
Sign up to save your podcasts
Or


Çevren ve arkadaşların tarafından tam bir “kötü gün dostu” olarak tanımlanıyorsun. Ailen,
arkadaşların, işin, evinde beslediğin ve sokaktaki hayvanlar; hepsi seni bekliyor. Kendini onlara adadın
adeta. Çevrendekiler mutlu olsun, talepleri yerine gelsin diye çırpınırken onların mutluluğu ile sen de
mutlu oluyorsun. Ancak bu mutluluk bazen derin bir acıya dönüşüyor; çünkü kendi hayatından verme
pahasına onlar için büyük fedakârlıklar yapan sen aynı karşılığı alamıyorsun sanki. Fedakârlıkları ile
kendini feda edenler bugünkü konumuz,
Haydi konuşalım…
Ümran.
Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Afetler peşimizi bırakmıyor. Kötü haberler aldıkça içine çekiliyorsun. İşler dağ gibi büyüyor ve
git gide üzerine yıkılıyor sanki. Çevrende türlü haksızlığı bertaraf etmeye çalışırken temel yaşam
gereçleri ile ilgili sıkıntılar yaşadığını söylüyor kimileri. Büyük şehirlerde kafanı dağıtacak, ara sıra
kaçacak küçücük alanlar bulmak bile çok zorken birçok sorumlukla baş etmeye çalışıyor, senden
beklenen taleplere yetişmeye çalışıyorsun. Aslında bir alanda, bir şekilde sen “hep” çalışıyorsun. Bu
çaba bir yerden sonra fazla mı geliyor yoksa saydıklarım olmadığı halde sabrının sınırına mı
yaklaşıyorsun? Hiçbir şeye tahammülü kalmadığını düşünenler bugünkü konumuz ,
Haydi konuşalım...
Ümran :)
Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Ağır bir sisin, sessiz ve yankılı konuşmaların olduğu bir yer dünya senin için. Üzerinde tonlarca
yük var ama yürüyebiliyorsun. Ruhun bedeninden ayrılmış gibi ama nefes almaya devam ediyorsun.
Ne konuşup aktarmak, ne birilerine dert yanmak azaltıyor içindeki acıyı! Her an gözlerin dolabilecek
ama bir anda katılaşabilecek gibisin. Kimse alamayacak bu yükü senden, kimse anlamayacak!
Paylaşılmayacak kadar kendini dayatan bir yalnızlık “Yas” kederin en derin, en tek başınalıkta ısrar
edeni…
Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Kömür yığını altında can veren madenciler; devrilen trenler; patlayan bombalar; sınırlardan
içeri giren binler; sınırları ya da şehirleri koruyanlara yönelik can yakan saldırılar; cayır cayır yanan
ormanlar… Yol ortasında, çocuklarının önünde öldürülen kadınlar; dibe vuran ekonomik göstergeler;
Van’da, Elâzığ’da, İzmir’de canımızdan can alıp uyarı verdiği halde 12 ilde insanımızı ellerimizden
çekip alan sarsıntılar; sarsıntılardan kurtulanları vuran seller, yağmurlar rüzgârlar… Tüm bunların
yanında her olaydan sonra “hayatın normale dönmesi gerektiğinden dem vuran” birileri ve bunu nasıl
olacağını sorgulayan sizler. Candan Erçetin’in “Ben Kimim” şarkısı ile yapılan deprem klibine denk
geldim geçenlerde, şarkının sözleri öyle uydu ki bu çerçeveye: “Geçimsiziz bugünlerde /Kimsesiz,
değersiz hissediyoruz bu ellerde /Sanki çaresiziz doğduğumuz yerde”. Tam da podcastin başlığını
soruyordu yorumlarda biri: “Biz bu travmaları nasıl atlatacağız?” Değil mi ama ? Bir yolu var mı bunca
olay içinde travmasız kalmanın? Granit bir tava gibi, her seferinde normalin yolunu bulmanın? Var mı
gerçekten?
Haydi Konuşalım...
Ümran.
Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Canından can
çekilmişçesine acı duyan can insanlar. Kolektif ve devasa bir travma yaşıyoruz. Yüreğini işe koşan
herkesin yüreğine yapışacak bir travma. Orada olmak: Depremden kurtulmak, enkazdan kurtulmak,
enkazdan eksilerek çıkmak, enkazdan yapayalnız çıkmak, yaralı ya da bir uzvunu kaybederek
hastaneye kendini atmak, enkaz başında saatlerce sevdiklerinin seslerini dinlerken o sesler
cılızlaştıkça aklını ve bedenini ayakta tutmaya çalışmak, ellerinle tonlarca ağırlıktaki enkaza savaş
açmak…
Hadi Dertleşelim...
Ümran.
Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Sırtında bıçakların ağırlığı ile yürümeye çalışanlar iyi bilir. Sızısı fena; yarası derindir. Ancak
ağır bir bıçağı, belki de birden fazla bıçağı, taşımak bir süre sonra bunca yükle yürüyemez hale getirir.
Aldığı darbelerle barışmaya çalışanlar bugünkü konumuz
Haydi konuşalım…
Ümran.
Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Boğazda lüfer, palamut; takvimde hedef zamanı...
Kendine şahane hedefler koyarken düşüne düşüne herkes kadar iyi olman gerekiyor...
Bit artık eski yıl diyemeden yenisinin gelmesi ile uğraşan sen bir de düşüncelerle nasıl yaralarını saracağını bilmediğin için suçlusun öyle mi?
Değilsin! Olmak zorunda da değilsin!
Sayıya indirgenme sevgili dinleyen! Nasıl mı?
Haydi konuşalım....
Bu arada şahane başlangıçlara geçen bir yıl dilerim; Sana, Bana,
Herkese, hepimize :)
Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Bir döngü var içinde. Sürekli aynı şeyleri yaşıyorsun. Bu kalıplardan herhangi biri içinde kısır döngüdesin.
Kendini başkaları için yıpratıyor, herkesin yardımına koşuyor, kendi önceliklerinden vazgeçiyor, canın yansa da
susuyorsun. Ya da kimseden yardım istemiyor, kendi ayakların üzerinde durarak birine bağımlı olmayayım diyerek
kendini heder ediyorsun. Seni bunlara iten bir şey var. Nasıl desen? İçinde seni suçlayan, yargılayan, dik durmaya
zorlayan, durmaksızın kendinden önce başkalarını düşünmeni öğütleyen seslerden biri var sanki. Vakti geldiğinde
kurulu bir mekanizma gibi işlemeni sağlıyor, durduramıyorsun. Başkalarını düşünmek adına, içinin dipsiz kuyu
seslerini takip edenler bugünkü konumuz
Haydi konuşalım.
Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
“Sen böyle değildin”, “Sen çok değiştin”, “Neler oluyor sana” cümleleri ile çokça
karşılaşıyorsun. Yakınların seni tanıyamadığından dem vuruyor. Kiminin tonlaması olumlu. Kimi çok
şikâyetçi. Kiminin gözlerinde endişe var sende gördüğü farklılıktan sebep. İster istemez düşündürüyor
seni bu durum. “Değiştim mi gerçekten?” diyorsun. Peki, kötü bir şey mi değişmek? “Kendinden farklı
sürümler çıkarırken bu değişimi nasıl kucaklayacağını bilemeyenler” bugünkü konumuz
Haydi Konuşalım :)
Ümran.
Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
Üç kişilik hikayeler. Üçgen ilişkiler. Tarihin belki de en eski ilişki sorunu. “Birini seviyorum ama
sevgilisi var. Birini seviyorum ama adam / kadın evli. Ayrılma aşamasında iken tanıştık, eskisi ile
aralarında tuhaf şeyler var. Birisi var ama halledemediği bir gönül meselesi var. Bu yaptığım yanlış,,biliyorum ama gönül ferman dinlemiyor.” Gölgede saklandığın “üçgen ilişkiler” bugünkü konumuz
Haydi Konuşalım…
Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices
From the publisher's feed