Hey gidi çocukluk saatleri,
Sadece geçmiş, gitmişten fazlası varken figürlerin ardında
Ve gelecek yokken önümüzde,
Ve bir an önce büyük olmak için sıkıştırırdık kendimizi kimi zaman,
Büyümüş olmaktan başka şeyi olmayanlar hatırına biraz da...
Ve kalıcı olanla eğlenirdik yine de kendi başına yürüyüşümüzde
Dünya ile oyuncak arasındaki fasılada;
Kim gösterebilir çocuğu olduğu gibi?
Kim yıldızlar arasına koyup da onu, uzaklığın ölçüsünü verir eline?
Kim imal eder çocuk -ölümünü?
Ölümün tümünü, yaşamdan önce bile, nazikçe kapsamak ve öfke duymamak
Akar orada okul, uzun korku ve zaman
Ey zaman! Ey yalnızlık! Ey günün zorlu geçidi!
Ey muhteşem zaman! Ey geçen zaman!
Bütün bunlarla seyredilir uzaklar....
Erkekler, kadınlar, erkekler, erkekler, kadınlar
Ve çocuklar ki, başkadırlar... Ve çeşitlidirler
Ve anıdaki ev ve arada sırada bir köpek,
Korku yerini sessizce güvene terk eder
Ey anlamsız keder! Ey rüya! Ey şafak!
Yumuşak ve tatlı renk atan bir bahçede,
Yakalamanın kör ve azgın acelesiyle, Bazan büyüklere hafifçe çarpılır
Bütün taşlar gibi vekarlı,
Hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli,
Bütün yük hayvanları gibi battal, ağır
Ve aç çocukların dargın yüzlerine benzeyen elleriniz...
Arılar gibi hünerli, hafif,
Ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizleyen elleriniz.
Bu dünya öküzün boynuzlarında değil,
Bu dünya, ellerinizin üstünde duruyor.
İnsanlar, ah benim insanlarım!
Yalanla besliyorlar sizi.
Halbuki açsınız...Ve beyaz bir sofrada, bir kere bile yemek yemeden doyasıya,
Göçüp gideceksiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.
İnsanlarım, ah benim insanlarım!
Yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu,
Elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız,
Elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz.
Antenler yalan söylüyorsa
Yalan söylüyorsa rotatifler,
Kitaplar yalan söylüyorsa,
Meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
Yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ay ışığı,
Ellerinizden başka her şey, herkes yalan söylüyorsa,
Elleriniz balçık gibi itaatli,
Elleriniz karanlık gibi kör,
Elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
Elleriniz isyan etmesin diyedir...
Ve zaten bu kadar az misafir olduğumuz,
Bu ölümlü, bu yaşanası dünyada,
Bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.