Umudun bu kadar diri olduğu günlerde karamsarlık pompalayanlara takılıp yerlere yapışmak niye? Yokluktan, hatta sıfırdan kurulmuş bir ülkede bunu yaşamaya hakkımız var mı? Seçim kampanyalarında söylenen, üstelik yalan olduğunu herkesin bildiği sözlerle karalar bağlamak nasıl bir durumdur?
Seçime 1 hafta kala "Şapkadan acaba hangi tavşan çıkacak?" sorusunun yanıtı Tansu Çiller oldu. Durum başlı başına komik komik olmasına da... yine de 'Neden?' sorusunu sormak kaçınılmaz...
Erdoğan'ın partisinin mahalle başkanları ile yaptığı toplantıda söylediği sözler büyük tartışma yarattı ama bana kalırsa orada göremediğimiz başka bir şey var. Üstelik bu öyle bir şey ki bugünü çok net anlatıyor...
"Bir musibet, bin nasihatten iyidir" sözünde olduğu gibi, dayatılan anti- demokratik uygulamalar artık yeni bir toplum sözleşmesini zorunlu hale getirdi. Eşit yurttaşlar olmanın önemini herkes iliklerine kadar hissettiği için artık bambaşka bir noktadayız...
Seçim kampanyasında anlattıklarıyla insanları hayrete düşüren Erdoğan, gerçeklikten tamamen kopmak dışında bir de insanları bu sürreel duruma ikna etmeye çalışan bir profil çiziyor. O kadar ki artık herkesin anlamını sıradan bir arama motorundan öğrenebileceği 'otoktrat' kelimesi bile övünç vesilesi olabiliyor...