Ey susmak! Benim özüm sensin.
Susmanın en kıymetsiz lütfu, insandan, korkunun da, ümidin de yok olup gitmesidir.
İnsan kaderin getirdiklerine karşı susarsa,
Onda ne korku kalır, ne de ümit.
Beni kederlerle, belalarla yıkmadıkça, harab etmedikçe Allah,
Bendeki gizli hazineyi hiç bana verir mi?
Beni coşkun bir sele kaptırmadıkça, nasıl olur da beni çeker ihsan denizine götürür?
Ben aynayım! Ben aynayım!
Ben gevezelik eden, söz söyleyip duran kişiyim!
Bir damlayım ki, hem damlayım, hem deniz
Ben sustuğum için, siz benim gönül feryadımı duyamazsınız.
Rüzgarda el sallayıp duran ağaç gibi sallanmaktayım.
Gökyüzünde dönüp dolaşan ay gibi çarh etmedeyim....
Yeryüzünde yaşadığım için çarhım yeryüzü kokuyor...
Ben, bir nefeste ateş gibiyim
Öbüründe gümbürdeyen sel...
Sakın kumları saymaya kalkışma..
Mezara benzeyen bedenine bir bak şimdi...Kaç kişi öldü? Kimbilir o yürekte ve
Kimbilir kaç kişi diriliyor yeniden...
Vefa suları ile yıka elini, bedenini
Bilesin, cehennem vefasızlarla doludur
Şekle tapanların gözlerine toprak saç
Aslında o gözler kerpiç olacak bir toprağa-bir vücuda-hayran olmakta...
Beden su yatağı, ruh ise akan sudur
Duyu ile hareket etmek, sadece ahmaklara özgüdür
Manevi okyanusa susayan olduysan,
Mesnevî adasında bir yarık aç...
Öyle yarık aç ki, her nefesinde denizden sahile doğru dönünce,
Gönlün varsa, gönül kabesini tavaf et
Tanrı kapısına binlerce altın torbası götürsen
Tanrı, bize bir şey getireceksen ''gönül'' getir der
Çünkü der: Altın, gümüş, kapımızda hiçbir şey değildir
Bizi istiyorsan, istediğimiz gönüldür bizim.
Sufi, içindeki çocuğun olur ey arkadaş!
Zira dost, kişinin öteki kendisi gibidir.
Gök gürlemesi gibi o da susmuyor bir türlü...Çünkü şu akıl, sana bir perde
Sabret...Yokluğa dal da, şu söyleyip duran dudu kuşunu öldür
Yükünüzü çekecek bir dost isterseniz, bu çok az bulunur. Eğer yükünü çekeceğiniz birini ararsanız, bütün dünyâ size dosttur.
Bir dost sana kötülük yaparsa ona şöyle de: "Bana yaptığını sana bağışlıyorum. Fakat kendine yaptığını ben nasıl bağışlayayım?''
Gönülsüz kalandan ne diye vefa istersin?
Gönül gitti mi ardından vefa da gider, cefa da.
Bütün gönül darlığı, bu aleme gönül bağlamaktan gelir
Karayı görmeyen, nerden bilecek ak nedir?
Aynalar türlü türlüdür. Yüzünü görmek isteyen cama bakar, özünü görmek isteyen cana bakar.
Gizli gizli o kadar dua et, geceleri o kadar ağla, inle ki,
Sonunda yedi kat göğün kulağına bir sestir, gelsin.
Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle.
Ve geçmişte kaç kere küle döndüğünü değil, kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla.