Nehir yatağı suyla dolduktan sonra gelen su taşar ve nehir yatağının etrafındaki tüm her şey bu taşan su ile beslenir. Taş, toprak, çiçek, çimen ayırt etmeden taşan su nehir yatağının etrafındaki her şeyi sular besler. Kendini besleyen kişi de aynı öyle olur. İlişkiler alış-veriş denkleminden değil kendini besleyen kişinin taşan sevgisinden, gönlünden, ilgisinden yaşanır, ve bu kişinin etrafındaki herkes o kişinin sevecenliği, sevgisi şefkatini hisseder ve beslenir. Hepimiz önce kendimizi tanır, kabımızı doldurursak taştığımız yerden herkes beslenir. Hem de kendimizi yok etmeden, hırpalamadan, yıpratmadan. Ve kabımız kendimize olan sevgiyle, kabulle, anlayışla ve kendimize olan sevgiden yapmayı seçtiklerimizle dolar. Biz kendimizi besledikçe ve nehrimiz dolan suyla taştıkça etrafımızdaki herkes de varlığımızdan beslenir. Kabını dolduran insanlar olsun hayatınızda. Karşılıklı akışta olduğunuz, o akışta sevgiyi yaşadığınız, sevgiden var olan.