcüklerin kullanımına dayalı teknikler sunuluyor, “lütfen”in gerçekten sihirli bir sözcük olup olmadığı yeniden inceleniyor. Her durumda, yazar Dariusz Dolinski, bunların etkililiğini araştıran mevcut deneysel çalışmaları ve bu etkililiğin belirli koşullar altında nasıl artırıldığını ya da azaltıldığını tartışıyor. Kitap, tarihsel materyalin yanı sıra en güncel araştırmalardan da yararlanıyor ve ilgili metodolojik ve teorik tartışmaları ele alıyor.


    Sosyal etki ve ikna üzerine çalışan psikoloji mezunları ve lisans öğrencileri için ideal bir giriş kitabı olan Sosyal Etki Teknikleri, komşu disiplinlerdeki akademisyen ve öğrencilerin yanı sıra ilgili alanlardaki pazarlama uzmanları ve uygulayıcıların da ilgisini çekecektir.




    9 hr 25 min
  • Korsan Tercüme Koyun postuna bürünmüş George Simon

    Korsan Tercüme Koyun postuna bürünmüş

    George Simon

    Hayatın birçok alanında, yasal, kurumsal, atletik, kişisel ilişkilerde, vicdansız, disiplinsiz savaşçılar ulusu haline geldik ve bu süreçte kendimize ve toplumumuza büyük zarar veriyoruz. Hayatta kalmak, gelişmek ve başarılı olmak için günlük savaşı nasıl yürütmemiz gerektiğine dair yol gösterici bir ilkeler dizisini her zamankinden daha fazla geri kazanmamız gerekiyor. Sorumlu Olmayı Öğrenmek Eğer daha ilkeli, disiplinli bir toplum haline geleceksek, çocuklarımıza daha iyi öğretmek zorunda kalacağız. Freud’un zamanında, çocukların duygusal açıdan sağlıklı olmalarına yardım etmek, çoğunlukla korkularını ve güvensizliklerini yenmelerine yardımcı olmakla ilgiliydi. Ama bugünlerde çocuklara duygusal açıdan sağlıklı olmayı öğretmek, onların saldırgan eğilimlerini uygun şekilde yönlendirmeyi ve disipline etmeyi öğrenmelerine ve sosyal açıdan sorumlu bir yaşam sürmenin yükünü üstlenmelerine yardımcı olmakla çok daha fazla ilgili.


    Çocuklara saldırganlıklarını yönetmeyi öğretmek asla kolay bir iş değildir ve saldırgan kişilik özelliklerine sahip çocuklar, onları maruz bırakmaya çalıştığımız uygarlaştırıcı etkilere boyun eğmeye muhtemelen direneceklerdir. Çocuklarımızın ihtiyaç duydukları öz disiplini kazanma şanslarının yüksek olmasını sağlamak için, anne ve babalarının onlara dövüşme konusunda bazı şeyleri öğretmeleri önemlidir: Birincisi, anne ve babalar çocuklarına ne zaman dövüşmenin uygun olduğunu ve ne zaman olmadığını öğretmelidir. Gerçekten meşru bir kişisel ihtiyaç, ahlaki bir değer ya da uğruna savaşmaya değer bir durum söz konusu olduğunda, bir gencin açıkça görmesini sağlamak çok çaba gerektirir. Ayrıca, kendini savunma gibi, fiziksel olarak savaşmaktan başka bir alternatifin olmadığı durumlar da vardır. Ebeveynler ayrıca çocukların, gerçekten savaşmanın hiçbir anlamı olmadığı zamanları fark etmelerine yardımcı olmalıdır.


