ŞİİRLER-OSMAN DURU

ŞİİRLER-OSMAN DURU

By Osman DuruArtsBooks
Download on the App Store

ŞİİRLER-OSMAN DURU episodes

  • Han-ı Yağma-Tevfik Fikret

    Bu sofracık, efendiler –ki bekler yutulmayı

    Huzurunuzda titriyor –şu ulusun hayatıdır

    Ulusun ki acılı, ulusun ki eşiğinde ölümün!

    Ama sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır…


    Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,

    Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!


    Efendiler pek açsınız besbelli yüzünüzden;

    Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?

    Şu doyumcu sofra, bakın gelişinizle övünçlü!

    Hakkıdır kutsal savaşınızın, evet, o hak da elde bir…


    Yiyin, efendiler yiyin; bu iç şenliği sofra sizin,

    Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin…


    Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say:

    Soy sop, şeref, gösteriş, oyun, düğün, konak, saray,

    Tüm sizindir efendiler, konak, saray, gelin, alay;

    Tüm sizindir, tüm sizindir, hazır hazır, kolay kolay…


    Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,

    Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!


    Büyüklüğün sindirimi biraz ağır olsa da yok zarar,

    Görkemli yüceliği, öç alıcı sevinci var,

    Bu sofra gönül almanızdan böyle ısınır ve ışıldar.

    Sizin şu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar…


    Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,

    Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!


    Verir zavallı memleket, verir ne varsa; malını,

    Varlığını, hayatını, umudunu, hayalini,

    Tüm olanca rahatını, olanca gönül balını,

    Hemen yutun, düşünmeyin haramını, helalini…



    Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,

    Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!


    Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!

    Yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak!

    Bugünkü mideler sağlam, bugünkü çorbalar sıcak;

    Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak…


    Yiyin, efendiler yiyin; bu cümbüşlü sofra sizin;

    Doyuncaya,tıksırıncaya,patlayıncaya kadar yiyin!


    6 min
  • İz-Birhan Keskin

    Acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun

    izlerime rastlıyorsun, bıraktıklarıma,
    o yolda çekmiştim ruhumu patlatan fitili, orada
    benden savrulan parçalar kurusa da,
    izleri var hâlâ yolun kenarında.



    İzini sür yolun, acının ormanı büyütür insanı
    vakit geniştir, ufuk sandığından daha yakın.
    Acıyla, geçtiğim yoldan geçiyorsun,
    ustası olacaksın içine gerdiğin tellerin
    hangi sızıyla titrer içinde, hangi sesle
    büyük bir aşk, hangi sesle ölür, bileceksin.



    Ne zamandı bilmiyorum, yaşadıklarından sana
    kalan tortu, seni olduğun yere çakan, olduğun
    yerde fırtına koparan korku, kendi sarmalında
    döndün, döndün, sanma ki daha dönmeyeceksin
    kalsan da bir yer için, aslında hep gidiyorsun.



    Şimdi, acının ormanından geçiyorsun
    her şey bir daha kanasa da
    ne geçtiğin yola ne sana dokunabilirim ben.
    Geç meleğim,
    senin de şarkıların olsun
    içindeki telleri titreten.

    3 min
  • Vatan Haini-Nazım Hikmet

    "Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

    Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
    Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
    Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
    bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
    66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
    Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
    "Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
    Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

    Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt

               hainiyim, ben vatan hainiyim.
    Vatan çiftliklerinizse,
    kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
    vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
    vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
    fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
    vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
    vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
    ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
    vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
    vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
                                ben vatan hainiyim.
    Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
    Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

    3 min
  • Senin Adın Kavuşmak Olsun-Sabahattin Ali

    “Tarifsiz bir sevdada kimliksiz bir sessizliktin

    Haykırışlarla çağlarken yüreğim durgun limanımdın

    Sen benim adını koyamadığımdın

    Senin adın kavuşmak olsun

    Fırtınalarda yolunu kaybeden gemi misali

    Rotasız ve pusulasız kalmışken yüreğim

    Ve hoyratça savrulurken bir limandan bir limana

    Teslim olmuşken kaderine

    Apansız sana rastladım o limanda

    Sen benim adını koyamadığımdın

    Senin adın kavuşmak olsun..

    Bakmaya kıyamazken gözlerine

    Tutmaya cesaret edemezken ellerini.

    Ve bütün cümlelerin sustuğu o yerde

    Sessiz bir haykırıştı yüreğim

    Eşsiz bir mutluluktu yaşadığım

    Sen benim adını koyamadığımdın

    Senin adın kavuşmak olsun.

    Son bahar yaprakları dökülürken içimden

    Hazanı yasarken bahar kokulu sabahlar da

    Yüreğim üşürdü gözlerimden sel olup akan yağmurda

    Sırıl sıklam ıslanırken ruhum

    Solmuştu bahçemde ki tüm güller

    Sen o bahçemdeki açan tek güldün

    Sen adını koyamadığımdın

    Senin adın kavuşmak olsun.

    Dağ çiçeğim yaban gülüm asi sevdam.

