Birden adını hatırlamadığımı fark ettim bu şiiri yazarken, ama terasta çırpınan havlunun rengi hâlâ gözlerimin önünde.
Kalbimi ve ruhumu vermemin bir yararı yok,
Çünkü sen zaten bunlara sahipsin.
O yüzden sana bir ayna getirdim.
Kendine bak ve beni hatırla
Hatırladıkça kalbimi yırtan bir söz duyarım da,
Tebessüm ederim bu sözün sahibine
On üç yıl sonra şimdi sevgilimden ayrıldığım bu derin, bu kavurucu günlerde neden ansızın aklıma düştüğünü sordum kendi kendime. Sonra anladım:
Bir aşk, birçok aşktan yapılıyor ve ayrılınmıyor hiçbir seferinde.
Burası da kalbin, vicdanın, hiç yorulmasını beklemediğimiz şeylerin yorulduğu yerdir, insan hatırlamaktan, hatırlatmaktan yorulur.
Hatırlamak için harcadığımızdan çok daha fazla çabayı, unutmak için harcıyoruz herhalde.
”Hafızamı kaybetttim, dedim doktora...Bir tek, onu sevdiğimi hatırlıyorum…”
Seni hatırlamak için yolumu uzattım,
Daha fazla zaman verdim kendime,
Bu gece, bu orta yaş ovasında
Durmadan, durmadan hatırlamaya koşmaktan.
Kalbimin doğusunda bir yalan dünya vardı.
Okyanusları mavi olmayan.
Belki bu yazıyı unutmak en iyisi, ben unutmaya hazırım. İsterseniz siz de unutun. Kelimeler beni bağışlasın, cümleler özrümü kabul etsin, siz de üzerinde durmayıp ‘neyse’ derseniz… ‘Hali pür melal’im anlaşılmış olur: İnsan bazen en çok kendinden yorulur!
Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak...
Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen, yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni...
Her yerde seni hatırlıyorum durmadan
Saat kaç olursa olsun, takvim ne derse desin
Hatırla beni uzaklara gittiğin zaman,
Bir daha elimden tutamayacağın zaman
Ya da ben gitmeye hazırlanırken, hatırla beni,
Düşüncelerini söyleyemeyeceğin zaman...
Yalnızca hatırla, anlıyor musun?
Ya da dua etmek için geç olmadan...
Beni, unutman gerekirse kısa bir süre
Sonra hatırlarsan, üzülme.
Bir zamanlar benim olan düşüncelerden, bir iz bırakırsa karanlıklar
Daha iyidir beni unutman ve gülümsemen,
Benim soğuklarla bir alıp vermediğim yok
Elimin üşümesi yarımlığından...
Ki sen, bir yar bırakıp gitmiştin avucuma, hatırla!
Ben de koşup , o yardan düşmüştüm
Ne gerek vardı deme sakın....
Dikkat et! Karanlığın gözleri yok
Hatırlanacak çok hüzünler bulacaksın,
Onların tohumunu havaya savurarak, Uzun bir yolculuk yaratacaksın kendine,
İşte o zaman an beni, yaşa beni,
Bazen insana hiçbir şey, hatırlamak kadar acı veremez, özellikle de mutluluğu hatırlamak kadar. Unutamamak....Belleğin kaçınılmaz intikamı. Herhangi bir iz taşınıyorsa eğer, bu bir zamanlar bir yara açıldığındandır.
Bazı insanları hatırlatır
Hatırlatanlar habersiz...
Büyük ihtimalle hiç bir şey hatırlamamaktadırlar...