    İkincisi, ebeveynlerin çocuklarına, gerçekten ihtiyaç duydukları şeyleri savaşmadan elde etmenin tüm olası yollarını öğretmeleri ve göstermeleri gerekir. Alternatiflerin faydalarını anlatmaları, alternatiflerin neler olduğunu göstermeleri ve nasıl kullanılacağını öğretmeleri gerekiyor. Adil, disiplinli, yapıcı rekabet ile yıkıcı rekabet arasındaki farkı öğretmeleri gerekiyor. Ebeveynler, çocuklarına uygun sosyal başa çıkma becerilerini öğretmeden önce, bu tür becerilerin ne olduğu ve nasıl kullanılacağı konusunda kendi farkındalıklarını artırmaları gerekebilir.


    Üçüncüsü, anne-babalar çocuklarının saldırganlık ve atılganlık arasındaki farkı öğrenmelerine yardımcı olmalıdır. Çocuklarını cesaretleri, atılganlıkları veya inatçılıkları için cezalandırmamaya dikkat etmelidirler. Olumlu bir disiplin sağlamak için bir ebeveynin, çocuğun iradesini kırmadan, ruhunu bükmeyi başarması gerektiği söylenir. Bu deyişin büyük bir değeri vardır. Ebeveynler, çocuklarında doğuştan gelen saldırgan eğilimlerin doğası gereği kötü olmadığını, ancak uygun disiplin olmadan, yüksek düzeyde sosyal çatışmalara ve başarısızlığa yol açabileceğini vurgulamalıdır. Bu yüzden, ebeveynlerin, uygun bir şekilde kendini dizginlerken ve başkalarının haklarına ve ihtiyaçlarına uygun bir şekilde saygı gösterirken, istediklerinin peşinden gitmenin uzun vadede daha büyük bir kişisel ve sosyal başarıya yol açtığını göstermeleri gerekir. Bu dersleri çocuklara öğretmenin önemi daha fazla vurgulanamaz. Bu ülkedeki psikiyatri hastaneleri, önemli karakter bozuklukları sergileyen gençlerle dolup taşıyor. Kabul edildiklerinde hangi psikiyatrik tanılar konmuş olursa olsun, bu gençlerin büyük çoğunluğu, tamamen disiplinsiz saldırgan davranışları nedeniyle bu hastanelere getiriliyor.


    4 hr 42 min
  • Kozmik Oda - Ismail Hakki Pekin

    Kozmik Oda - Ismail Hakki Pekin

    KOZMİK ODA Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin

    Dikkat Cemaat Çıkabilir!

    Fethullah Gülen Türk Ordusuna Neden Kumpas Kurdu?

    Türkiye’nin, 21. yüzyılın ilk çeyreğindeki görünümü için “istikrarlı kaos" tanımı kullanılırsa yanlış olmaz. Köklü siyasi değişime sahne olan bu dönem aynı zamanda iç ve dış dinamiklerin harekete geçtiği bir dönem oldu.

    AB ile tam üyelik müzakerelerinin başladığı bu dönemde değişen siyasal şartlar, ekonomik ve sosyal değişimi de tetikledi.

    90 yıllık alışkanlıkların değiştiği bu dönemde, gündemi en fazla meşgul eden konuların başında askerî vesayet tartışmaları geldi. Sivil yönetimin askerî vesayete son vermek amacıyla başlattığı mücadelenin en önemli adımlarından birini yargı takibi teşkil etti.

    Ergenekon ve Balyoz adlarıyla Türk yargı tarihine geçen bu davalar, aynı zamanda bir döneme de damgasını vurdu. Açılan davalar sebebiyle yüzlerce asker, şeref ve haysiyetleriyle imtihan edildi.

    Ergenekon Davası, içinde bir sürü davanın olduğu torba davaya dönüştürüldü. Bu davanın içine atılan davalardan biri de İnternet Andıcı Davası oldu. Davadaki suçlama konusu, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütü Yönetme ve Silahlı Terör Örgütüne üye Olma” idi.

