Çocukluğumdan beri başkaları gibi olmadım...
Dünyayı diğerlerinin gördüğü gibi görmedim
Tutkularımı ve kederlerimi, onlarla ortak bir kaynaktan almadım
Yüreğim uyanmadı başkalarının sevinç duyduğu seslerde
Ve sevdiğim her şeyi, yalnız sevdim
Durmadan ölüyorum yaşayabilmek için
Belki de bütün psikanalizi tersine çevirmek gerek
Yaşamın saçmalığı, rüyalarımdan kat kat fazla
Ve zamanın hızı tehlike getiriyor...Bunca ses arasında duyula bir tehlike sireninin sesi,
Kendimi altı toprağa dağıttım
Ve, topladılar beni yeşermeden
Zamanı mıdır bilmiyorum bir Sonbahar gecesi, yetim sabahlamanın?
Kör olmak gibi bir şey değilse insan olmak,
Kelebekler bir haftaya sığdırırlar insanın bir ömürde zor yaptığı şeyleri, neden?
Tüketmek gerek anlamları...Ama üretmek ve tüketmek
Ama var edip, sonra yok etmek...
Güneşi suçluyorum. Söndürmek gerek bu boş yangını
Bana en uzak yerlerdeyim çoğu zaman
Ve zihnimin saydamlığı...
Günün en güzel saatleri akşam altı-yedidir diyordum
Sanırım bu da doğru değil...
Gerilerden konuşuyorum sık sık
Bazen de öne geçmeyi deniyorum
Ve nereye baksam, yaşamım değil gördüğüm...
Hani herkese rüyasında tanıdık gelen biri vardır
Uyandığında tamamen yabancı olan
Gizi, uyku ile uyanıklık arasında değil
Tanıdık ve yabancı olanda saklanan
Yürüyüp geçsem, içim duracak sanki
Dursam, kederimden öleceğim
Yüzüm unutulmaya ayrılmış şeyler arasındadır
Çünkü ben öyle biriyim ki,
Hangi renge boyasam da, benim olmaz gökyüzü
Yıldızları ve çiçekleri hatrına görürüm geceleri
Aya ve güneşe zaten inanmam
İnanacak kadar adil değiller zira-bir çiçeği paylaşmada
Gözümden şu kadarıyla dünya...
Sevişmelerden dudaklarım artmıştır benim
Ve yanılmıyorsam, yalnız insanların,
Kahvaltı edip ağladıkları pazar sabahları yokmuş o zaman.
Mutsuz olduğunda insanlar,
Yok olurmuş bazı dakikalar…
Nasibimi almalıyım, kalmışsa şu sabahtan
Erimeli beynimdeki yağ külçesi
Varlığımı sayılara dökmeliyim...
Bir gün dünyada dayanılacak tek şeyin sevgi olduğunu öğreteceğim
Ama önce, inandığım saatlerin nereden başlayacağını bilmeliyim