Ağaçta sebepsiz bir korku.
Dallardan gökyüzüne tüten ilk dua.
Her şeyin sustuğu bir saatte,
Her dağ, bir gün açıklar sürgün bir deniz olduğunu
Gece, bir çakıl taşı operasıdır kurbağaların söylediği
Sonsuzluğun dudağında, mavi bir uçuktur gök
Açıklar bir gün, yüzünü hiç görmediğini
Düşünce, bir ağaç dalında ömür,
Saatlerin sakladığı bilmece
Ve Ağustos böceğini, arıyı,
Anladım bir çiçeğe her canlının farklı baktığını,
Anladım sevgilinin dudaklarının, neden gonca bir gül rengi taşıdığını...
İçimdeki çocuğu incitenlerden...
Anladım sevginin nefretten öylesine güçlü olduğunu,
Sevgimin rüzgarıyla nefreti attım içimden...
Anladım gözümle değil, yüreğimle bakmam gerektiğini,
Her yüreğin başka bir güzeli sevdiğini
Sevdim bir yürek taşıdığım için,
Anladım aşkın tüm evreni kuşattığını,
Onun gözlerinde sonsuzluğu,
Teninde baharı, gözlerinde gün ışığını
Yüreğime aşkı koyduğun için
Binlerce teşekkürler sana
Aşkı yarattığın için, aşığım sana!
Sağanak yağmurlar gibi ağlamak istiyorum
Ağlamadığım bütün ağlayışları,
Kokuları ağlamak istiyorum
Gövdemi ağlamak istiyorum.
Özgür mavinin tutsaklığında, yaşam ışıltısı küçük bir dalgayım.
Masmavi gökyüzü ve deniz,
Bembeyaz bulutlar ve martılar, Mavi beyaz bir rüyadayım.
Doğanın en saf ifadesiyim ben,
Güneş bile incitmeden geçer benim tenimden.
En sevdiğim oyun, Med-Cezir' dir benim.
Oyun bozan dalgakıranları Hiç sevmedim.
Ben aslında hep başına buyruk yaşarım.
Acıtmaz canımı, ne ağlar ne oltalar
Zıpkın yemiş bir balinanın gözyaşı kadar...
Bir sevgiliye bakar gibi, bana sevgiyle bakanları.
Ve saklarım her gece bir sır gibi içimde, batan güneşi.
Aslında gece, gündüzün ikiz kardeşi!
Gün ışığı, bir müjdedir yaşama
Her gecede bir sabah olduğunu müjdelemek için kainata...
Kim bilebilir benim kadar bir damlayı inci yapan gizemi?
Bilmeniz gereken sadece şudur:
Bu ne damlanın, ne midyenin hüneri!
Sadece inciler saklamaz denizin derinliklerini
Aslında deniz, evrenin yüreğidir,
Deniz, evrene sunulmuş en büyük hazinedir.
Kaç kulaçta gidilir evrenin sonuna,
Ya da binip bir deniz atına,
Dostluğu, liman fenerinin aydınlık gözlerinde
Umudu, karayı gören tayfanın yorgun sesinde
Hüznü, giden geminin ardından,
Mendil sallayan sevgilinin yüzünde gördüm.
Deniz tuzunda buldum yaşamın tadını.
Her fırtına, bir şölendir;
Her fırtına, hüzne gebedir.
Savrulmaktan yorulunca küçük bedenim,
Zaman yorgunu sakin koylarda dinlenirim.
Dinlerim rüzgarın bestesini kimsesiz gecelerde.
Deniz bir beşik gibi sallarken beni, bakarım gemilerin kılavuzu yıldızlara.
Ve her gece, sarılıp uyurum bir deniz yıldızına.
Denize ait ne varsa, ışıltımda saklı.
Çok severim uçan balıklarla yarışmayı,
Ve muson yağmurlarında ıslanmayı...
Evrenin yüreğinde, küçük bir dalgayım,