Merkür gerilemesi hepimizi vurmuş olabilir. Yaralarımız açılmış. Ben lise yıllarındaki yaralarımı bile yaşadım. Hatırlatıldı. Ama eskiden bunu yaşarken ağır gelirdi. Dalganın içine girmişim gibi. Şimdi ise daha dışardan gözlemleyebildim. Dalgayı ve etkisini. İçinde kaybolmadan, içinde benim de içim dalgalanmadan. Aldım kabul ettim adeta. Ve o olduğum yerden hem yaraları gördüm, hem de yaşadıklarımı içinden değil dışardan bakınca nasıl görebileceğimi görerek sarabildim. Öyle bir temmuz geçti. Ama geçti. Ve ağustos ayı enerjisi adeta bende hoplama zıplama koşma enerjisi yaratıyor
Gelecekte bekleyen bana koşasım var adeta. Geleceğe koşasım var. O kadar heyecanlı yerinde duramaz bir enerji. Biz olmamızı isteyen ve hadi hadi diyen keyifli bir enerji.
Kendi içimde böyle olurken herkesin bu geçiş dönemini böyle yaşamadığının farkındayım. Dünyada ve etrafımızda duyduğumuz gördüğümüz bir çok acı haber var. Ama canımız acıyorsa bilelim ki o sevdiğimizden. Bağ kurduğumuzdan. Öyle bir bağ ki başkasına olanı kendi içimizde hissedebildiğimizden. Ve işte bu acıyı yine şifalanadıracak, giderecek, daha fazla böyle acıların yaşanmasının önüne geçecek olan yine sevmek. Ve o sevgiden hareket etmeyi seçmek. Her söylemde, her niyette, her düşüncede, her davranışta.
Sevgiden geçiyor yolumuz. Sevgi ile bağ kurmaktan. Her zaman. Daima.