    Suçlanan 22 askerden biri de Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’di. Genelkurmay İstihbarat başkanlığı yaptığı dönemde kamuoyunda “Islak İmza Davası” olarak bilinen ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılaması yapılan “İnternet Andıcı Davası" sebebiyle iki yıl Silivri Cezaevinde kalan İsmail Hakkı Pekin, 1972’de Harp Okulundan mezun oldu ve 2012 yılına kadar 40 yıl Türk Silahlı Kuvvetlerine hizmet etti. Özel zamanlarda, özel görevlerde bulundu. Devlet hizmeti için üstlendiği görevler sebebiyle büyük sırlara vâkıf oldu.

    Şu anda 64 yaşında.

    1972 yılında Kara Harp Okulundan mezun olduktan sonra 1974 yılında Kıbrıs'a çıkartma yapan Hava İndirme Tugayı l’inci Paraşütçü Taburunda takım komutanı olarak görev alan ve yaralandığı için “Kıbrıs Gazisi” madalyası taşıyan Pekin, Ağustos 2012’de YAŞ kararıyla Türk Silahlı Kuvvetlerindeki 40’ıncı yılında kendini büyük bir kumpasın içinde buldu.

    Kendi ifadesiyle o, İznikli fakir bir balıkçının çocuğu olarak dünyaya geldi. İki göz odalı bir evde büyüdü. Milletin desteğiyle yurt içinde, yurt dışında aldığı eğitimlerle mesleğinin zirvesine ulaştı. Milletine minnet borcunu da görevini en iyi şekilde yerine getirerek ödedi.

    Türk Silahlı Kuvvetlerindeki en sıkıntılı zamanlarını mesleğinin zirvesine yaklaştığı günlerde yaşadı. İnternet Andıcı Davası sebebiyle 2011 yılının Eylül ayında cezaevine girdi. 2012 yılının Ağustos ayında resen emekli edildi. 5 Ağustos 2013’te 7,5 yıl hapse mahkûm oldu. Böylece, müstakbel genelkurmay başkanı olarak girdiği cezaevinden, emekli korgeneral olarak çıktı.

    10 Şubat 2015 tarihinde katıldığı Vatan Partisinde siyasetle uğraşıyor. Siyasetçi ama milletvekili olmak istemiyor. Vatan Partisinde Talat Paşa Komitesi başkanlığını üstlenerek Ermeni-lerin Türklere yönelik soykırım iddialarının asılsızlığını anlatmak için görev yürütüyor.

    O, küçük bir çocuk olarak girdiği Silahlı Kuvvetlerden, törenle uğurlanmamanın hüznünü yaşayan emekli bir paşa. Bu nedenle yüreğindeki burukluğun bir nişanı olarak “koruma amaçlı silah taşımak bana göre değil” diyerek meslek hayatı boyunca sahip olduğu iki silahını ve üniformalarını Silahlı Kuvvetlere hibe ederek mesleğinden ayrıldı.

    Silahlarını olmasa bile üniformasını hibe etmesinin nedeni, birlikte görev yaptığı komutanlara duyduğu kırgınlıktı. Bu kırgınlığı sebebiyle evinde TSK’dan gazilik madalyasından başka hiçbir anı bırakmadı.


    13 hr 37 min
  • Korsan Tercüme Saçma şeylere inanmak Stephen Law

    Korsan Tercüme Saçma şeylere inanmak Stephen Law

    ENTELEKTÜEL KARA DELİKLER

    Dünyanın en eğitimli ve bilimsel açıdan en bilgili toplumları arasında bile saçma inanç sistemleri yaygındır. Çok sayıda insan astrolojiye, televizyon medyumlarının inanılmaz güçlerine, kristal falına, mıknatısların iyileştirici gücüne ve Nostradamus’un kehanetlerine inanır. Birçoğu piramitlerin uzaylılar tarafından inşa edildiğini, Holokost’un hiç yaşanmadığını ya da Dünya Ticaret Merkezi’nin ABD hükümeti tarafından yıkıldığını düşünüyor. Birkaçı da dünyanın kertenkele benzeri uzaylılardan oluşan gizli bir grup tarafından yönetildiğine inanıyor. Ana akım dinlerde bile saçma şeylere inananlar var. Vaizler intihar bombacılarına yetmiş iki cennet bakiresi vaat ettiler. Diğerleri tüm evrenin sadece birkaç bin yaşında olduğunda ısrar ediyor. Zeki, üniversite eğitimi almış insanlar nasıl oluyor da bu kadar saçma sapan şeylere inanıyorlar? Özellikle de gerçek inananlar kendilerini ve başkalarını kendilerinin mantıklı, makul, diğerlerininse aldatılmış olduğuna nasıl ikna edebiliyorlar?


