AKPM'nin Türkiye'yi 13 yıl sonra tekrar denetim sürecine alma kararı, iktidar temsilcileri tarafından şaşkınlık ve öfkeyle karşılandı. Oysa ne şaşırılabilecek bir 'sürpriz' karar var ortada ne de kızma şansı... Gelin konuşalım.
Bugün AKPM'de yapılacak Türkiye oylaması aslında sanıldığının da ötesinde anlamlar taşıyor. 2004 yılında çıktığı denetim sürecine tekrar girme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan ülkemiz, ısrarla gözlerden kaçırılmaya çalışılan ekonomik sıkıntılar için de AB ile birlikte olmaya mecbur. Gelin, 2001 yılında yaşanan ekonomik krizi de hatırlayarak konuşalım.
Avrupa Konseyi'nin yarın yapacağı kritik oylama Türkiye'nin AB yolculuğu açısından büyük öneme sahip. Oysa yaşanan büyük hukuksuzluklara rağmen ısrarla 'Milli irade tecelli etti işte, uzatmayın" denilerek sonuçları kabul ettirilmeye çalışılan referandum, bu önemli olaydan kamuoyunun uzak tutulmasına bir vesile olarak kullanılıyor. Gelin biz konuşalım.
Referandumun ardından geçen 5 gün, artık bir toplu değerlendirme yapmayı zorunlu kılıyor. Şimdi oy kaybı ya da kazancından çok, hukuk açısından geldiğimiz noktanın konuşulmasına ihtiyaç var. Çünkü açık hukuksuzluğa rağmen, tartışma bilinçli olarak başka bir eksene oturtulmaya çalışılıyor.