İster Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali kararına rağmen meslektaşlarını "terörist" olmakla suçlayan akademisyenlere (!) bakın ister yakınlarını belediyeye doldurmakta beis görmeyen -üstelik her partiden- siyasetçilere... çürüme hızla toplumun hücrelerine kadar yayılmış durumda. Mücadelenin yönetimiyse - bana kalırsa- yasa yapmak değil, toplumsal dokuyu tamire başlamak...
Her şeyi olduğu gibi Suriyeliler meselesini de karnımızdan konuşmaya bayılıyoruz. Yok mudur bu işi; politika yanlışlığını da, iktidarın yarattığı saçmalıkları da, tatlısu balıklığının yanlışlığını da anlatarak konuşmanın yolu?
Koca ülke Merkez Bankasının faiz kararına saplanıp kaldı... Oysa yine herkes biliyor ki karar ekonomik bakışla değil siyasi baskıyla alınacak ve daha acıklısı herkes bunu peşinen kabullenmiş durumda...
Erdoğan'ın bence tarihi bir hata yaparak yenilenmesini sağladığı ve sonunda mutlak bir hezimet yaşadığı 31 Mart yerel seçimlerinden sonra siyasette yeni bir dönem başladı. Üstelik bu yeni dönem Erdoğan için sadece "alternatifsizlik" iddiasını yok etmekle kalmadı, aynı zamanda politik tavrında belirli kırılmalara da zorlayacak.