
Sign up to save your podcasts
Or


Uzun zamandır aklımda olan bir ayrımdı bu. Bir şeyi fark etmekle, o şeyi gerçekten anlamanın aynı şey olmadığı konusu yani. Bazen ne yaşadığımızı biliyoruz. Kaygılandığımızı, kırıldığımızı, geri çekildiğimizi, fazla tepki verdiğimizi görüyoruz. Ama bunun içimizde nereye dokunduğunu anlamak biraz daha derinleşmek istiyor. Farkındalıkla içgörü arasındaki o farkı konuştum bu bölüm ben de. Kendimizi yargılamadan ama geçiştirmeden bakabilmeyi, bazı duyguların neden tekrar tekrar aynı yerden geldiğini ve insanın kendini gerçekten ne zaman duymaya başladığını dilimin döndüğünce anlattım. Sarılıyorum.
Instagram: @bidileyy
Sabah sayfalarıma yazarken içimden bir cümle çıktı: “Ben, bana dair her şeyi seviyorum.” Bu cümle aslında uzun bir yolculuğun içinden geçerek geldi. Kendime kızdığım, kendimi düzeltmeye çalıştığım, bazı taraflarımla savaşmayı bırakamadığım yerlerden... Bu bölümde kendini sevmenin kusursuz hissetmekle, her yönünü onaylamakla ya da sürekli güçlü görünmekle ilgisi olmadığı üzerine konuştum. Kendine daha bütün, daha dürüst ve daha şefkatli bakabilmeyi, geçmişteki halini yargılamadan anlayabilmeyi ve kendine savaş açmadan dönüşebilmeyi anlattım kendimce. Sarılıyorum.
Instagram: @bidileyy
Bu bölümde yalnızlıkla tek başına kalabilmenin aynı şey olmadığını anlattım. Bazen kalabalığın içinde yalnız, bazen de tek başımızayken daha tam hissedebiliyoruz. Ben de bu bölümde, yalnızlığı hemen kapatılması gereken bir boşluk gibi görmek yerine, bize ne anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışıyorum. İçten, gerçek ve hepimizin hayatına değen bir yerden... Sarılıyorum.
Instagram: @bidileyy
Bu bölümde neler mi var? Şu soruların cevapları:
Umarım cevaplayabilmişimdir. Sarılıyorum.
Instagram: @bidileyy
Bu bölümde karşıma ansızın çıkan bir sorunun peşine düştüm. Bir insan gerçekten kötü olabilir mi, yoksa çoğu insan kendini sadece haklı mı sanıyor? Kötülük dediğimiz şeyin her zaman açık açık görünmediğini, bazen savunmaların, bazen bencilliğin, bazen de sorumluluktan kaçmanın içine saklandığını düşünüyorum. Birinin neden öyle davrandığını anlamaya çalışırken, kendi yaşadığımız etkiyi küçültmememiz gerektiğini ayrıca hatırlatmak istedim. Dinlerken belki bazı insanları, belki de bazı eski yaraların aklınıza gelmesi çok olası. Sarılıyorum.
Instagram: @bidileyy
Bu bölüm Valeur sponsorluğundadır. Valeur, kişilik testiyle sizi doğru insanlarla eşleştirmeyi amaçlayan, kaydırma mantığından uzak bir dating uygulaması. Ben de bu bölümde tam olarak bunu konuşmak istedim. Bu kadar çok seçenek varken neden kimse içimize sinmiyor, neden birini gerçekten beğenmek gittikçe zorlaşıyor?
@valeur.society @bidileyy
İndirme Linki: https://apps.apple.com/tr/app/valeur-better-dates/id6756493236?l=tr
Bence “ego” kelimesi son yıllarda biraz haksız yere kötü bir üne kavuştu. Sanki hayatımızdaki bütün sorunların kaynağıymış gibi konuşuluyor. Jung’un yaklaşımında ego yok edilmesi gereken bir şey değil, kim olduğumuzu organize eden bilinç merkezimiz. Bu bölümde egoyu gerçekten neyin yorucu hale getirdiğini, neden bazı insanlara “egolu” dediğimizi ve egoyu susturmaya çalışmanın aslında ne anlama geldiğini anlattım. Belki de egoyu susturmayı değil de, onu biraz daha yakından tanımaya çalışmalıyızdır. Sarılıyorum.
Instagram: @bidileyy
Bu bölümde “Jung’un Rezonans Kanunu” diye bir şey var mı gerçekten, bunu dürüstçe masaya yatırdım. Enerji, frekans, kader gibi romantik anlatılara kaçmadan, Jung’un bilinçdışı, kompleks, projeksiyon ve senkronisite kavramları üzerinden şunu sorguladım. Neden bazı insanlara mantıksız derecede çekiliyoruz ve neden bazı karşılaşmalar bize kader gibi geliyor? Bu kaydı yaparken en çok şunu düşündüm. Belki de mesele dışarıda kimi bulduğumuz değil, içimizde neyin aktive olduğu. Eğer siz de hayatınızda “çok güçlü bir bağ” dediğiniz şeyleri yeniden anlamlandırmak istiyorsanız, bu bölüm size yeni bir bakış açısı katabilir.
Instagram: @bidileyy
Büyük kararlar, motivasyon patlamaları ya da “yeni bir ben” yaratma çabası yerine dağınıklığın içinde ikinci bir amaç nasıl kurulur sorusuna yoğunlaştığım bir bölüm. Hayat tek bir eksene bağlıyken o eksen kırıldığında neden bu kadar savruluyoruz? Ve yeni bir yön, hayatın ortasına dramatik bir sıçramayla değil de küçük ama sürdürülebilir adımlarla nasıl entegre ediliyor? Bu bölüm boşlukla kalmayı, kimliğin esnemesini ve ikinci bir omurga inşa etmeyi anlattım. Eğer hayatınızın bir yerinde bir şeyler dağıldıysa ve “şimdi ne olacak?” sorusuyla baş başaysanız, bu bölüm işte tam da oraya temas ediyor.
Instagram: @bidileyy
“Beni Kim N’apsın?” cümlesinin dokunduğu yerler sıralı tam liste;
-Değer hissi,
-Görülme ihtiyacı,
-Seçilme arzusu…
Bu bölümde Jung’un “kompleks”, “gölge” ve “persona” kavramları üzerinden neden bazen kendimizi daha başlamadan oyundan çektiğimizi, “değersizlik” hissinin nasıl döngüye dönüştüğünü ve bu sesin bizi nasıl yönettiğini kendimce anlatmaya çalıştım.
Instagram: @bidileyy
From the publisher's feed