    Saçının bir teline bir ömür adadığım

    Gözündeki bir damla yaşına şehirleri yaktığım

    İsyanım feryadım kavuşulmazım

    Sen vazgeçemeyeceğim yasaklım

    Sen adını koyamadığım

    Senin adın kavuşmak olsun.

    Sen benim yanı başımdaki uzağım

    Sen benim uzağımdaki en yakınım

    Dokunmam yasak sevmem yasak

    Sensiz bu hayatta yaşamak tuzak

    Sen adını koyamadığım

    Senin adın kavuşmak olsun.

    Sisli bir gecede ses olup da gel

    Bir sonbahar gününde yağmur olup da gel

    Soğuk bir kış gününde rüzgar olup da gel

    Ilık bir yaz gecesinde düş olup da gel

    sen bana yasaklarından sıyrılıp da gel

    Sen adını koyamadığım

    Senin adın kavuşmak olsun.

    Bir gün gelirde tutarsam ellerini

    Bakarsam gözlerine sevgi dolu

    Doğarsa sende yeniden bu beden

    Ve o gün verirsem şayet son nefesimi

    Ölmeden haykırmak isterim son bir kez

    Sen adını koyamadığım

    sen yaban gülüm sen dağ çiçeğim

    sen ruhu revanım sen yaşama sevincim

    yasaklım adı bende saklım

    senin adın kavuşmak olsun

    senin adın

    senin adın seviyorum olsun

    seviyorum olsun

    seni seviyorum, seni seviyorum”

    7 min
  • Yaşamaya Dair-Nazım Hikmet

    Yaşamak şakaya gelmez,

    Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
    Bir sincap gibi meselâ,
    Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
    Yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

    Yaşamayı ciddiye alacaksın,

    Hem de o derecede, öylesine ki,
    Meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
    Yahut kocaman gözlüklerin,
    Beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
    Insanlar için ölebileceksin,
    Hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
    Hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
    Hem de en güzel en gerçek şeyin
    Yaşamak olduğunu bildiğin halde.

    Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

    Yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
    Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
    Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
    Yaşamak yani ağır bastığından.

    Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,

    Yani, artık o beyaz masadan hiç kalkmamak ihtimali de var.
    Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
    Biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
    Hava yağmurlu mu diye bakacağız pencereden,
    Yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz
    En son ajans haberlerini.

    Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,

    Diyelim ki, cephedeyiz.
    Orda daha ilk hücumda, daha o gün
    Yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
    Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
    Fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
    Belki de yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

    Diyelim ki, hapisteyiz,

    Yaşımız da elliye yakın,
    Daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
    Biz yine de dışarıyla beraber yaşayacağız,
    Insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla
    Yani, duvarın arkasındaki dışarıyla.
    Yani, nasıl ve nerde olursak olalım
    Hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

    Bu dünya soğuyacak,

    Yıldızların arasında bir yıldız,
    Hem de en ufacıklarından,
    Mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
    Bu koskocaman dünyamız.
    Bu dünya soğuyacak günün birinde,
    Hattâ ölü bir bulut
    Yahut bir buz yığını gibi de değil,
    Boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
    Zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

    Şimdiden acısı çekilecek bunun,

    Duyulacak mahzunluğu şimdiden.
    Böylesine sevilecek bu dünya
    "Yaşadım" diyebilmen için...

    5 min
  • Yazmam Daha Aşk Şiiri-Cemal Süreya

    Oydu bir bakışta tanıdım onu

    Kuşlar bakımından uçarı

    Çocuk tutumuyla beklenmedik

    Uzatmış ay aydınlık karanlığıma

    Nerden uzatmışsa tenha boynunu


    Dünyanın en güzel kadını oydu

    Saçlarını tarasa baştan başa rumeli

    Otursa ama hiç oturmaz ki

    Kan kadını rüzgardı atların

    Hep andım ne yaşanır olduğunu


    En çok neresi mi ağzıydı elbet

    Bütün duyarlıklara ayarlı

    Öpüşlerin türlüsünden elhamra

    Sınırsız denizinde çarşafların

    Bir gider bir gelirdi işlek ağzı


    Ah şimdi benim gözlerim

    Bir ağlamaktı tutturmuş gidiyor

    Bir kadın gömleği üstümde

    Günün maviliği ondan

    Gecenin horozu ondan


    İlk evliliğinden sonra ikinci evliliğini Zuhal Tekkanat’la, üçüncü evliliğini Güngör Demiray’la yapar, ondan ayrıldıktan kısa bir süre sonra tekrar Zuhal Tekkanat’la birlikte olur (tabii bu evliliklerin arasında sayısız gönül macerası, evlilikten dönen nişanlılıklar da vardır) ve bunlardan sonra Cemal Süreya Birsen Sağnak’la evlenir. işte bu şiir Birsen hanım için yazılmıştır.

    2 min

About ŞİİRLER-OSMAN DURU

From the publisher's feed

Şiir… Sesle anlam arasında o uzayıp giden kararsızlık!

More shows like ŞİİRLER-OSMAN DURU

Şiir by Furkan Özdemir

Şiir

2 Listeners