Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen?
Yitirdiğim bir mutluluk mu?
Habercisi mi gelecekteki bir mutluluğun?
Yukarıdan bir şölen diliyorum
Bir şarkı, bir kristal çalgı
Ah zavallı bedenim, ne kadar yorulmuş
Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen?
Ansızın çıkıp gelen bahar mı?
Solmuş bir gül söylüyor ve dökülüyordu,
Kesinlikle üzgün bir kelebek ah çekiyordu
Güneşin sıcaklığındaki çocuk, laleyi tandırdan daha yakıcı sanıyordu
Hayalinin hamurunu o tandıra atmak,
Ve kendi ekmeğinden kelebeklere yiyecek vermek istiyordu
Güya ölçülüymüş mısralarımın hepsi
Yüzyılın defterini katlamakla meşhurmuşum
Bir saçları dolaşık, omuzları kavisli
Beklermiş yatağında sabahlara dek beni
Dünya denen bahçede durmaksızın avunmuşum
Oysa kimin haddine kurtarmak her şeyleri?
Kirlenmek gerekliymiş aksın diye ırmaklar
Gözyaşı yetmezmiş çözmek için her şeyi
Ben şimdi bir yerleri göstersem ellerimle,
Orada çok zamandır bir biri unutulmuş
Acı şarkısını söylemeden uyumuş
Esrikmiş, dumanlıymış muhakkak gençliğinde
Sen bu bahar bir başka düşe gir
Daha sığ ırmakların olsun
Beni unuttuğun anılarına sar,
Ki başka sızılara bulanayım...
Zaman sen olunca uçuyor, olmayınca duruyor
Ve sonra diyorum, o gelemiyor, ben gidemiyorum. Hayallerim neden uyuyor?
Onca bilgi, utandığım çocukluğum içindi
Çünkü beni hep bir başkası savunuyor,
Sesimden, ellerimden, gülüşümden biliyorum
Hep sakladığım yara izini balkonumdan odama götürüyorum işte
Odamdan bir kez olsun çıkartmadığım sesimden, ellerimden, gülüşümden biliyorum
Martıların sana doğruyu söyleyecekti arzu tramvaylarına binmeseydin
Acıların, seni yeni bir şehre götürecekti yürüyüşüne vurulmasaydın...
Öğrendiğim her şey, susup arkamı döndüğüm
Yenildiğimi unutup, güzelliğimi sonuna dek yaktığım her şey..
Ne yapsam göğsümde hayatında yabancı bir zamanı birikiyor…
Ama ne yapsam, boşluğa açılan bir kapı oluyor hayat,
Ne yapsam büyüyor o boşluk…
Ne yapsan suçlu değilsin, sadece yerçekiminden muafsın…
O derin ıstırabınsa, seni hayata alışmaktan koruyor sadece
Oysa bu bile umurunda değil
Geleceğin ellerinde, sıcaklığı üşüyen bir mum sadece…Gördüm…
Geleceğin ellerine yapışan o soğukluk…
Durmadan ömrüne yapışan o gerçeği soluyorsun sen…
Durmadan ciğerlerini yakan o büyük soğumayı soluyorsun…
Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen?
İçimde bağıran acılar mı?
Serseri, başıboş bir rüzgar mı?
Kötü şey uzakta olmak arkadaşlarından, sevdiğin kadından
Yasaklanmak bütün yaşantılara
Seni tamamlayan, arındıran
Kapatıldığın dört duvar arasında sağlıklı, genç bir adam olarak
Neler gelmez ki insanın aklına sevinçli, özgür günlere dair?
Kalmıştır yüzlerce yıl uzakta
Onunla ilk kez öpüştüğün şehir
Kalbinden göğe doğru yükselir
Kötü şey uzakta olmak, dostlarından, sevdiğin adamdan
Yasaklanmak bütün yaşantılara...
Şimdi sen en çok bu şehre benziyorsun
Bir yanın, gökyüzünde çılgınca şarkı söylüyor
Ama her nefes aldığında içine cam kırıkları batıyor
Her nefes aldığında içindeki karanlık biraz daha büyüyor...
Biraz daha ulaşılmaz, biraz daha uzak oluyorsun
Unutma, sen de benim gibi hiç büyümeyen bir çocuksun
Tapıyorsun yaşamaya, tapıyorsun nefes almaya....
Onca acı çekmene rağmen, sen de bu şehir gibi…BENİM GİBİ…