    Bu kitap, bir dizi fikri psikolojik bir sinek tuzağına dönüştürebilecek sekiz temel mekanizmayı tanımlıyor -baştan çıkarıcı bir şekilde kolay girilebilen, ancak bir kez girildikten sonra içinden çıkılması neredeyse imkansız olan bir inanç balonu.


    Kozmologlar kara deliklerden söz ederler, yerçekimi bakımından öylesine güçlü nesnelerdir ki, hiçbir şey, ışık bile onlardan kaçamaz. Kara deliğe çok yaklaşan dikkatsiz uzay yolcuları, kendilerini içine çekilmiş bulurlar. Bu çekime karşı koymak için gitgide daha güçlü bir motor gerekir, ta ki sonunda “olay ufku”nu geçene kadar ve kaçış imkânsız hale gelir.


    Benim önerim, çağdaş kültürel manzaramızın, eğer isterseniz, çok sayıda Entelektüel Kara Delikler içerdiğidir - dikkatsiz yoldan geçenlerin kendilerini benzer şekilde içine çekebilecekleri şekilde inşa edilmiş inanç sistemleri. Sağlam entelektüel ve diğer psikolojik savunmalardan yoksun olanlarımız en kolay tuzağa düşerken, hepimiz potansiyel olarak savunmasızız. Kendinizi bu mekanizmalardan bir veya daha fazlasının öne çıktığı bir inanç sistemiyle karşı karşıya bulursanız, dikkatli olun. Alarm zilleri çalmalı ve uyarı ışıkları yanıp sönmelidir. Çünkü şu anda bir Entelektüel Kara Delik'in olay ufkuna yaklaşıyor olabilirsiniz.


    SAHTE AKILCILIK


    Bir inanç kümesinin çekici olmasının onu bir Entelektüel Kara Delik yapmadığını unutmayın. Su hakkında bir dizi inanç alın, örneğin suyun 0 derecede donduğu ve 100 derecede kaynadığı gibi. İnsanlar da bu inançlara güçlü bir şekilde bağlıdırlar, ama bunun nedeni gerçekten mantıklı olmalarıdır. Bir Entelektüel Kara Delik’in kalbinde yatan inançların baştan çıkarıcı cazibesinin, tersine, makul ya da doğru olup olmamalarıyla hiçbir ilgisi yoktur. İçeride sıkışıp kalanlar için, temel inançlar oldukça makul görünebilir. Ama bu görüntü aldatıcıdır; inanç sisteminin aklın gerçeği bulma gücünü etkisiz hale getirme ve kurbanlarının yerine aldatıcı ve güvenilmez düşünce alışkanlıklarını benimseme yeteneğinin bir ürünüdür. Bu kitabın amacı, bu aldatıcı görüntünün ardındaki gerçeği ortaya çıkarmaktır.


    8 hr 22 min

About Öğrenmeyi Öğrenmek - Bilişsel Çarpıtma - Etik - Stoacı Yaşam

From the publisher's feed

Öğrenmeyi öğrenmek, tam öğrenme kavramının temeli ve eleştirel düşüncenin sonucudur. Bilgiye nasıl erişileceği, nasıl işlenip uygulamayla uzun dönem hafızamıza işleme hedefini öğretir. Bu denli önemli…