Hani gözü kapalıydı Adalet Tanrıçasının? Gözü kapalıydı da kime dağıttığına bakmaksızın cömertçe tartardı terazisinde adaleti? Biri 6 biri 7 yaşında iki çocuğun, yataklarında uyurken duvarı delen bir panzerin altında kaldığını da mı görmedi? Ya Türkan Saylan'a kanserin yerini ölüme devredeceği aşamada yapılanları? Kimin adaleti bu bahsettiğimiz?
Dış politikadaki beceriksizlik hiç bu kadar net şekilde yansımamıştı söylemlere. Rusya ile uçak düşürme krizi sonucu başlayan, ardından 'domatesimizi almazsan alma lan!' noktasına gelen, oradan 'kardeşim Vladimir'e evrilen süreç 'Ya... aslında... bizim domates de efsanedir, denediniz mi hiç?' şeklinde neticelendi. Neden? Gelin konuşalım.
Dün itibarıyla Türkiye'de Cumhurbaşkanının anayasa gereği tarafsız olma zorunluluğu fiilen ortadan kalktı. Erdoğan bunu 'Aşkıma geri dönüyorum' diye açıkladığına göre şimdi ortada net bir soru var: hepimiz aynı aşkı taşımak zorunda mıyız? AKP'ye oy vermeyenler ne olacak peki? Gelin anayasayı aşkla birlikte tartışmayı deneyelim...
Deniz Baykal'ın sözleriyle siyasette yeni bir tartışma alevlendi. Üstelik bu o kadar 'yani olmayan yeni' bir tartışma ki, bir ucunda çaresizlik bir ucunda bilindik çözümsüzlükleri getiriyor sadece. Mecbur muyuz peki? Bence hayır... ve tam da şimdi tam da bu yüzden talep etme zamanı. Gelin konuşalım.
YSK'nın, referanduma yönelik yapılan 'Tam kanunsuzluk' başvurusunu ret gerekçesi de, bu gerekçeye muhalif üyenin muhalefet şerhi de yaşanan şeyin aslında 'tam hukuksuzluk' olduğunu ortaya koydu.
Ve bu durum artık Türkiye'de yeni bir siyasi yapılanmanın gerekliliğinin de göstergesi.
Ne işe yarar özgür medya? Neden bu kadar büyük önem atfedilir çağdaş dünyada? Ya da şöyle sorayım: özgür medya olmazsa bir ülkede, sıradan vatandaş ne kaybeder? Gelin birlikte değişik bir şey yapalım ve birbiriyle ilgisiz gibi görünen iki rakamı; dünyada basın özgürlüğü sıralamasındaki yerimizle, ekonomik bir veri olarak açlık sınırını karşılaştıralım.