Anlık, günlük gelişmelerle hem vicdanları hem zihinleri geçici olarak rahatlatmaya çok alıştık. Üstelik bunu yaparak, korkularımızı sürekli tazelediğimizin farkında bile değiliz pek çoğumuz. Sistem tartışmasından korkmamak dışında bir çaremiz olmadığını anlamak zorundayız artık.
Dün, Çağlayan Adliyesi'nde avukatların adalet nöbetini engellemek için yapılan yıkama işlemi aslında ülkede adalete ilişkin durumu da özetliyor. Evrensel hukuk sisteminde kim olduğunu bilmeden adalet dağıtsın diye gözleri bağlı olan Bayan Themis, duşa girerken gözünü açıyor ve olaylar gelişiyor...
Liyakat! Yaşadığımız sorunların hepsinin temelinde bu kavramdan uzaklaşılması yatıyor. Ne uluslararası ilişkilerdeki çuvallama diplomatların hatası ne de ekonomideki duvara çarpma ekonomistlerden kaynaklanıyor... Tam tersine; karar veren onlar olmadığı, söyledikleri dikkate bile alınmadığı için bütün bu saçmalıklar...
ABD ile yaşanan vize krizi Erdoğan tarafından 'Büyükelçiden kaynaklanan bir sorun' olarak gösterilmeye çalışılıyor ancak dün ABD Dışişleri Bakanlığının açıklaması durumun hiç de öyle olmadığını gösteriyor. Sorun; dış politika yerine gerilim politikasından medet umulması...
Bundan tam 2 yıl önce; barış istemek üzere Ankara Garı önünde toplanan binlerce insandan 102'si IŞİD'in katillerinin patlattığı bombalarla yaşamdan kopartıldı. Ve yine aynı günlerde aynı alçaklar tarafından kaçırılan 2 askerden birinin yakıldığı daha birkaç gün önce babasına itiraf edildi sessizce... Bizlerse; saklı gizli katliamların acısıyla baş başa kaldık...