Önce Arınç, ardından Erdoğan ve son olarak da Ahmet Davutoğlu trolleri ağır sözlerle eleştirerek mücadele çağrısı yaptı. İyi ama, trollerle mücadele etmek mi, yoksa toplumu saran trol zihniyetiyle mücadele etmek mi daha önemli?
İnsanları ikna etmenin bir yolu olarak uzun süredir kullanılan 'kavramları farklı tanımlamak' üzerine konuşalım bu sabah. Çünkü bunu yapabilenler; zammı güncelleme, sansürü görev, koalisyonu ittifak olarak sunduklarında güçlerini pekiştiriyor...
TRT'nin 208 şarkıya yasak getirme kararı, tarihin tekerrür etmesi midir sadece? 12 Eylül faşizminin en karanlık günlerinde benzeri bir uygulamanın zerrece başarılı olamaması hiç mi bir şey anlatmaz yasakçı zihniyete? Peki bin yıl önce yazdığı rubainin bugün bir besteye dönmüş olması ama yasaklanması Hayyam'ın hala unutulmadığını göstermez mi bize?
Birilerinin çıkıp Atatürk'e rahatlıkla küfür etmesi de, Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ilişkin yalanlar atması da, kadına gönül rahatlığıyla şiddet uygulaması da hep aynı nedenden. Cezanın kanun kitaplarında yazması yetmiyor çünkü. Uygulayıcının da o cezanın verilmesi gerektiğine inanması gerek.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun veda sözleri bugünün siyasi atmosferini anlamak açısından son derece önemli. Çünkü artık sadece AKP'li olmak bile başlı başına rahat yaşam için yeterli değil. Erdoğan'ın bu sözlere verdiği tepki de bunu net olarak gösteriyor.