Makul olanı kaybetmek belki de yaşadığımız en ağır durum... Kim ne söylerse söylesin, hatta ne kadar haklı olursa olsun dinlememek ülkede tarz haline geldi. Üstelik bu durum, olayları temel gerekçelerinden kopartarak sadece anlık değerlendirmek gibi bir yanlışı da beraberinde getiriyor maalesef...
Bu hafta içinde art arda yaşadığımız saçmalıkları, şu anda uzayda Mars'a doğru yol alan roketin içinde bir spor araba olduğu gerçeğiyle kıyaslamak ize ne kazandırır? Bilmem... ama en azından yerimizi, hayatımızı sorgularız.
Ulaştırma Bakanına katıldığı törenin robot sunucusunun söylediği sözlerin yarattığı komik durum, bu sözlerin şu ana kadar insanlar tarafından söylenememiş olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Herkesin tektipleştirilmeye çalışıldığı bugünlerde robota mı güleceğiz yoksa kendimize mi kızacağız?
Hükümet tarafından TBMM'ye sevkedilen yeni bir torba yasa, Türkiye'de internet yayıncılığına büyük darbe vurabilir. Üstelik böyle bir düzenleme hazırlığındaki hükümet eşzamanlı olarak 'yerli ve milli haberleşme uygulamasını da tanıttı. O zaman gelin soralım: Bu perhiz bu lahana turşusuyla yapılabilir mi?
2 gün süren CHP Kurultayı, parti meclisinin belli olmasıyla sona erdi. Ve görüldü ki değişen hiçbir şey yok. Parti içi iktidar sağlandı, ülkede iktidar olmaya niyet bulunmadığı için de asayiş berkemal... 60'ların ikinci yarısında Ecevit'in gündeme getirdiği 'Ortanın solu' kavramı artık 'Ortanın en ortası'na evrildi.
CHP yarın başlayacak kurultay sürecinde yine sadece Genel Başkan seçilecekmiş gibi davranıyor. Oysa siyasetin tek adamlığa bu kadar net evrildiği bir ülkede, zaman geçirmeden başlatılması gereken ilkesel tavırlar kurultaya damga vurmalı. Ve CHP'nin genel merkezi kadar tabanı da hatalarını sorgulamalı.