Değişim her zaman zor. Eskiyi bırakmak. Olanı, olmuş olanı, var olanı bırakmak, değiştirmek her zaman zor. Ve buna niyet etsek bile, o olandan uzaklaştığımız ama daha yeniyi de yaratmamış olduğumuz alanda kendimizi boşlukta hissedebiliriz. Orası korkutucu, rahatsız edici gelebilir. Çünkü kim olduğumuzu bilmediğimiz bir yer. Eski biz değiliz ama daha yeni de oluşmadı. Aslında o boşluk en büyük potansiyeli taşıyor. Olmak istediğin seni, yaratmak istediğin hayatı yaşayabilecek seni oluşturmak için en büyük potansiyel orası. Olduğunu sandığın seni bıraktığın yer, yeniye yer açtığın, fırsat verdiğin yer. O boşluk korkutucu olduğu için, var olana tutunmak çoğu insanın seçimi oluyor. Bu illa dışımızdaki bir şeylerin değişimi olmak zorunda da değil. Kendi içimizde yeni bir yerden var olmaya karar vermek de aynı şey. Kendimiz için daha farklı hayallerimiz varsa, onu yaratacak ve yaşayacak bizi var etmek için eski bizi bırakmak gerekiyor. O niyet olduğunda var oluşumuz adeta lego parçaları gibi parçalara ayrılıyor ve tekrardan bugün anlamlı olacak şekilde bir araya geliyor. İnsana bir mecazi ölüm gibi gelebiliyor. Bir nevi de öyle. Döngü ise yeni bir yerden doğarak devam ediyor ama. Biz yeni bir yerden doğuyoruz. İçsel olarak veya hayatınızda bunu yaşıyor olabilirsiniz. Ruhunuza kulak verin. O bu niyeti ve adımınızı bekliyordu. Her şey hayrınız için. İç sesinizi duyacak içgörüyü, duyduğunuzu anlayacak bilgeliği, anladığınızı kabul edecek gücü, kabul ettiğiniz yerden adım aracak cesareti dilerim. Sevgiyle kalın.