Ruhumda gizli bir emel mi arar gözlerime bakıp dalan gözlerin?
Aklıma gelmedik bilmece sorar
Huzurunda bâzen benliğim erir,
Bazen de ne olmaz ümitler verir
Sihirdir şüphesiz bütün bu şeyler;
Bakışın zihnimi perişan eyler.
Bana aşk elinden efsane söyler,
Öyle sermestim ki, idrak edemem dünya nedir;
Ben kimim, sâki olan kim, bu şarap acaba nedir?
Gerçi, çılgına dönen kalbim için sevgiliden bir lütuf istiyorum;
Ama sevgili çılgın gönlümün arzusunu sorsa, onu da bilmiyorum
Madem aşığı vuslata doyuran kavuşmaktan ibarettir
O halde sevenin sevilenden uzak kalmada bulduğu bu acı lezzet nedir?
Dünya ve içindekilerin hikmetini bilen değildir bilge
Bilge o kişidir ki, dünyayı da, içindekileri de bilmeye
Beni candan usandırdı, cefâdan yâr usanmaz mı?
Felekler yandı âhımdan, murâdım şem'i yanmaz mı?
(Sevgili, cefası ile beni candan usandırdı, cefa etmekten kendisi usanmaz mı?
Ahımın ateşinden gökler yandı, muradımın mumu hâlâ yanmaz mı?)
Niçin kılmaz bana derman?
(Sevgili bütün aşk hastalarının derdine deva ihsan eder
Bana niçin çare bulmuyor, yoksa beni hasta sanmaz mı?)
Şeb-i hicran yanar, cânım döker kan
(Ayrılık gecesinde canım yanar, ağlayan gözüm kanlı yaş döker.
İniltilerim halkı uyandırır, kara talihim uyanmaz mı?)
Gûl-i ruhsârına karşı gözümden akar su...
Bu akar sular bulanmaz mı?
(Gül yanağına karşı, gözümden kanlı gözyaşı akar.
Sevgilim! Bu gül mevsimidir, akan sular bulanmaz mı?)
Desem, ol bî-vefâ, bilmem, inanır mı, inanmaz mı?
(Sıkıntımı gizli tutardım ben
Bilmiyorum, söylesem, o vefasız inanır mı inanmaz mı?)
Değildim ben sana mâil, sen ettin aklımı
Beni tan eyleyen gafîl, seni görgeç utanmaz mı?
(Ben sana gönül vermemiştim, aklımı sen çeldin.
Beni ayıplayan şaşkın, seni görünce utanmaz mı?)
Sorun kim? Bu ne sevdâdır?
( Çılgın bir aşıktır, halka daima rezil olmuştur.
Ona bu nasıl bir sevdadır, bu sevdadan utanmaz mı diye sorun...)
Tayfuna tutuldum aşk deryasında
Yönümü yitirdim, yüzer dururum
Sahilde vurduğum dert adasında,
Dolmayan çilemi yazar dururum
İltifat eylesem, sus der, istemez
Şiirler söylesem, kes der, istemez
İsyankar olurum ister istemez
Canımdan usanır, bezer dururum
Aklında iki gün birini tutmaz
Deli etmek için beni, unutmaz
Bugünkü adresi yarını tutmaz
Mahalle mahalle gezer dururum
Neyler gibi inler yüreğim, yas doludur;
Sensiz kalıverdim: Bu, cehennem yoludur.
Mahşer günü? Bir Tanrı bilir.
Yazgın çiledir, gönül: Dövün, kıvran, dur.
Bak, geldi bahar: süsledi hasbahçeyi gül
Dallarda sevinç türküsü söyler bülbül
Gel gör ki, çimenlerde gezip hiç bulamam
Kalbim gibi ölgün, kanayan başka gönül.
Göklerdeki yıldızları saydım bir bir;
Gel, sevgili, gel: sabahladım: belki gelir.
Gelmezse, görünmezse içim parçalanır,
Ağlar yüreğim, suskunum: elden ne gelir?
Her gece teklifsiz rüyama girer
Uykumu bölmenin zevkine erer
Önüme bir yığın bilmece serer
Ağlaya ağlaya çözer dururum
Dertlilerden iyiliğini, lütfunu eksik etme
Yani, beni çok belalara bağımlı kıl.
Onun ayrılığından beni o kadar zayıflat ki,
Sabah rüzgârı beni ona kavuşturabilsin.
Mihrâbıdır gül insanın, âh eder, bülbül diyor,
Gül” diyor, bülbül diyor, gönül diyor